oda
bu odada çok az düşünüyorum. bazen şeytan geliyor arka taraftaki kanepeye. raftan bir kitap alıyor, genellikle schiller' in haydutlar' ını okuyor sesli sesli. bacaklarına uzanıyorum, kuyruğunu karnımın üstüne bırakıyor. sıcacık..bir nefes o alıyor aynı sigaradan bir nefes ben.ben hep seni korkuturdum çocukken diyor. evet sen beni hep korkuturdun.. ama hep vardın. boynuzlarının ucu görünü...
Devamını Oku
çaydan bir yudum, sigaradan bir nefes.saat gecenin bilmem kaçı.. uyuyamadım yine.. bu sıralar müptela olduğum eski bir türkü dolanıyor dilimde.. çaydan bir yudum, sigaradan bir nefes..üzerinde o çok sevdiğin İstanbul'un resmedildiği bir defter duruyor masamda.. mıh gibi aklımda tutuyorum defterde yazdıklarını..cümlesinden hecesine, noktasından virgülüne.. çaydan bir yudum, sigaradan bir ...
Devamını Oku
Salgın diyince aklımıza hep ölümcül virüs ve bakteri hastalıkları gelir değil mi? Peki hiç Gülme salgını diye bir şey duydunuz mu? Şaka yapmıyorum gerçekten böyle bir şey olmuş. Ben de bir film sayesinde öğrendim. Sonra araştırınca gerçekten böyle garip bir salgın olduğunu gördüm İnanılması zor olan bu olay 30 Ocak 1962 de Tanganyika'da geçmiş. Tanganyika bugünkü ismiyle Tanzanya. Salgın...
Devamını Oku
Anadolu'da üç karayolunun kesiştiği noktada, 1930'lu yıllarda demiryolu geçtikten sonra kurulmuş bir yerleşim yeriydi. Gerek üç yönden gelen karayolunun kesişme noktasında bulunması gerekse demiryolunun geçiyor olması nedeniyle kısa zamanda büyümüş, çok geçmeden de bağlı bulunduğu ilin hatırı sayılır bir ilçesi haline gelmişti.  İlçeye bağlı bir köyden çıkarılan kömür, ilçenin bulun...
Devamını Oku
Kalemimi ve dil ödevlerimi önüme koydum. Hava iki yüzlüktü, ne sağı vardı ne de solu, ne batısı, veya ki kuzeyi. Kafede bir çok insanın saçları tel tel gözlerinden akıyor, yün atkıları boyunlarında iz bırakıyor ve şemsiyeleri yerleri yeşeriyordu. Kabanımdan tenime değen su damlaları korkutmamış veya burnuma düşman olmamış değildi, fakat alışıyordum. Kahve kokuları, kitap sayfaları ve pas...
Devamını Oku
Güz bitimine doğru sıcakla soğuk arasında kalan, daha çok aldatan, hasta eden bir havanın ardından hafiften üşüten yağmur damlaları altında tanıştık onunla.Kireçlenen duygularımdan kaçmaya çalışırken arkası gelmeyen mecalsizliğe yaslanırken varlığım, korkuyla karışık bir sitemle uyanmıştım güne. Neden uyanmıştım, bir gerekçesi olmalıydı. Aradım bulamadım, sordum geceden kalan, masamın üz...
Devamını Oku
Şehrin merkezine kilometrelerce uzakta bir dağ köyüydü orası. Dağlıktı, yeşilliği bereketli, ormanı gür, bulutluluk oranı yüksekti. Seneler sonra -belki bu, bir ilkti- belediye halka verdiği sözü tutmuş; önce yolları betona, sonra da asfalta kavuşturmuştu.Yıllarca çürük kokular yayan çamurun üzerinde dönen araçların tekerlekleri şoförlerin isyanını eksiksiz betimliyordu. Kar yağdığında o...
Devamını Oku
DİKKAT: Öyküde adı geçen kişiler, olaylar ve mekân(lar) birer hayal ürünüdür! ... Selin Hanım rica etmiş, ille de gel, şu sorunu gider demişti. Salı günü ikindiden sonra yürüyerek gittim evine. Ara ara gider, halledemediği, önünde engel oluşturan pürüzleri kaldırırdım. Bu defa da öyle oldu. Telefonumun adım sayacını devreye soktum: bir, iki, üç...bekle beni ey 5187 adım, geliyorum! Aşağı...
Devamını Oku
Beklemesem olmaz mı diyorum güneşin doğmasını? Neyse diyorum, neyse.. Biliyorum sen sevmezsin ama çay demledim yine.  Bir bardakta sana doldurdum..  Bu soğuttuğun kaçıncı bardak inan sayamadım, ama olsun Seni düşlerken kuruyan boğazıma, yokluğunun soğukluğu ile çatlamış dudaklarıma bir nebze iyi geliyor çay.. saat sanırım üç, belki de dörtü oldu gecenin..  Sana söyleyemedi...
Devamını Oku