Arena'nın tam ortasına kurulan platforma getirilmişti. Kanlar içindeydi. Kral suçlunun halkın gözü önünde yargılanıp cezasınında yine bu arenada verilmesine karar vermişti.Platformda 4 sandalye vardı. Suçlu Calvert üç sandalyenin karşısına bırakılan sandalyeye oturduğunda ilk olarak çoşkulu kalabalığı izlemişti. İdam edilmesi için bağırıyordu halk...Kralın el işaretiyle tüm arena bir and...
Meydanın dört bir yanını aydınlatmak için kurulan büyük meşaleler tutuşturulmuştu. Karanlığın çökmesi ile evlerinden çıkan halk yüzünde gülücükler ve kendi ürettikleri sloganları haykırarak meydana doğru ilerliyordu, artık. Bugün önemli bir gündü.Tam 32 yıl önce bugün özgürlüklerini kazanmışlardı.Şenliğe her yıl olduğu gibi bu yılda katılmayan tek isim yaşlı Boarte idi. Huysuz bir yapıya...
Kürsüde emekli general önündeki sıralarda ise ülkenin en ünlü strateji uzmanları vardı. Konu ordusu güçlü bir ülkenin en kolay işgali nasıl olurdu? En az zaiyat nasıl verilirdi?Önce emekli general düşman ordusunu tanıtmaya başlamıştı. Az sayılmayacak bir askeri güce sahiptiler. Ülkenin coğrafi özellikleri de işlerini zorlaştıracak türdendi... General uzun uzadıya insan yapısından dini in...
İki eski dost Boğaz'ı gören bir cafede alışıldık sohbetlerinden birine başlıyordu. Hiç bir zaman konu belirlemezlerdi... Konu konuyu açardı hep.'En son tavsiyene uyup Hallac'ın Tavasin'ini okudum. Gerçekten beğendim okumak için çok geç kalmışım. Çileli bir hayat sürmüş ve vahşet sahnelerini bile aşan bir ölüm...''Ne deriz hep... Doğru insan olup da çileli bir hayat sürmeyen nerdeyse...
Ülkenin en bilge Adamı şehirde art arda açılan bilgi evlerine olan ilgiyi görünce büyük bir mutluluk duymuş, insanlara benim de katkım olsun düşüncesiyle şehrin en güzel yerine bir bilgi evide kendi açmıştı...İlk günler herkesi kıskandıracak kalabalıklar bulan Bilgin her geçen gün azalan ilgiyi merak ediyor ve bunun üzerine kafa yoruyordu ... Bir yerde hata yapmış olmalıydı ...Artık bir ...
Bulutların arasından göz kırpan güneş yerkabuğunu örten karı bir kristal misali parlatıyordu.... Soğuk olmasına aldırış etmeyen öğrenciler çıplak elleriyle yuvarladıkları kar yığınını kardan adama dönüştürme uğraşındayken alışkın oldukları o kurşun sesini duymuşlardı... Bu kez çok yakındaydı... Kısa bir süre donup kalan çocuklar içlerinden birinin 'öğretmenim' haykırışıyla aynı yöne...
Aysel Teyze ve Ömer Amca biz taşındıktan kısa bir zaman sonra taşınmışlardı, bizim evimizin karşısındaki daireye. Çok geçmeden çok yakın olmuştuk bu yaşlı karı kocayla. Aysel Teyze aslen Fransız'dı. Ömer Amca ikinci evliliğiydi. Bir tek oğulları vardı, ayda yılda bir uğrayan. Torunları keza öyle… Oturdukları ev oğullarına aitti. Kendi evleri de vardı ama kiradaydı. Kirayı oğulları alıyor...
Genç adam evinin bahçeye açılan kapısının önünde oturmuş yarın insanlara bu durumu nasıl anlatacağını düşünüyordu... Büyük bir hata yapmıştı.En büyük hobisi avlanmaktı. Bir av macerasında tuzaktan kurtardığı çakal yavrusunu evine getirir tedavi etmiş sonrasında da bahçesinde ona yer vermişti...Komşularının bütün uyarılarını duymamazlıktan gelen genç adam sonrasında çakal yavrusunun mahal...
Sarayın önünde toplanan halkın sesi kralın odasına kadar gelmişti. Odasında huzursuz yüz ifadesiyle bir sağa bir sola yürüyen kral çevresinde bekleyen askerlerden birine:'Bana acilen Derviş'i getirin' dedi.Oda da bulunanlar şaşkınlık içindeydi. Derviş'i idama mahkum edip hücreye kapatan kendisiydi...Çok sürmeden asker yanında Derviş ile beraber kralın huzuruna varmıştı...'Evet, çok bilmi...