tahtapod.com | Blog

Kizum Ateynis Oldi!

DİKKAT: Öyküde adı geçen karakterlerin gerçek hayatta bir karşılığı yoktur! Bugün sabah 9.00'da başlayıp 15.10 geçe tamamladığım, çok mu çok uzun bu öyküyü sabredip zaman ayırıp okuyacak olanlara şimdiden teşekkür ederim..! ..... Zeliha günden güne değişti. Daha 17'sinde olmasına rağmen köklü değişim adeta bütün hücrelerine değin işledi. Dünkü değerlerini bir bir kenara itip okuduğu sosyalizm içerikli kitapların, dindar hükümet sisteminin yanlış politikaları; cemaat ve tarikatların kıstırıcı, boğucu, samimiyetsiz atakları, ülkenin siyasetine burnunu sokan idari serzenişleri yüzünden kendince doğru bildiği yöne doğru hızlı adımlar atmaya başladı. Her yirmi dört saatte bir farklılaşan beynine ...
Devamını okuyun
  0 yorum

KORKU

​Yaşlanma korkusu, işsiz kalma, çirkinleşme, kel kalma, evsiz kalma korkusu, yalnız kalma, beni artık kimse sevmeyecek korkusu ve daha binlerce korku. 

Bu kadar çok korku olunca elbette bu korkuların pazarlayıcıları da oluyor.
Siyasetçiler, dinler, kozmetikçiler, cemaatler, özel zannedilen günler.

Özel zannedilen günler derken şunu demek istiyorum. Bi insan sadece bi gün değil, her gün özeldir. Ama içinde bulunduğumuz dünya düzeni öyle bi hal aldı ki, sadece belirli günlerde özel olduğumuzu zannediyoruz. Sevgililer günü,anneler günü vb.

Ayrıca normalde 3-5 tlye satılan güller bu özel günlerde 15-20 tl oluyor.

Aklıma gelmişken anneler gününde ve kadınlar gününde reklamlarda niçin hep ev araç gereçleri annemiz yahut kadınlarımız için en iyi hediye şeklinde gösterilmektedir? Yani kadının hayatı mutfak robotları ve ev işlerinden mi ibarettir? Asla! ancak kapitalist ve ataerkil toplumlar yavaş yavaş ve göstere göstere bunları gözümüze sokmaktadırlar. Gözümüze sokulan bu saçmalıklara karşı kör olduğumuz günlere uyanmak dileğiyle!

  0 yorum

SESİN FİRUZAN SESİN

sesinfirusansesin

Mayıs ılık bir esinti ile gelmişti ve ipiltili sabahında güvercinler şakıyordu. Kent, iki mevsimdir vazifesinden kaçınan güneşi yine de bir azizi karşılar gibi karşılamıştı. Evlerin temizlik telaşı bitmiş ve göğe aralanan pencerelerinden çiçek kokuları yayılıyordu.

Tahta panjurlu evde bir değişiklik yoktu. Yıllar yılı aralanmamış beyaz perdesi artık haki renge çalıyordu. Bu kirli perdenin ardında, Fikret adlı bir ihtiyar, yalnız başına yaşardı.

Panjurun kenarından sızan iyot kokusuyla uyandı. Sahil kentinin yerlisi olmasına rağmen bu kokuya alışamamıştı. Her sabah boğazı gıcıklanır, öksürerek yataktan kalkardı. Bu kez de öyle olmuştu. Öksürerek yataktan çıktı, banyoya geçti. 

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

Dallar

Okulun yoluna koyulmak için Jess'i trafik lambalarının orada bekliyordum, tıpkı sözleştiğimiz gibi. Saat sekiz buçuktu belki geç kaldı diye kırk beş geçeye kadar beklemeyi uygun buldum. Rüzgar bu cumartesi gününde sokaktakilere acımıyordu, göklere yükseltebileceğini yükseltiyor, yıkabildiklerini yerlere sürüyordu.

