tahtapod.com | Blog

Güzel Kokulardan Kötü Kokulara

​ Hepimiz güzel kokuları severiz öyle değil mi? Evimiz güzel koksun arzusuna nail oluşumuz, misafiri güzel kokular eşliğinde ağırlama isteğimiz, eşimize güzel gözükmek kadar eşimizin yanında güzel kokularla belirme hevesimiz kendiliğinden gelişir durur. İçeride dışarıda, bağda bahçede, sokakta, caddede, kalabalıklar arasında etrafımızı çevreleyen somut döngüler; farkında olsak da olmasak da soluduğumuz nadide kokularla yer yer yaşama sevincimizi artırıp bizleri bulunduğumuz noktada etkisi altına alır. Endüstrinin kollarında şekillenen kozmetik ve parfümeri dünyanın eseri kokular, zaman zaman da itilesi havanın önüne geçiverir. Güncel dinamizmden aldığımız hayatsal dokuya karışıveren, alışkan...
Devamını okuyun
  0 yorum

İYİ Kİ DE AYRILDIK EMİRDAĞLI'M

​ Şiber vana, kosva vana hele hele purjör vanaymış. Alman üretmiş, Batı üretmiş, Amerikalı üretmiş ve buralara kadar, şahinlerin, cilalı boylarıyla güzelim kara kargaların, minik serçelerin, geceleri yıldızların koynunu gıdıklayan en alımlı gözleriyle ishak kuşlarının ötüştüğü bu dağlara, Zigana'ya, Kaçkar'a nereden ulaşacaktılar? Sordum hep bir yarısı ağlamaklı dağlarımın kuzeyine, poyrazın sert estiği, falezlerin mermi gücüyle yayıldığı dik kıyılara, Muson yağmurlarına galebe çalabilecek rahmet duygusunun hızına sordum. Buradaydı dediler, rüzgarın uğultusuna müptela yalçın gerilimler; engebenin en büyüğü, buradaydı. Sanki yeni gelmişti buralara fırtınanın tevellüt bağı, tekamülden hasıl yı...
Devamını okuyun
  0 yorum

SIKILDIM

Sıkıldım. Geçmişe, kitaplara, hatıralara bakıp ah çekmekten... İdeoloji zannetiğimiz, bugünden birhaber, geçmişi az bilip onları taklit etmeye çalışanlardan... Kuru sloganlardan, kalıp tavırlardan... Biz ülkücüleri sayıdan ibaret görenlerden... Salonlar dolu gözüksün diye üretilmiş nesnelerden farksız görülmekten... İşine gelme durumuna göre ağza alınan "Lider, teşkilat, doktrin" putundan... Soğuk savaş yıllarının mirası emir-komutalı hayattan... (Böyle mirasa sokayım) Yüzeysellikten, yaratıcılığımı çalmaya çalışanlardan sıkıldım. Bu yazılanlar bu insanların iktidara geçmesi durumunda neler yapacaklarının iz düşümüdür. Genç arkadaş bu sadece benim hikayem değil senin iç sesindir! Biz Türk mi...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÇÖZÜM DEĞİLSİN

Değdi mi bir kere elin başına
Sen artık millete çözüm değilsin.
Mikrofon boşuna, kürsü boşuna
Sen artık millete çözüm değilsin.

Devamını okuyun
  0 yorum

KARAKTER MESELESİ VE ÜLKÜCÜ HAREKET

​ KAREKTER,ÜLKÜCÜLER ve ORTAM Yucatan Yarımadasında "sisal" denilen bir tür kenevire benzeyen ve elyafı böl olduğundan tekstil sanayiinde kullanılan bir bitki yetişir. Bu işi karlı bulan Amerikalılar Florida'da sisal üretmeye karar vermişler. Iyi bakılmış olan bir araziye ekim yapılmış. Vakit gelmiş bitki büyümüş. Amerikalılar buna pek sevinmişler. Hiera!.. Sisal ticaretini Yukatanlıların elinden aldık. Ürettikleri mahsulü biçtiklerinde bir de ne görsünler? Yaprakların içinde bulunması gereken elyaf yok. O zaman meseleyi anlamışlar. Sisal bitkisi sert toprak soğuk rüzgar sıcak güneşle mücadele ederek gelişiyor ve kemale eriyor. Demek ki hayatının kolaylaştırılması ve mükemmel ortam hazırlanm...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÜLKÜCÜLERİN VİCDANLARIYLA İMTİHANI

​ Genelde Türk milliyetçileri özelde ülkücüler, Türk milletinin refah seviyesi bakımından en şansız evlatlarıdır. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne o damardan gelen vatan evlatları karşılık beklemeksizin ulvi değerler uğruna kendini adayan sosyal, ekonomik ve kültürel yönden en zayıf bir sosyal çevre olmanın ötesine bir türlü geçemediler. Buna rağmen savundukları değerlerin kutsallığını bir an bile tartışma ihtiyacını dahi duymadılar. Ancak onların karşılıksız bu değerlere kendilerini adamaları sürekli birileri tarafından istismar konusu yapıldı. Bazen derin yapıların bazen de bu yapıların izdüşümlerinin kurbanı oldular. Oysa onların kendilerini adadıkları sadece Türk milletinin menfaatleri v...
Devamını okuyun
  0 yorum

Veronica'ya Mektuplar 1

O zaman sen yoktun Veronica. Gece eğer sokakta oynamaya izin alabilmişsem sadece ay ışığı aydınlatırdı önümü. Ama şimdi en koyu, katran karası vakitlerde bile gözümün önünden hiç gitmeyen gözlerin, bir fener gibi ışıtıyordu ufku… Bir gece vakti, Veronica… Bilirsin geceyi ne kadar sevdiğimi. Gece boş boş dolaşıyorum, artık Tanrı'dan başka beni görenin kalmadığı sokaklarda… Akasya ve iğde kokuları içimi okşuyor. Bahçe duvarının bu tarafına sarkan bir dala uzanıp bir elma koparıyorum. Umarım bahçe sahibi hakkını helal eder. Çocukluktan kalma bir alışkanlıkla elmayı pantolonuma silip, büyükçe bir lokma ısırıyorum. Yavaş yavaş çiğnerken elmayı,çocukluğuma dönüyorum.Gerçi öyle çok bahçe düşmanı bi...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ömer Sencer Yuvacı @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum