35'İNDEN SONRA AŞIK MI OLDUN ENGİNCİM
35'İNDEN SONRA AŞIK MI OLDUN ENGİNCİM
Kaç tane stüdyo mikrofonu aldıysam muhafaza edemedim. Mikrofonlardan biri, sanırım oksitlendi de bozuldu; diğer ikisinin üzerine henüz kapaklarını açmadığım ağır kitap kolileri düşünce kırıldı. Zaten ne geldiyse başıma çok okumaktan geldi sayın okur.
Koliler mikrofonların üzerine düşüp kırılmalarına sebep olunca ben de kırıldım tabii, hiç boş durur muyum?
Adına ne dersin; talihsizlik mi, dikkatsizlik mi? Bilmiyorum; yine de bir şey dersin veya " Gittin de dandik bir şeyler mi aldın?" dersin. Ben de sana " Hayır, gayet de kaliteli mikrofonlar aldım" der, başıma bunların geldiğini yineleye yineleye söylerim.
Mikrofonlar kırılınca yenisini almaktan vazgeçtiğim sırada sosyal medyada önüme yapay zekâ tarafından seslendirilen bir şiir düştü. "Gerçek sese bin çeker" deyip böylesi sesleri gizliden gizliye takibe aldım. Nihayetinde reklama girmesin diyerek adını vermek istemediğim, seslendirme işi yapan bir yapay zekâ uygulamasını satın aldım. Uygulamada son derece karizmatik, bariton, pürüzlü, ağır abi, siyah ceketli, hafiften mafya(!) suratlı bir adamın sesine karar kıldım. Öyle profesyonel bir ses ki sana bana bin çeker; bununla da yetinmez, gider üstüne bin daha çeker.
Adam çeke çeke binlere ulaşınca tamam dedim. Bu ses tam bana göre; kendim okuyacağıma bu sese okutayım şiirlerimi. Yemişim yeni stüdyo mikrofonunu, al sana yapay zekâ mikrofonu, istediğini okut.
Sabah kalktın, sesin kötü mü kötü! Of of, gene hasta oldun! Karnın mı ağrıyor, ishal(!) mi oldun...aç mısın; şu musun, bu musun? Şu bu, o bu falan hepsi sesini olumsuz etkiliyor; çünkü sen insansın, senin bir modun var, düştü mü şiir miir okuyamazsın; hele hele diyafram nefesini ayarlayamazsan kedi ciyaklaması gibi bir şey çıkar ortaya; fakat bu, bu öyle mi? Bu, hazır kurulu sistem. Yüklüyorsun şiiri, şıp diye okuyor. Duygunun değişik tonlarını bile veriyorsun sese. Yeter ki sen yazmayı bil.
Yazmayı bilen biri olarak bir ay gibi kısa sürede yapay zekâya 16 kısa serbest şiir okuttum. Sonra bu şiirleri aynı anda Instagram hesabım ile YouTube hesabımda paylaştım. Paylaşmaz olaydım; mikrofonların kırılmasına kırıldığımdan daha çok kırıldığım şeyler yaşadım. Yaşadıklarımı aşağıdaki gibi aktarmak istiyorum sayın okur:
Söz veriyorum, mahalle baskısı azaldığında veya sonlandığında; komşum, amcam, dayım, akrabam ipe(!) götürmediğinde, kendimle bilek güreşimi kendim kazandığımda serbest şiir paylaşımlarımı yeniden başlatacağım.
" 35 yaşından sonra âşık mı oldun Engincim? Bak demedi deme Engincim, bu hal iyiye gidişi işaret etmiyor! 35'inden sonra abayı mı yaktın sen? " diyenlere ne desem sizce? " Hayır abayı değil, sobayı mı yaktım? " desem. Yani seviyesi Mariana Çukuru'nda kalan böylesi tiplerin yanına epey bir uğraş sonucu bende mi insem, diye düşündüm.
Dünya birçok baskı gördü; şehir, kasaba, mahalle çok baskı gördü ama en şiddetlisini kendi mahallesinden gördü. Bak, bu konuda eminim diyebilirim.
"35'inden sonra âşık mı oldun Engincim" söyleminin kollarını sıyırıp Enginim'e bağlayan sayın mahallemin baskısı, hiç iyi bilmiyor ki yazdığım 16 adet âşk temalı serbest şiiri sanat âşkıyla işledim ve dijital dünyaya satır satır armağan ettim. Peki, sonra ne oldu? Mahalle baskısı 16 adet şiirimin ölümüne sebep oldu. Bu ölümün sorumlusu mahalle baskısına sormak istiyorum: Aşk temalı bu 16 adet şiiri ben değil de çok çoook ünlü bir isim paylaşsaydı o zaman ne diyecektiniz?
"Adam iyi bir ses sanatçısı; kadın ünlü bir yazar ya sanatına sanat katıyor mu?" diyecektiniz.
Ünsüzlük sanat yapmamak mıdır ve ünsüzlük ünlülüğün kurbanı mıdır?
Misal 50 bin, 100 bin ve üzeri takipçili bir Instagram hesabı 10-50-100-500 takipçili bir hesaba istek gönderse 100 bin takipçili hesabın isteği kişisel olmaktan çıkıyor mu? Aynı hareketi 5-10-50-100 takipçili hesap gerçekleştirdiğinde özel alan mı doğuyor; o zaman aile, eş hesabı mı devreye giriyor?
Şunu demek istiyorum: toplumların algı mekanizması, bireysel algıyı kendi kalıbına secde edercesine uyduruverdi.
Ya Mariana Çukuru'na inip mahallenin baskısıyla özdeşleşeceğiz ya da çukurun yanından yöresinden geçmeden mahalle baskısız bir alan yaratacağız sayın okur.
Engin Yeşilyurt
Sayfamızda yayımlanan yazıları kaçırmamanız için yayınımıza abone olun.
Aboneliğinizi istediğiniz zaman sonlandırabilirsiniz.
