BİZİM MAHALLE SEVER

bizimmahalleseve_20231208-152640_1

Bizim mahalle sever…

Bakmayın öyle sert mizaçlı, keskin sözlü olmalarına, aslında sever bizim mahalle.
Belki yeni nesil bilmez ama 'gönül seferberliği' ampulün soğuk ışığıyla değil hilalin yüreğe dokunan ısısıyla başlamıştır.

'Dürüstlük', 'namus', 'ahlak' gibi kavramlar bizim mahallede kimsenin ağzından düşmez.
Bizim mahalleye göre korkusuz, net, açık olmalıdır insan.
Onun için ne düşündüğünü söyleyenleri sever bizim mahalle…

Yeter ki düşündüğünüz bizim mahallenin sloganlarıyla bağdaşsın,
yeter ki bizim mahalleden kimseyi eleştirmeyin,
yeter ki mahallelimizin ezberini bozmayın.

Bunları yapmadığınız sürece, yani bizim mahallenin rahatını bozmadığınız sürece, düşündüğünüzü açıkça söyleyebilirsiniz.
Ve Allah için sizi bundan ötürü kutlarlar.

Ama sakın ha 'Şu konuda acaba yanlış yapıyor muyuz?' diye sormak aklınıza gelmesin…
Hele hele muhtarı eleştiremeye kalkarsanız, işte o zaman o sevgiden, hoş görüden, gönülden seferberlikten eser kalmaz ve mahallenin diğer yüzünü görürsünüz.
Kanser eder sizi, tüketir, bitirir.

Haklı olup olmadığınız kimsenin umurunda değildir,
kimsenin yanlışı düzeltip doğruyu yapmak gibi bir telaşı gayesi yoktur.
Diğer mahallelere bırakın çuvaldızı, ister mil, şiş, bıçak, hançer veya kılıçla girişin, yeter ki bizim mahalleye iğine falan göstermeyin.

Aslında tuhaflık vardır;
Çünkü dedim ya "Bizim mahalle sever".
Ve sadece sevmekle de kalmaz.
Hatır, vefa önemlidir bizimkiler için.
Yeri gelir ocakta içilen çay unutulmaz,
yeri gelir aynı tastan içilen çorbanın edebiyatı yapılır…

Yapılır yapılmasına da, sadece bizimkilerin konfor alanlarına dokunmadığınız sürece.
Böyle bizimkilere "gözünün üstünde kaş var" demek gibi bir hatada bulunduysanız, ne çayın, ne kahvenin, ne kırk yılın, ne de çorbanın hatırı kalır.
Asla affetmezler.
İşte o zaman hiç artlarına bakmadan daha mahalleye yeni girmiş, mahallenin huyunu, suyunu, değerini, değerlisini bilmeyenlere gözlerini kırpmadan değişirler sizi.
Hele hele bu yeni gelenler biraz mahallenin ağzına alışmış, sloganlarına hakimlerse var ya…
Onlardan iyisi yoktur.

Bir de eskiden bizim mahalleden olanlar vardır.
Onları da unutmaz bizim mahalle.
Bizim mahalleyi terk ederken eski muhtara yaptıkları ihanetler, hakaretler unutulur ama eski
komşuluklar, sıra arkadaşlıkları, dönem arkadaşlıkları, koğuş arkadaşlıkları unutulmaz.

Bunda da bir tezat vardır.
Çünkü güya herkes eski muhtarı çok sever.
Ne de olsa mahalleyi mahalle yapan muhtardır.
Ama nedense kimse olayları, düşünceleri eski muhtardan öğrendiği ölçülerle değerlendirmez ve eski muhtarın fikri ile tamı tamına ters söylem ve eylemlerden çekinmez.
Dolayısıyla; bizim mahalle tezadı da sever.

Eee tabii bu tür tezatların mantıkla açıklanmayacağının, davranışlarındaki tutarsızlığın farkındalardır aslında.
Ama fark etmez, çünkü her tutarsızlığı, her gevşekliği, hatta her yavşaklığı işlerine geldiği gibi örtbas edebilecek edebiyatları, bahaneleri vardır.
Bu bahaneler ile başkalarını kandırdıklarına gerçekten inanırlar mı, yoksa başkalarının ne dediği zerre umurlarında değilken, kendilerini kandırabilmenin verdiği rehavete kanmakla yetinirler mi bilinmez.
Ama bizim mahalle bahaneyi çok sever.

