Necla Kezban Turan henüz özgeçmişini yazmamış

bir oyunda
şiirimi saklasın çocuklar

yüzümden dökülen bin parça
yağsın kar -uzun uzadıya say
gözlerim görmesin varsın
sevildiğinizi bilsem yeter bana
içimi yılmadan çeken dağlar

bir anlık hayali toplar ince sine
deliler ve diriler
döner durur yine aynada
çiçeklerle konuştuğun gibi konuş benimle
durma ha!

​içtik sonuna kadar
ağlamaklı türkülerin telvesini topladı
ağlamanın yetmeği bir zaman
tahta masan sandalyen çiçeksiz de olsa
saksılar bîhaber bundan
bir de çocuklar giyerler üşüyerek
yalansız eldivenlerin hasını
iyisi mi sen sevgilim
çekme içine kibrin muammasını

gibiler şiiri esnetir derler
desinler
için gülüyor İstanbul gibi
gözlerinden anladım

bir resimdi annem eskimeyen
tuttu elimden bırakmadı
taktım şarkıları radyoya sesim son ses
ağırlığımca özne birikti benim yüzümden zamana
topallıyorum hüzün
yürüyorum karınca
duası kaldı
açılmış göğün bilmem kaçıncı katında​

​sis perdesi aralanmışken
üşümüş ellerimle ben durmuşuz
fersude akşamlarda
bir martının aç kalmış çığlığına saklamışız kimliğimi
çakırkeyf yıllara bakıp unutmuşuz ateşe koşan
boncuk boncuk öpüşleri

​içimin ıssızlık halleri bunlar
bulutlar evleri geçti az önce
gül batığı notalar duydum
bazıları dikenli
şarkı söylemeyen notalar

gürlüyor içimiz
biraz sonra yağacak
balk oynuyor kelimeler bak
varsın alsın kıyamet bizi
eksik olsun bu defa şemsiyemiz

ilkyazdan bir gündü
susmuş halimi söktüm nihayet
kışlık kazaktan
iplerin dili olsa da konuşsa şimdi
gök çizdim kırık kiremitten
kırmızıydı yer
yüzümün sateninde gezdi uçaklar
bulutları yamadım tek tek

çocukluk işte