​90'lı yılların sonuydu sanırım. Kırıkkale yıllarım. O yıllarda bir grup arkadaşla okula servisle gidip geliyorduk. Erkenden yollara düşer, herkesten önce simit peynirimizle okula gelmiş olurduk.Yardımcı personel olan arkadaşlarımız bizden de önce gelir, okulu açarlardı. Diyelim ki, Ayşe hanımla, Ahmet olsun adları. Çok severdim ikisini de. Çocukları ve işlerini severlerdi çünkü. İşini a...
​Annem bize küçükken bir masal anlatmıştı. Yeri geldiğinde de o masalı hep hatırlatırdı.  BALIKÇININ KARISI......Vakti zamanında küçük bir kulübede fakir bir balıkçıyla haris karısı yaşarmış. Balıkçı her gün gölden balık tutarak geçimini sağlarmış.Bir gün oltasına nasıl olmuş ne olmuşsa, konuşan bir balık takılmış. Balıkçı balığı tam sepete atacakken balık dile gelmiş. Balıkçıy...
​KASIM SICAĞI "Yine aylardan kasım, sanki sende kaldı bir yarım, Her nefesim her anım, sanadır canım."…Güzel şarkıdır. Geçen hafta Eymir Gölü'ne gezi yapmıştık öğrencilerimizle. İçimden hep bu şarkıyı söylemiştim, gölün etrafında yürürken. Ankara'da yaşayanlar bilirler. Çok keyiflidir Eymir'in etrafında yürümek. Şehrin gürültüsünden uzak, sessiz, sakin…Çok ender motorlu taşıt girer içeri...
​Bu iki sözcüğün kullanımına fena halde takmış durumdayım. Baktığımızda anlam olarak birbiriyle hiç alakası yok. Birisi soru sözcüğü, diğeri ise kamıştan yapılan üflemeli bir çalgı… Fonetik uyumu olsa da semantik olarak yolları hiçbir yerde kesişmez. Ama aynı cümlede kullanabiliriz tabi ki…"Ney nedir?" "Ney sesi ne kadar da güzeldir." "Neyin, tasavvuf musikisinde ne kadar özel bir yeri v...
​Efsaneye göre ilk güzellik yarışması İda'da yapılmış, Zeus Ganimedes'i buradan kaçırmış, Paris burada evlenmiş… Homeros' un İlyada Destanı'na konu olan Truva Savaşı tanrılar tarafından buradan seyredilmiş.Müslümanlığın yayılmasından sonraki efsaneye göre ise burası Sarı Kız'ın kaz çobanlığı yaptığı yerdir. Kaz Dağları adı, oradan gelir. İşte mitolojinin eşsiz dağı İDA, 21. YÜZYILDA yağm...
Çocukken en sevdiğim sokak oyunu her kız çocuğu gibi ip atlama, seksek ve dönmeli top oyunuydu. İçi dolu toplar vardı o zamanlar. O kadar çok zıplardı ki o toplar, bulutlara yetişip orada kaybolabileceğini sanırdım.  Bir büyüğüm olan ablam, ben birinci sınıftayken dördüncü sınıftaydı. Her küçük kardeş gibi teneffüslerde genellikle onun arkasında dolaşır, arkadaşlarıyla oynadığı...
Hep düşünürüm, ama en çok üç haziranda... Nazım Usta'nın ölüm yıl dönümünde… Neden kendi vatanında değil de başkalarının vatan toprağında yattığını… Neden vatanına, çocuğuna, ailesine hasret, başka birilerinin vatan toprağında göçüp gittiğini…Vatan haini yaftası yapıştırılmıştı değil mi? Komünistti çünkü!Kuvay-i Milliye Destanını yazan bir şair nasıl olur da vatan haini olabilir?…"Dağlar...
Birkaç ay önce bir gün, sınıf kitaplığımızı düzenlerken bir öğrencim; "Öğretmenim sizin anneniz babanız var mı?" diye sormuştu. "Yok" diyemedim nedense... Belki küçücük çocuğun benim için üzülmesini istemedim, belki arkasından gelecek sorulara gücüm yetmedi, belki de içgüdüsel:"Tabi ki var." dedim. Sonra kendi kendime neden öyle söylediğimi düşündüm ve aslında doğru bir cevap v...

Gelinciklerin Çanakkale yöresindeki adı "kan çiçekleridir" bilir miydiniz?

Zülfü Livaneli 'nin şarkısında bahsettiği o topraktan süren, candan kopan KAN ÇİÇEKLERİ... Neden biliyor musunuz?

Şehit kabirlerinde açtığı için... Öyle inanılır. Şehit çiçeği de derler. 

Hikmet Çetinkaya'yı tanırsınız. Dünyaca ünlü bir ressamımız. En çok "gelincik" tablolarıyla tanınır. 

Bir süre önce işte o şahane gelincik tablolarının sanatçısı Hikmet Çetinkaya'yı şahsen tanıma şansım oldu. Okulumuzdaki söyleşisi sırasında... Ben bir ressamdan tarih dersi aldım o gün. Tarihe saygı, tarihi doğru okuma, dik duruş dersi... Tarihle duygunun bir tabloda can bulmasını gözlerimle gördüm.