YOL AYRIMI Devrimci deniz askerleri küçük gruplar halinde ülkenin tüm şehirlerine gitmeye başlamıştı. Gittikleri her şehirde ciddi bir tepkiye uğramadan askeri ve sivil yönetimini devralıyorlardı. Sadece Lübeck ve Hannover'de bölge komutanları silah gücü ile direnmeye çalışmış ama başarılı olamamışlardı. Sokaklara bir devrimden ziyade adeta bir kurtuluş bayramı havası hakimdi. Sadece işç...
Telif Hakkı
© Nazmi Sancar Yıldırım
Susturuldu muhalif konuştuğu bölgede
Diline gem vuruldu savunduğu ilkede
Sorsanız demokrasi, adalet var ülkede...
Tek kişinin elinde köle iken her kurum
İyi değil bilesin memlekette son durum.
Mâlum iki gün evvel 1. Dünyâ Savaşı'nın "resmen" sona erişinin 100. yılıydı ve bu savaşın en önemli aktörlerinden biri de bizdik. En çok konuşulan konulardan biri, savaşa girmeseydik ne olurdu sorusudur. Elbette târihçilik açısından yaşanmamış şeyler üzerinden hareket edilemez. Ancak kurgu yapılabilir. Ama başarılı ve gerçekçi bir kurgu için de çok iyi bir târih bilgisi gerekir. Halil İ...
KAREKTER,ÜLKÜCÜLER ve ORTAM Yucatan Yarımadasında "sisal" denilen bir tür kenevire benzeyen ve elyafı böl olduğundan tekstil sanayiinde kullanılan bir bitki yetişir. Bu işi karlı bulan Amerikalılar Florida'da sisal üretmeye karar vermişler. Iyi bakılmış olan bir araziye ekim yapılmış. Vakit gelmiş bitki büyümüş. Amerikalılar buna pek sevinmişler. Hiera!.. Sisal ticaretini Yukatanlıların...
YENİ BAŞLANGIÇ
Heinrich'de Franja ile beraber von Hartwich'lerin evine yerleşmişti ama burada uzun kalma niyetinde değildi.
Bayan von Hartwich Heinrich'in geri dönüşünün ertesi sabahı çocuk bakıcılarını ve savaştan dönmüş kocasını kahvaltıya davet etmişti. Kahvaltıda Bay von Hartwich Heinrich'in geri dönüşüne ne kadar sevindiklerini dile getirdi:
BİR BİLIM ADAMI OLAN TEMEL`İN FARELER ÜZERİNDE YAPTIĞI DENEY (Temel'in kayıt cihazına aldığı notlardan alıntılar)1. gun : Fare uzun sure labirentin icinde dolandı ama peyniri bulamadı. İç güdüleri zayif.3. gun : Negatif. Sadece labirenti degil, odanın hemen her yeriniaradi tum dolapları, çekmeceleri, kavanozları karışırdı. Hatta birtablonun arkasına ve ceplerime bile baktı. Bu fare tam b...
Bir kristal uykusuzluğu gecenin deminden çıkartan gözleriyle öylece tutunuyordu dikdörtgen masasının kenarına. Abanoz karanlığın tam ortasında perdeyi kısmi aralayarak şehrin nar tanesi ışıklarına bakışlarıyla klark çekiyordu. Hafiften üşüyordu zamanın kucağına yatırdığı gövdesinin en nadide sayılan noktaları. Örneğin ayakları, kolları ve burnu. Yine de masasının çentik atılmış, kestane...