Zaten bahane bulunmazsa belirsiz bir geleceğe ertelenir her şey.
Onun için sadece bahaneyi değil, '…cek' ve '…cak' ile biten fiillerle kendini kandırmayı da çok sever bizim mahalle. Ve en az kendini kandırmayı sevdiği kadar o '…cek' ve '…cak' ile biten fiillerin gerçekleşmesi için hiçbir şey yapılmayan edilgenliği de sever.

Fazla okuyup araştırmaz bizim mahalle.
Onun içindir kulaktan dolma laflara bu kadar kolay tav olmaları.
Onun içindir sloganlara düşkünlükleri,
onun içindir fikirden ziyade kişileri önemsemeleri.
Yani bilgi zor gelir, ağır gelir ama bizim mahalle dedikoduyu iftirayı sever.
İftira atmasa da atılmış iftirayı ağzını doldura doldura etrafına taşımayı sever.

Biraz okuyanlar da kendini hemen bilimin nirvanasında görür.
Yarım yamalak bilgisi ile,
öğrendiği doğru mu yanlış mı araştırmadan,
okuduğunu anlamadan ahkam kesmeyi,
karşısındakinin bilgisini tartmadan ayar vermeyi sever.
Küstahlığı sever.

Onun için kolaydır bizimkileri yönlendirmek.
Yeter ki birinin ağzı biraz laf yapar olsun,
biraz mürekkep yalamış gibi görünsün,
biraz da racon kesmesini bilsin…
Çok kolay gaz verir bizimkilere.
Çünkü bizim mahalle gaza gelmeyi sever.

Elbette mahallelinin tümü böyle değildir.
Bazıları sesini çıkaramasa da yanlışa boyun eğmez,
en azından bilerek eğmez.
Sesini çıkarabilenler de doğrunun yanında yer alırlar.
Ama onları kolay dışlar bizim mahalle.
Çünkü adam harcamayı, dışlamayı sever.

Belki şimdi bazılarınız bütün bu yazdıklarıma rağmen böyle bir mahalleyi nasıl hala
benimseyebildiğimi, bu mahalleye nasıl hala aidiyet duyabildiğimi soruyordur.

İşte bu var ya,
bizim mahalleyi tanımayan, bizim mahalleyi bilmeyene anlatması çok zor bir his.

Bizim mahalle öyle 20-25 yıllık bir mahalle değil.
Onun için bizim mahalleyi bazı eskilerin yavşaklığıyla, bazı yeni yetmelerin piçliğiyle
değerlendirmek haksızlık olur.
Bakmayın günümüzdeki varoş görünümüne.
Bu mahalle benden çok çok önce yaşamış, hatta yüz yıllar önce Türk tarihinin en büyük liderleri, en iyi düşünürlerinin fikirleri üzerine kurulmuş, temeli Türk tarihi olan bir mahalle.
Aksi takdirde bu mahalleden rahmetli Fırat gibi bir yiğit çıkamazdı.

Evet,
insanlığın içinde barınan her türlü ahlaksızlığa, adiliğe, şerefsizliğe bizim mahallede rastlamak mümkün ve rastladım da.
Ama diğer yandan hayatımda tanıdığım en kaliteli, en namuslu, erdemli, ahlaklı, dürüst, şerefli ve onurlu insanlarla ben bu mahalle sayesinde tanıştım.
Onlar bu mahallenin öz be öz evlatlarıydı.

Ve o öz evlatları var ya…
işte asıl onlar sever.
Türkü, Türklüğü,
bu milleti, bu vatanı, bu bayrağı…
Hesapsız, kitapsız, karşılıksız, beklentisiz.
Hem de canlarından çok sever.



×
Yayınımıza abone olun

Sayfamızda yayımlanan yazıları kaçırmamanız için yayınımıza abone olun.
Aboneliğinizi istediğiniz zaman sonlandırabilirsiniz.

Mısır'ı Tanıyalım: Geçmişten Günümüze Mısır'ın Tar...
NADASA BIRAKTI TOPRAK KENDİNİ

İlgili İletiler

 

 Galeri

 Blog Takvimi

Lütfen takvim görünümü hazırlanırken bekleyin