Gark olduk. Neye? Zamana mı? Zamana zaten batmış durumda yaratılmışız. Gark olmak bir seçimdir. Kader ise bir olgu. Tanrısal. Bize dayatılan değil, bizim için yaratılan. O halde neye gömüldük ki böyle? Çaresizliğe mi gömülüyoruz? Gözümüz hiçbir şey görmüyor. Hiçbir şeyi tadamaz hale geliyoruz. Karanlık, bir küçük kız çocuğu gibi tatlı tatlı gülümsüyor. Çaresizliğe gömülmek bize göre deği...
Din her zaman güzellikleri mi beraberinde getirir? Kesinlikle öyle bir şey yok. Din, siyasete karıştırıldığında, birilerinin koltuğunu koruyacak araca dönüştürüldüğünde, kötülüğü, merhametsizliği, cehaleti beraberinde getirir. Bunu sadece İslamiyet açısından düşünmeyin. Bütün dinlerde bu böyledir. Hristiyan toplumlar Kilise yönetimindeyken Engizisyon Mahkemeleri milletin anasını ağlatmış...
​ Ne güzel söylemiş Wang Chung:  " Edebiyat, anlaması kolay yazması zor olmalıdır; anlaması zor yazması kolay değil. " Yılmaz Özdil bu tarife birebir uyuyor. "Mustafa Kemal" kitabının kolay anlaşılır olması o kitabın kaliteli olduğunu gösterir, kalitesiz olduğunu değil. Şiirle ilgilendiğimi beni takip edenler bilir. Size şiirden örnek vereyim. "Çocuklar inanın çocuklar Güzel günler ...
​ Yarın 10 Kasım, yokluğunla yüzleşeceğimiz gün. Sen yoksun! Atam ben her 9 Kasım'ın ilk dakikalarında hayallere dalmaya başlıyorum. Sanki bu hayalleri kurunca 10 Kasım gelmeyecek ve biz yokluğunla yüzleşmeyeceğiz. Sen gittikten sonrada açtığın yoldan aynı hızla serüvenimize devam ettiğimizi hayal ediyorum. Bir memleketin 50 yılda yapamayacağı kalkınmayı on yılda hediye etmiştin ya yurdu...
​Hz. İbrahim yürüyor Sebr dağının eteğine. Elinden tutmuş oğlu Hz. İsmail'i. Yüreğinde sancı. Hakk'ın emri, lakin bir evlada kıymak kolay mı? Varıyorlar dağın eteğine. İsmail hadi baba vur satırı dercesine, boynunu uzatıyor. O boynunu uzattıkça Tanrı'ya dualar yolluyor İbrahim. "Tanrım emrin ise başımın üstüne, fakat kolay değil İsmail' e kıymak. Bana başka bir yol göster. Bu azapla...
Herkesin mutlaka kendine göre farklı bir hayatı ve bir hikâyesi vardır. Hasan Usta'nın hikâyesi, sadece kendine değil, onunla sohbet eden herkese farklı gelecektir. Toplumda 'On parmağında on marifet olan' insan sayısı çok değilse de Hasan Dulkadir'in marifetlerini anlatmaya on parmak yeterli gelmez, onu anlatmak için ayak parmaklarını da hesaba dahil etmek gerekir. Hem taksicilik hem de...
​ Dolmuşun arka koltuğunda dört arkadaş oturuyor, onların önünde oturan ise çocukluktan gençliğe yeni yeni adım atan bir kardeşimiz. Dört arkadaş, genç kardeşimize agresif şekilde bir şeyler soruyorlar. Kardeşimizden cevap yok, çünkü işitme engelli. O sual her neyse bu defa daha hararetli şekilde soruyorlar. Kardeşimiz tedirgin hareketlerle işitme engelli olduğunu anlatmaya çalışıyor. Am...
​ Başından söyleyeyim bu yazı Canan Kaftancıoğlu'na açılan soruşturma ile ilgili ve bu yazı "Oh olsun!","Hak etti!" yazısı değil. Umarım meramım doğru anlaşılır. Soruşturma açılacağını tahmin ettiğim için bu duruma şaşırmadım.  Dünden beri tepkileri dikkatlice takip ettim. Tepki gösteren üç tane cenah var. Kaleme aldığım yazının doğru anlaşılması için bu kesimlerin tepkilerine göz a...
CHP
​ Türkiye şartları işte hiç aklına gelmeyecek işler yaptırıyor adama. Yani günün birinde bir Ülkücü olarak CHP'li arkadaşlardan ricada bulunacağım hiç aklıma gelmezdi. CHP'li arkadaşım isyan et artık, isyan et! Yahu ölüm yok ki bunun sonunda, en fazla sizlerde bizler gibi partiden kovulursunuz. Şimdi mevzuya gelelim Şahsen bir Atatürk düşmanı bana "Senin yazılarını, şiirlerini çok beğeni...