NE ve NEY

ney-_20190818-111148_1
​ Bu iki sözcüğün kullanımına fena halde takmış durumdayım. Baktığımızda anlam olarak birbiriyle hiç alakası yok. Birisi soru sözcüğü, diğeri ise kamıştan yapılan üflemeli bir çalgı… Fonetik uyumu olsa da semantik olarak yolları hiçbir yerde kesişmez. Ama aynı cümlede kullanabiliriz tabi ki… "Ney nedir?" "Ney sesi ne kadar da güzeldir." "Neyin, tasavvuf musikisinde ne kadar özel bir yeri vardır." Gibi… Buraya kadar sorun yok. Sorun, "ne" kelimesinin yerine "ney" kullanılmaya başlandığında başladı ve ben orada taktım bu şekilde kullananlara… "Ne olmuş?" yerine, "NeY olmuş?" "Ne almış?" yerine "Ney almış?" gibi… Kısacası birileri belki komiklik olsun diye, belki gırgırına NE soru kelimesinin s...
Devamını okuyun
  0 yorum

TANRILARIN DAĞI İDA

ida-2
​ Efsaneye göre ilk güzellik yarışması İda'da yapılmış, Zeus Ganimedes'i buradan kaçırmış, Paris burada evlenmiş… Homeros' un İlyada Destanı'na konu olan Truva Savaşı tanrılar tarafından buradan seyredilmiş. Müslümanlığın yayılmasından sonraki efsaneye göre ise burası Sarı Kız'ın kaz çobanlığı yaptığı yerdir. Kaz Dağları adı, oradan gelir. İşte mitolojinin eşsiz dağı İDA, 21. YÜZYILDA yağmalanıyor. Bereketli toprakları ve efsanevi güzelliğiyle tarihteki pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan İDA, ya da Kaz Dağları; bugün Türkiye Cumhuriyet'i topraklarının bir bölümünün akciğerleri söndürülüyor…Kurdun kuşun, börtü böceğin yuvası yağmalanıyor. Şahıs olsun, devlet olsun; eğer elindeki değerlerin ...
Devamını okuyun
  0 yorum

TATİL GELDİ, HOŞ GELDİ!

ip-atlama
Çocukken en sevdiğim sokak oyunu her kız çocuğu gibi ip atlama, seksek ve dönmeli top oyunuydu. İçi dolu toplar vardı o zamanlar. O kadar çok zıplardı ki o toplar, bulutlara yetişip orada kaybolabileceğini sanırdım.  Bir büyüğüm olan ablam, ben birinci sınıftayken dördüncü sınıftaydı. Her küçük kardeş gibi teneffüslerde genellikle onun arkasında dolaşır, arkadaşlarıyla oynadığı oyunları seyrederdim. Bir gün beni de aralarına almalarıyla ilgili hayaller kurardım. Figen diye bir arkadaşı vardı ablamın. Asker çocuğu… O zamanlar Ardahan'a dışarıdan gelen sadece asker aileler olduğu için çocukları çok dikkat çekerdi. Figen'in yüzünü hiç hatırlamıyorum; ama uzun boyunu, atkuyruğu saçları...
Devamını okuyun
  0 yorum

PİR SULTAN'DAN NAZIM'A

tahtapod-nazm-iin
Hep düşünürüm, ama en çok üç haziranda... Nazım Usta'nın ölüm yıl dönümünde… Neden kendi vatanında değil de başkalarının vatan toprağında yattığını… Neden vatanına, çocuğuna, ailesine hasret, başka birilerinin vatan toprağında göçüp gittiğini… Vatan haini yaftası yapıştırılmıştı değil mi? Komünistti çünkü! Kuvay-i Milliye Destanını yazan bir şair nasıl olur da vatan haini olabilir? … "Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacakları...
Devamını okuyun
  0 yorum

BÜTÜN ANNELER MELEKTİR

annem-baba_20190512-055544_1
Birkaç ay önce bir gün, sınıf kitaplığımızı düzenlerken bir öğrencim; "Öğretmenim sizin anneniz babanız var mı?" diye sormuştu.  "Yok" diyemedim nedense... Belki küçücük çocuğun benim için üzülmesini istemedim, belki arkasından gelecek sorulara gücüm yetmedi, belki de içgüdüsel: "Tabi ki var." dedim.  Sonra kendi kendime neden öyle söylediğimi düşündüm ve aslında doğru bir cevap verdiğime karar verdim.  Evet, dünya fani; bir gün gelen bir gün gidiyor, bu kaçınılmaz... Ama bu dünyadan göçtüler diye biz annesiz babasız değiliz ki...Hatıraları ve kalplerimizdeki yerleri baki... İnsan hangi yaşta olursa olsun, istiyor ki ille de "annem" olsun. Anne her derde deva merhem sanki. Ağl...
Devamını okuyun
  0 yorum

KAN ÇİÇEKLERİ

gelincikler

Gelinciklerin Çanakkale yöresindeki adı "kan çiçekleridir" bilir miydiniz?

