Ben hep sana özendimHele ki gitmekse konu daha bir fazla.Zaten cesaretine de hep imrenmişimdirSöyleyemediğim nice şey gibi. Ne zaman,Aykırı bir yaz kente giriş yapsaZil çalar eteklerinBunu görüyor olsam daMümkün mü önünde durmak? Şanssızlığım o ki;Bulunduğumuz dalın en olgun meyvesi sensinEtrafında hiç dengin yokVe aşağıdan devamlı göz kırpıyor toprakTam olarak,Kadere boyun eğişim de bur...
Ali İsmail Korkmaz anısına Ali İsmail Korkmaz; dövülerek öldürülen bir delikanlıydı.Bu delikanlının ölüsünden bile korkan, mezun olmasına fırsat vermeyen zihniyet; okulunda anısına pankart açan iki öğrenci; şükürler olsun akibetleri ayı olmasa da; "Güvenlik linci"ne tabi tutularak tartaklandılar.Vallahi ne diyelim; yere düşecek yaprağı bile havada tutumaya çalışıyorlar ki; yere düşer, gü...
Elime kalem aldığımdan beri bana sıklıkla sorulan iki soru var. Birincisi: "Sen Ülkücü camianın içerisine nasıl girdin." İkincisi ise "Alevi misin?". Tahmin edeceğiniz gibi ikinci sorunun sebebi şiirlerim. Birinci soruya cevap vermeyeceğim, bugün mevzumuz o değil. İkinci soruya gelirsek, ben Alevi kökenden gelmiyorum. Yalnız şunu söylemek isterim. Eğer ki insan kendi mezhebini seçebilsey...
Neymiş efendim; Meral Akşener ABD elçisi ile görüşmüş...? Neymiş efendim; Meral Akşener ABD büyükelçisi ile görüşme yapmış. Bu görüşmeden sadece ve sadece sırtını ABD'ye yaslayarak oradan da bir iktidar çıkarma düşüncesinin olduğu şeklinde hüküm çıkarmak, ciddi bir endişeden ziyade Meral Akşener ve İYİ PARTİ'ye karşı ciddi bir hasımsızlığın tezahürünü olarak görmek mümkündür. Bu şekilde,...
İsmini hatırlamıyorum şu an. Bir kitapta okumuştum. Kitap kendi fanusunu yaratan topluluklardan bahsediyordu. Kısaca kitabın konusu şöyleydi: Bir kitle kendisine bir fanus yaratıyor ve kendi yarattığı fanusun içerisinde hapsoluyor. Orada yaşamaya öyle alışıyor ki, dünyayı fanusundan ibaret sanıyor. Ben bizim ülkücülerin durumunu buna benzetiyorum. Yıllardır aynı konular, aynı cümlelerle ...
Ben gittikten sonra mezar taşıma,
Hiç gülmezdi, mutsuz öldü yazarsın.
Bir mermer taş yerleştirip başıma,
Düzelmezdi, kötü kuldu yazarsın.
İstanbul Hükümeti Anadolu'da başlayan isyanları bastırması için Çanakkale kahramanı, padişahın fahri yaveri Mustafa Kemal'i Başmüfettiş sıfatıyla Samsun'a göndermişti.Ordu derdest edilmiş halk sindirilmişti.Saltanat ve hilafet makamındakiler el pençe itilafların karşısında duruyorlardı. Tarihler 16 Mart 1920'yi gösteriyordu İstanbul resmen işgal olunmuş durumda idi işgale Türk Ocakları i...
Telif Hakkı
© Hüseyin Erdoğan @ tahtapod.com | Tüm hakları saklıdır.
