Mehmet Alp'in Defteri

1973'te Samsun'da doğdum.


1981'da Almanya'ya geldim.


Öğretimimi Almanya'da tamamladım.


Frankfurt Goethe Ünüversitesi'nde İktisat ve Siyasal okudum

İSRAFIN KRALLARI

israfinKralligi

Britanya Kraliyeti Hindistan'ı 1858'de Doğu Hindistan Şirketi'nden (East India Company) devraldı ve 1870 yılında Hindistan Britanya Kraliyetine resmen dahil edildiğinde Hindistan'da 600 civarı beylik varmış. Bunların bazıları Avrupa ülkeleri kadar büyük nüfusa sahipken örneğin en küçükleri olan Vijanoness'in toplam nüfusu 200 civarındaymış.

Sadece en büyük beyliklerin hükümdarları hangi dinin mensubu olduklarına göre krallar kralı, yani maharaja, navab (hindu) veya nizam (müslüman) ünvanına sahipmişler.

Devamını okuyun
  0 yorum

HİTLER'İ KANDIRAN ADAM

HitlerLuetecke

"Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur."

İsmet İnönü

Bu okuyacağınız gerçek hikaye bir memleketin kurtuluşu üzerine olmadığı gibi, kendini başkaları veya toplumun refahı için feda eden bir kahramanın hikayesi de değil.

Bu hikaye ahlaksız, soğukkanlı, küstah bir şerefsiz 'anti-kahramanın' hikayesi.

Bu hikaye sahtekarlığı kendine hayat tarzı olarak benimsemiş, 1938 yılında, o zamana kadar dünyanın gördüğü en acımasız ve canavar diktatörlerinden biri olan Adolf Hitler'e gücünün doruğundayken şantaj yapacak kadar 'cesur' bir (daha uygun bir tanımlama bulamadığım için affınıza sığınarak yazıyorum) puştun hikayesi.

Devamını okuyun
  0 yorum

ABD'yi NASIL YIKARIZ

abdyiNasilYikariz

Bir kaç hafta evvel ABD başkanı Trump Obama'nın başkanlık döneminde atanan bir supreme court hakimi hakkında 'Obama hakimi' gibi bir ifadede bulunmuş. Bunun üzerine kendisi cumhuriyetçi bir başkan tarafından atanan John Roberts supreme court başkanı olarak konuyla alakadar şu demeci vermiş:

'Sahip olduğumuz, huzurlarına çıkan herkese karşı aynı adaletle davranmak için ellerinden gelenin en iyisini yapan, kendilerini adamış sıra dışı bir grup hakim. Bu bağımsız yargımız hepimizin müteşekkir olması gereken bir değer.'

Bu olayı duyduktan sonra kesinlikle söyleyebilirim ki, bırakın iPhone'un demosunu, isterseniz gerçeğini kırın, böyle hakimlere sahip olan devleti yıkmakta zorlanırsınız. 

Devamını okuyun
  0 yorum

ÜLKÜDAŞ DEĞİLİZ!!!

ulkudasdegiliz
 Bu yazı 28 Aralık 2015 tarihinde yazıldı. Peşinen söyliyeyim de sonra 'Ne demek istedin?', 'Kime demek istedin?' olmasın; Siz benim ülküdaşım falan değilsiniz. Ülküdaş aynı ülküye inanan, aynı ülküye hizmet eden, yani kısacası aynı ülküyü paylaşanlara denir. Ben bugüne dek elimde ülkümetreyle kimsenin ülküsünü ölçmeye kalkmadım! Fikrimizle alakası olmayan, saçma sapan kriterler uydurarak bunlara göre kimseye ' Ülkücü böyle yapmaz, şöyle olmaz... ' demedim! Hala da sizin ülkücülüğünüz sorgulamıyorum. Sadece artık aynı ülküye inanmadığımızdan ve hizmet etmediğimizden eminim. Ben Türk Milliyetçisiyim. Dolaysıyla ülküm Dünya Türklüğü'nün manevi ve maddi refaha ulaşması, ulaştığı zaman bu r...
Devamını okuyun
  0 yorum

YOK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Atina_Okulu
​ Neo 'seçilmiş kişi' (the ONE) olmasa, kırmızı hapı yuttuğuna pişman olur muydu? Bence Cypher'in ' cehalet saadettir... ' sözü pek de hafife alınmamalı… Aslında Cypher'in orijinal İngilizce diyalogda kullandığı 'ignorance...' kelimesi Türkçemizde 'bilgisizlik' ile eş anlamda kullanılan 'cehalet' kelimesinden daha öte bir anlam kapsar. Çünkü 'ignorance' bilgisizliğin yanı sıra ve bir de 'umursamazlık' içerir. Yani bir şeyi bilmemek ve bununla beraber zerre kadar umursamamak... Kişinin kendi için önemsemediği bir şeyin başkaları için önemli olup olmadığını takmaması, bir nevi duyarsızlık yani. Hikayede Morpheus (antik Yunan mitolojisinde 'Rüya Tanrısı'), Neo, Trinity ve ar...
Devamını okuyun
  0 yorum