Zülfü Livaneli 'nin şarkısında bahsettiği o topraktan süren, candan kopan KAN ÇİÇEKLERİ... Neden biliyor musunuz?

Şehit kabirlerinde açtığı için... Öyle inanılır. Şehit çiçeği de derler. 

Hikmet Çetinkaya'yı tanırsınız. Dünyaca ünlü bir ressamımız. En çok "gelincik" tablolarıyla tanınır. 

Bir süre önce işte o şahane gelincik tablolarının sanatçısı Hikmet Çetinkaya'yı şahsen tanıma şansım oldu. Okulumuzdaki söyleşisi sırasında... Ben bir ressamdan tarih dersi aldım o gün. Tarihe saygı, tarihi doğru okuma, dik duruş dersi... Tarihle duygunun bir tabloda can bulmasını gözlerimle gördüm. 

Devamını okuyun
  0 yorum

HEM İÇİNDE HEM DIŞINDAYIZ ZAMANIN

KRLK-GRMEK

HEM İÇİNDE, HEM DIŞINDA

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

A. Hamdi Tanpınar

Dörtlük A. Hamdi Tanpınar'ın bir şiirindendir. Biz ise bugün hem içindeyiz, hem de dışındayız zamanın.

Ne güzel metinler vardı, bir zamanlar Türkçe kitaplarımızda. Şimdi onlar gibisi yok artık. Onlardan aldık biraz da hayat derslerini. Öğrencilik yıllarımdan mı, öğretmenliğimin ilk yıllarından mı, aklımda kalmış bazıları.

Bunlardan biri de "Bakmak ve Görmek..." Bakmak ve görmek kavramlarının ayrımını o kadar güzel yapmıştı ki... Bir cümleyle özetlemem gerekirse, baktığımız her şeyi aslında görmediğimizi anlatıyordu.

Devamını okuyun
  0 yorum

​EDEP ERKÂN BİLMEK

SE_20190408-135647_1

Söylenecek o kadar çok şey var ki... Hangisinden başlasam bilemedim.

Edep erkân bilmekten başlayayım, sonunu içsel sesime bırakayım. Bir yere götürür elbet beni.

Hiç kimseye edep erkân dersi vermek gibi bir niyetim yok, haddim de değil. Fakat 31 Mart gecesinden beri edebe ve erkâna aykırı o kadar şey yaşadık ki, sussam olmuyor, susmasam olmaz.

Mesela;
İstanbul oylarının tekrar tekrar
saydırılması...

Genel seçimlerde bile iki saatte bütün Türkiye'nin sonuçları alınırken, nasıl oluyor da günlerdir İstanbul sayılamıyor?

Bu hangi kitaba sığar, hangi edep ve erkân usulünde vardır bu kadar gerginlik yaratmak!

Devamını okuyun
  0 yorum

DÖNMEYİ DÜŞÜNMEYENLERİN DESTANI

anakkale

​Çanakkale başka destanlara benzemez; Çanakkale, dönmeyi düşünmeyenlerin destanıdır.

Meçhul Askerlerin, mezun veremeyen liselerin, üniversitelerin destanıdır Çanakkale. 57. Alayın, Seyit Onbaşı'nın destanıdır.

VE ÇANAKKALE MUSTAFA KEMAL'in destanıdır. Sakarya'yı, Dumlupınar'ı Çanakkale'de yazmaya başlamıştır Mustafa Kemal…

Anneler, babalar, öğretmenler Çanakkale'ye götürün çocuklarınızı. Her yaşta… Vatan sevgisi "vatanınızı sevin" demekle kazandırılacak bir olgu değildir.

Devamını okuyun
  0 yorum

DÜNYA KADINLAR GÜNÜYMÜŞ!

TAHTAPOD-8MART

Özel günleri severim aslında... Aile içindeki özel günleri...

Dünyaya dayatılanlardan ise sadece anneler günü özeldir benim için. Belki gözümüzü dünyaya açtığımızda mevcuttu da ondan... Birçok şey gibi o da dayatılmış, farkında olmamış, kanıksamışız. Babalar günü ise sanki babalara ayıp olmasın diye sonradan dayatıldı. 

Hepsi neyse ne de, şu "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" kadar beni irite eden bir gün daha hiç olmadı. Bir kere ortaya çıkış hikayesi herkesin bildiği çok elim bir olay… Pozitif ayırımcılık gibi görünen bu durum gerçekte kadının ezilmişliğinin göstergesidir. Sadece kutlanır; ama tecavüzler, dayaklar ve kadın cinayetleri devam eder.

Bir felaket sonucu farkındalık olsun diye iyi niyetle başlatılmış belki de...(Amerika'dan yayılınca iyi niyete de inanamıyor insan.)

Devamını okuyun
  0 yorum