Karşımdaki hristiyan katolik okulunun pankartına dalmışken birden dikkatimi dağıldı. Başımı soluma çevirince camda duran bir kadını fark ettim. Siyah iç çamaşırlarıyla, elinde sigarasıyla, yarı kırık tırnaklarıyla, saçları dağılmış şekilde camda duruyordu sadece sonra bir adam karşıya geçti, önümde durdu, cama baktı. Kadın bir acele ile camı açtı ve bağırmaya başladı. 

Devamını okuyun
  0 yorum

BENİM HALKIM

1552327970143

Kimin gitmez âsâbına
Çileye bak salkım salkım
Bin beter dert hesabına
Yazılıyor benim halkım

Devamını okuyun
  0 yorum

Sıla'ya Mektuplar

slayamektup

Her nefes aldığında insan yaşıyor sanma
unutulmuş evlerin eşiğine düş döküldü Sıla
bürünmüş ve yazılmış kış, silinmiş yollar
sepya sokaklar kalır hep aklımızda

Devamını okuyun
  0 yorum

O Uslanmaz Çocuk

Yıllar geçip gitse yorgun, 
O uslanmaz çocuğum ben. 
Geçen ömrüm olsa dargın, 
O uslanmaz çocuğum ben. 

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Nazmi Sancar Yıldırım

  0 yorum

Aklından Bir Gitmek Tut

küçük bir şiir yaz mesela

Devamını okuyun
  0 yorum

BAĞURDİİİ (ŞİVE)

Sabahlari öfkelan kurilduğu masada
Dedi ki bobasina 'huzur mi var yasada?'
Anasi bir taraftan 'ula etma' desa da
Ellerini duvara sürdi sürdi bağurdi.

Devamını okuyun
  0 yorum

KALP KRİZİ

Oldum olası ölümlerle ilgili verilen ortalamaların sağlıklı bilgiler içerdiğine inanamadım. Lakin olumsuz sonuçlar ereğiyle belirtmek istiyorum: her yıl ülkemizde ortalama 200 bin insan kalp krizinden ölüyormuş. 200 bin olarak verilen bu oranı trafik kazalarıyla mukayese edenler trafik kazalarının dahi 30 kat fazlası şeklinde bir tabloyu hasıl ettiğini söylüyorlar. 

Sabit sistemin koruduğu veriler içinde özellikle son yıllarda çokça duyduğumuz bir acı gerçek: kalp krizinde en başat etmenler içinde sağlıksız beslenme ve kötü yaşam şartlarının yer aldığını işaret ediyor. Bu, herkes için geçerli midir? Hayır! Genetik yatkınlığın koroner damar bağlantısı üzerinden gelen ani kalp krizi ölümlerini de dikkate alan tıp, ailelere gerekli ikazı çok rahat ulaştırabilmektedir. Kalıtsal külfetlerin yarattığı ani kriz göçüşleri için tedbirin alınmasını salık veren hekimlerimiz her krize bağlı ölümün kalp temelli olmadığının da altını çizmektedir. 

Kalp krizinin de birçok ölüm sebebi gibi tek gerekçeye bağlı olmadığının muğlaklık namına kabul edilmesinin son derece mantıklı olduğunu düşünüyorum. Ne yapmalıyız, ne etmeliyiz temelli tüm uğraşlar içinde evvela kendi yaşam biçimimizi, hayat şartlarımızı, duygusal dünyamızı, alışkanlıklarımızı ve en önemlisi kendi bedenimizi iyi tanımamızın bizler için pek yararlı olabileceğine inancım tamdır. Fakat bazı şeylerin önüne geçemiyorsunuz. Bazı şeyler var ki kuvvetin önünü kesebiliyor. Takatsiz kaldığımız çaresizliklere mağlup olabiliyoruz. Kaza olasılığının yok denecek denli az yaşandığı yollarda dahi aniden gelen bir sonun kollarında bulabiliyoruz kendimizi. Ölümün nereden ve nasıl geleceğini bilemediğimiz bir yaşamın eseriyiz her birimiz. Gitmek kesin, kalmak garanti değildir.

Devamını okuyun
  0 yorum