KRİSTAL GECE - III

KristalGece-III
YOL AYRIMI Devrimci deniz askerleri küçük gruplar halinde ülkenin tüm şehirlerine gitmeye başlamıştı. Gittikleri her şehirde ciddi bir tepkiye uğramadan askeri ve sivil yönetimini devralıyorlardı. Sadece Lübeck ve Hannover'de bölge komutanları silah gücü ile direnmeye çalışmış ama başarılı olamamışlardı. Sokaklara bir devrimden ziyade adeta bir kurtuluş bayramı havası hakimdi. Sadece işçiler değil, 4 yıldır süren savaştan bezmiş olan tüm halk devrime destek veriyordu. 7 Kasımda kuzeydeki sahil kentleri İşçi ve Askerler Konsey'inin ellerine geçmişti. Peşlerini Braunschweig, Frankfurt am Main, Hannover,Stuttgart ve Münih takip etmişlerdi. Münih'te Bayern Kralı III. Ludwig devrildi. Büyük bir y...
Devamını okuyun
  0 yorum

KRİSTAL GECE - II

KristalGece-II
YENİ BAŞLANGIÇ  ​ Heinrich'de Franja ile beraber von Hartwich'lerin evine yerleşmişti ama burada uzun kalma niyetinde değildi. Bayan von Hartwich Heinrich'in geri dönüşünün ertesi sabahı çocuk bakıcılarını ve savaştan dönmüş kocasını kahvaltıya davet etmişti. Kahvaltıda Bay von Hartwich Heinrich'in geri dönüşüne ne kadar sevindiklerini dile getirdi: "Heinrich, eşin Franja ailemizin mensubu oldu sayılır. Çocuklar için hiç tanımadıkları halalarının yerini aldı. Ona güvenimiz sonsuz. Zaten güvenmesek çocuklarımızı emanet etmeyiz. Senin de bu evde her zaman yerin olduğunu bilmeni isterim. Zor bir zaman geçirdin. Dinlenmene ve tedavine odaklan. Doktor arkadaşlarımla konuştum, onların da görü...
Devamını okuyun
  0 yorum

KRİSTAL GECE

KristalGece-I

YORGUN ASKER 

Heinrich ve eşi Franja bir kaç sene sonra kimsenin Hitler ve Nazileri hatırlamayacağına inanıyorlardı. Ciddiye alınacak, toplumun sıkıntılarına gerçek çözüm olacak bir politikaları yoktu. Ancak insanların sıkıntılarını ve korkularını kullanıyorlardı. Ama bunlar da bir şey değiştiremeyeceklerdi.

1. Dünya Savaşı'ndan önce Polonya'dan atalarının vatanı Almanya'ya gelmiş ve Bremen'e yerleşmişlerdi. Her ne kadar ikisi de daha önce hiç Almanya'da bulunmamış olsalar da kanunen Alman vatandaşıydılar. Zaten biri Alman vatandaşı olmasa bile eş durumundan o da vatandaşlığa alınıyordu. Daha yeni evli sayılırlardı. Heinrich baba mesleği terziliği öğrenmişti. Polonya'dan yanlarında getirebildikleri az bir sermaye ile Heinrich bir giyim mağazası açmak istiyordu. Öyle büyük bir şey değil, zaten büyük bir mağaza için yetmezdi paraları. Tam 'yeni vatanlarına' yerleşmiş ve dükkan için uygun mekan ararken 1. Dünya Harbi başlamıştı ve Heinrich askere gitmişti.

Devamını okuyun
  1 yorum

KIZIL DEVRİM - IX

KizilDevrimIX

Kızıl Terör

Bolşevikler gücü ele alır almaz her türlü muhalif düşünceyi yok etmeye başlamışlardı.

Lenin en önemli, en korkunç şeyleri bile en can sıkıcı isimler arkasında saklamayı çok iyi başarmasını biliyordu. Onun için 7 aralıkta kurduğu kuruma 'Bütün Rusya'nın Karşı Devrim ve Sabotajla Mücadele Olağanüstü Komisyonu'nu adını vermişti. Bu kurum daha sonra kısaltma ismi 'Çeka' altında dünya çapında terör,, vahşet ve korku rejiminin özleşdiği isim olarak tanınacaktı. 

Devamını okuyun
  0 yorum

KIZIL DEVRİM - VIII

KizilDevrimVIII

Zorba

Gregoryen takvimine göre 8 Kasım, Jülyen takvimine göre 26 Ekim sabahı saat 3 civarı Rusya'nın Şubat Devrimi'nden sonra kurulmuş olan yönetim sistemi fiilen sona ermişti.

Bu kapsamda ne kadar ihtilal veya devrimden bahsetmenin doğru olup olmadığı hala tartışılır. Zira şubat devriminden sonra anayasa oluşturucu bir toplantı gerçekleşmemişti. Çar'ı devirenlerin arasında bulunan bir kesim, Çar'ı beraber devirdiklerini tekrar devirdi. Yani devrim veya ihtilalin bir kaç çocuğu devrimin diğer çocuklarını yemişti.

Böylece henüz 7 ay evvelinde sürgünde olan Lenin ülkenin yeni güçlü hükümdarı olmayı başarmıştı.

Devamını okuyun
  0 yorum