tahtapod.com | Blog

GEÇMİŞE ÖZLEM

Tortusu temizlenir, boşalırdı kuyular
Suların avuç avuç durulduğu zamanlar.
Nehirler başka akar, nazlanırdı kıyılar
Yosunların taşlara sarıldığı zamanlar.

Devamını okuyun
  0 yorum

MAVİ SIZININ HİKAYESİ (II)

​ Aforizmaların bileşkesinde bütüncül iniltiyle okuduğu mektubu, ıslanmış kirpiklerini elinin tersiyle silip tekrar albümünün arasına koydu. Kasımın on beşine doğru inançlı soğuk adımlarını korkusuzca atan mevsim, iyiden iyiye hissettiriyordu olumsuzluğunun yarattığı itilesi etkiyi. Belki hıçkırıkların ipliğini kelep kelep ören hicranıyla dörde katladığı mektubunun faslında bırakmıştı Fatih'e olan aşkını. Gözden akan her damlanın satır aralarında ayrılık busesine dönüşen selini de saklamıştı mektubunda. Serdengeçti sevdalarda nazar değdirilmeye açık bir kadının öyküsünü hangi dünyalı kendi yalnızlığında bu denli içten hissederdi? Kim bilir, böylesi yıkımların enkazında debelenen bir Nazan'ı ...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

BU MEMLEKET

Sınır bilmez talan varken
Düzelir mi bu memleket?
Yetim hakkı çalan varken
Düzelir mi bu memleket?

Devamını okuyun
  0 yorum

SENELER

Zaman tatlı düşleri uçurumdan atınca
Aklımda zehir gibi kalır gider seneler.
Bakındığım boşluğu fırtınalar yutunca
Başımdaki semayı alır gider seneler.

Devamını okuyun
  0 yorum

ÇAYIR KEYİF...

I

İsteseydim eğer…
Bir parça kek, ucuz bir plastik tabakta.
Ve bir şekersiz çay, kartondan bardakta…
Eh.. bir de sen olunca şöyle yanımda…
Yeter de artardı boş şeylere mutlu olmak için…
Ne olacak yani, herkes gibi biz de hiç el sürmezdik.
Öyle ya; ne gerek var, beyin yorup düşünmeye?
Gıcır gıcır dururdu kitaplar, ilk günkü raflarda…
Biz demlenirdik yudum yudum, bardak bardak çayda.
Keke boğulurduk,
Çaya boğulurduk,
Çay da bile boğulurduk.
Ve Papaz kaçtı oynardık kıraathanelerinde.
Kek, ıslak ve üzümlü…
Sen ve ben, bir sevinçli- bir hüzünlü…
Sen söylerdin manzaraya karşı,
Ben dinlerdim…
Sana sessizce yarenlik ederdim…

Devamını okuyun
  0 yorum

Tohumlar betona, mermiler ağaca

Oysa ne güzel şarkılar öğretmişlerdi bize çevreye, doğaya, yeşile ve ağaca dair... Ilgaz Anadolu'nun ne yüce bir dağıydı mesela... Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana dönmeliydi yurdumuzda oysa... Kestane, gürgen, palamutun altı hep yaprak, üstü alabildiğine buluttu bir zamanlar... Şimdi... Şimdi artık değil... 80 sonrası geçirdiğimiz hızlı kapitalist dönüşüm, tek parti iktidarlarının rant hırsı, gözlerin hep, "doğanın en savunmasız rengi" olan yeşile dönmesine neden olmuş; Kimsesiz sakinleri mücadele yeteneği olmadığı için çaresiz terk etmek zorunda kalmıştır ikametgahlarını. Sonra bir bakmışsınız gazete manşetlerinde bir haber. "Istanbul'a ayı indi". " Istanbul'a ayı inmedi hac...
Devamını okuyun
  0 yorum

Dört Başı Mamurun 4 Bacağa Zulmü

2 bacağı mamurun 4 bacaklıya zulmü ​ Evren yüzeyinde sonsuzda bir kadar bile yer kaplamayan ufacık bir yavruyu dünyaya sığdıramadı içimizdeki insan suretli şeytanın teki... Anasına mı sövelim, babasını mı dövelim bilemedim, bunu böyle yetiştirdikleri için. Psikolog, sosyolog değilim, aklıma iki alternatif geliyor aile bazında : 1) Her dediği kayıtsız şartsız yapılan bir züppe evlat... 2) Aileden itilip kakılan, sevgi görmeden büyüyen bir zavallı. Her iki durumda da "klinik vaka". Zannederim bizim en önemli eksiğimiz, ülkemizde yaşanan olayları enine boyuna, sosyo kültürel, psikolojik, ekonomik boyutuyla inceleme-me-miz... Reha Muhtar formunda değil, işini ahlakla yapan her meslek sahibi, ola...
Devamını okuyun
  1 yorum

Hayat III

Bu şiir bildiğiniz gibidir,
Okumayın!
Bu şarkı, bu film, bu gösteri,
Her biri aynen bildiğiniz gibi,
Dinlemeyin!
Seyretmeyin!
Gitmeyin!

Devamını okuyun
  0 yorum

SEVGİMİZİ YAŞATALIM

"Öğretmen küçük öğrenciye seslendi; – Gel oğlum. Kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var. – Buyrun, öğretmenim.. – Canlılar kaça ayrılır? – Dörde ayrılır öğretmenim. – Bana yanlış gibi geldi ama hadi say bakalım.. Minik öğrenci parmaklarıyla saymaya başladı; – Bitkiler,Hayvanlar,İnsanlar,Çocuklar. – Çocuklar da insan değil mi oğlum? – Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim – Peki, şimdi yeniden say bakalım.. – Bitkiler, Hayvanlar ve çocuklar.. – Oğlum insanlara ne oldu? – Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim." Keşke hep çocuk kalsaydık. Belki o zaman insan olarak kalmayı becerebilirdik. O da belki… Kalplerine se...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÖNCE İNSAN DÜZELMELİ

"Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı: - Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi. Sonra düşündü: - Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez! Aradan on...
Devamını okuyun
  0 yorum