Yade

​sis perdesi aralanmışken
üşümüş ellerimle ben durmuşuz
fersude akşamlarda
bir martının aç kalmış çığlığına saklamışız kimliğimi
çakırkeyf yıllara bakıp unutmuşuz ateşe koşan
boncuk boncuk öpüşleri

Devamını Oku
  0 yorum

SESİN FİRUZAN SESİN

Mayıs ılık bir esinti ile gelmişti ve ipiltili sabahında güvercinler şakıyordu. Kent, iki mevsimdir vazifesinden kaçınan güneşi yine de bir azizi karşılar gibi karşılamıştı. Evlerin temizlik telaşı bitmiş ve göğe aralanan pencerelerinden çiçek kokuları yayılıyordu.

Tahta panjurlu evde bir değişiklik yoktu. Yıllar yılı aralanmamış beyaz perdesi artık haki renge çalıyordu. Bu kirli perdenin ardında, Fikret adlı bir ihtiyar, yalnız başına yaşardı.

Panjurun kenarından sızan iyot kokusuyla uyandı. Sahil kentinin yerlisi olmasına rağmen bu kokuya alışamamıştı. Her sabah boğazı gıcıklanır, öksürerek yataktan kalkardı. Bu kez de öyle olmuştu. Öksürerek yataktan çıktı, banyoya geçti. 

Devamını Oku
Etiketler:
  0 yorum

Bu da bir Mektup

Seni bana anlatan satırlara bakmaktan bıkmadım. Eskiden her bir fotoğrafını incelerdim şimdi ise karşımda oturmuş sigaranın dumanıyla kayboluyorsun.

Umursamaz gözlerinle etrafı kolluyorsun. Kemancılar geliyor arkadan selam veriyorsun. Narin, kırılgan ellerinle bir o kadar derin sesinle. 

Bugün neler yaptın? 

İlayda bende seninle konuşacaktım yani daha doğrusu bir şey konuşacaktım. Sana 14 yaşındayken bir söz vermiştim, 18 olduğunda...

Evet, hatırlıyorum. 

Artık zamanı geldi, beni bunca zaman sevebileceğini düşünmemiştim, kabul edemedim. Sana bir kitap aldım bayadır arıyordun malum. 
Devamını Oku
  0 yorum