tahtapod.com | Blog

Bağlama

​kendi derinliğine yürürken
eskiyen dudağında
kesilmiş hesaplar durur
dizlerin bağı çözülür ansızın
kime varırsa varsın
göz bebeğin
uzaktaki umut artık
küçük bir karartı adım

Devamını okuyun
  0 yorum

SESİN FİRUZAN SESİN

sesinfirusansesin

Mayıs ılık bir esinti ile gelmişti ve ipiltili sabahında güvercinler şakıyordu. Kent, iki mevsimdir vazifesinden kaçınan güneşi yine de bir azizi karşılar gibi karşılamıştı. Evlerin temizlik telaşı bitmiş ve göğe aralanan pencerelerinden çiçek kokuları yayılıyordu.

Tahta panjurlu evde bir değişiklik yoktu. Yıllar yılı aralanmamış beyaz perdesi artık haki renge çalıyordu. Bu kirli perdenin ardında, Fikret adlı bir ihtiyar, yalnız başına yaşardı.

Panjurun kenarından sızan iyot kokusuyla uyandı. Sahil kentinin yerlisi olmasına rağmen bu kokuya alışamamıştı. Her sabah boğazı gıcıklanır, öksürerek yataktan kalkardı. Bu kez de öyle olmuştu. Öksürerek yataktan çıktı, banyoya geçti. 

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

Mor

mor

Güleriz dalların arasında 

ama olamayız ilkbahar 

çıtlık ağacına sor 

saçaklarından düşen çocukluğum 

toy sevinçler sağıyor

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

HELALLESMEK ÜZERİNE

Önce hesaplaşma sonra helalleşme.  Hesaplaşma olmadan helallik istemenin hiçbir mantığı yok.  Olsa olsa bu sadece dostlar helâlleşmede görsün demek olur. Ne oldu da helalleşme istediniz? Sizin bize yaptıklarınızın gün gelip size yapılmasından mı korktunuz yoksa?  Korkmayın ülkücüler sizin gibi olmaz olamaz. Bi dünyada kimse yaptığı ile göçmez inanın. Yaptığınız her şey bumerang gibi tekrar size dönecek. Evet evet mutlaka geri dönecek. Ülkücülere ağza alınmayacak hakaretlere seyirci kalacaksınız hatta bu sövgülere çanak tutacaksınız sonra çıkıp helalleşme isteyeceksiniz.  Yok be muhtar emmi. O kadar basit o kadar kolay ve o kadar ucuz değil kırdığınız kalpler.  50 yıl...
Devamını okuyun
  0 yorum

BUĞDAY YULAF HİKAYESİ VE BİZ 

Bahar mevsimi, toprak içinde iki tohum yan yana yatıyorlardı. Buğday tohumu yanındaki yulaf tohumuna seslendi:  – Ben köklerimi toprağın derinliklerine salmak, filizimi toprağın üstüne uzatmak istiyorum. Baharın müjdecisi olmak, ileride tomurcuklar açmak ve güneşin sıcaklığını yapraklarım üzerinde hissetmek istiyorum. Rüzgar yavrusunun başını okşayan baba gibi okşasın istiyorum.  Yulaf tohumu korkulu bir sesle: – Ben korkuyorum. Köklerimi salarsam kurtlar kemirmeye kalkar, filizlerimi toprağın üstüne gönderirsem belki de kuzular beni bekler. En iyisi uygun zamanı beklemek. Hem burada sırtüstü yatmak, bana çok zevkli görünüyor. Elimi sıcak sudan soğuk suya sokmak, yeni bir maceraya ...
Devamını okuyun
  0 yorum

GEÇMİŞE ÖZLEM

Tortusu temizlenir, boşalırdı kuyular
Suların avuç avuç durulduğu zamanlar.
Nehirler başka akar, nazlanırdı kıyılar
Yosunların taşlara sarıldığı zamanlar.

Devamını okuyun
  0 yorum

SENELER

Zaman tatlı düşleri uçurumdan atınca
Aklımda zehir gibi kalır gider seneler.
Bakındığım boşluğu fırtınalar yutunca
Başımdaki semayı alır gider seneler.

Devamını okuyun
  0 yorum

Bu da bir Mektup

Seni bana anlatan satırlara bakmaktan bıkmadım. Eskiden her bir fotoğrafını incelerdim şimdi ise karşımda oturmuş sigaranın dumanıyla kayboluyorsun.

Umursamaz gözlerinle etrafı kolluyorsun. Kemancılar geliyor arkadan selam veriyorsun. Narin, kırılgan ellerinle bir o kadar derin sesinle. 

Bugün neler yaptın? 

İlayda bende seninle konuşacaktım yani daha doğrusu bir şey konuşacaktım. Sana 14 yaşındayken bir söz vermiştim, 18 olduğunda...

Evet, hatırlıyorum. 

Artık zamanı geldi, beni bunca zaman sevebileceğini düşünmemiştim, kabul edemedim. Sana bir kitap aldım bayadır arıyordun malum. 
Devamını okuyun
  0 yorum

BOZKURT VE KURBAĞALAR

Bir gün ormanda nasıl olmuşsa bir bozkurt düşmüş yaralı inliyor. O sırada kaplumbağanın biri yanına gelmiş;"Ne oldu bozkurt kardeş niçin inliyorsun?" demiş . Bozkurt "Yaralandım da" cevabını verince. Bay kaplumbağa ne dese beğenirsiniz "vah vah çok üzüldüm geçmiş olsun. Acaba kimin marifeti yoksa sabahleyin bizim çocuklar avlanmaya çıkmışlardı sakın onlar yapmış olmasın söyle bana cezalarını vereyim" Yaralı bozkurt söyle biri dönmüş kaplumbağaya acı acı bakmış ve arkadaş demiş" bu yara beni öldürmez ama senin çalımın var ya işte öldürür.." Bazılarının öyle gösterişi var ki zannedersin ki her şey ondan sorulur her şeyi sadece o bilir. Bizim çocuklar da bir zamanlar Bozkurttu. Kimi düştü zinda...
Devamını okuyun
  0 yorum

VEDA

  Ve o vedadan sonra bir daha kimseyi sevemediğimi düşündüm.  Günlerce odamdan çıkmadım, eski parçalanmış boyalarımla konuştum, uzun uzun baktım her şeye, her insandan kaçmaya çalıştım. Zaten karanlıkta boğulurken daha çok battım.  Bugün güneşli bir güne perdelerimi kapatmadığım ilk gün. Güneşin güzelliğini unutmuşken kendime yeniden hatırlatmak ne unutulmaz bir his. Bu hatırlatma bir çok geçiştirmişliklerimi daha da fazla yüreğime yara etti.  Saçımı toplayıp mutfağa geçtim. Sessizliği dinledim, kapalı pencerelerden. Dışarının bütün güzelliklerini gösteren sigara pencerimi açtım. Sessizliği çocukların gülüşleri ve kuşların cıvıltısı kesti. Bir sigara çıkartıp dudaklarımla...
Devamını okuyun
  0 yorum