tahtapod.com | Blog

Jaledar

haydi beklerim çiçeğe vursun kayısı 
çoğalıyor güneşin mahalle baskısı 
sönen ocakların eksilen dumanı yükseliyor 
akşamcı lambaların perdeye düşen aksi 
sürekli ıslık çalması 
sigarası ciğerinde sönen aşkın 
topal sancıların yetim bıraktığı 
oyuncağını kırdılar çocuk olma yaşımın 

Devamını okuyun
  0 yorum

O Başbuğuna Kavuştu, Sıra Bizde...

52681111_2271678039542349_1544363733042593792__20190227-200616_1

 Bundan yıllar yıllar evveldi... O zamanlar " çocuktum ufacıktım, top oynadım acıktım, buldum yerde bir erik, kaptı bir alageyik" dizelerini söyler dolanırdım ortalarda...

Ben çocuk şarkıları söylerken rahmetli babam " ben evimde otururken o sürgünde oy oy.." diye mırıldanırdı...

Birkaç defa anlatmıştı aslında da çocuk aklı işte idrak edemezmişim...

Bir gün işten eve koşa koşa geldi... " Sürgünden dönüyor Ozan" dedi...

"Ozan kim baba" dediğimde yarı sinirli, yarı şefkat edalı "Ozan Arif oğlum" dedi...

Sinirli tarafı üzerimde biraz fazla etki bırakmış olacak ki, çok da üstelemedim. Çünkü babamın siniri pistir... Ulan Eşşoğlu diye başlardı yoksa...

Devamını okuyun
  0 yorum

RUKİYE

rukiye2
​DİKKAT : Bu hikaye; Türkiye'de yaşanan çocuk istismarı, tacizler yanında, çocukların küçücük bedenlerini ölümle sonuçlandıran toplumsal bozuklukların medya aracılığı ile bizlere ulaştığı gerçekler baz alınarak yazılmıştır. Hikayede adı geçen kişi ve kişilerle yöre sıfatı temelinde coğrafi kimlik kazanan yer algıları da tamamen hayal ürünüdür.   Nedir çocukların hayatımızdaki yeri? Çocuk olmak, minicik bedenlerin taraftarı olmak yaşamın varlığında nasıl bir karşılıktır? Ergenliğin başlangıcıyla geride bırakılan çocukluğu bir daha geri alamamak kaydıyla kaybetmek aslında bir kaybediş midir? Nedir çocuk, takvimlerin değiştiği silsilede ve şifrelerini bulamadığımız ayrıntıların katmanında?...
Devamını okuyun
  0 yorum

Ben, Ben Olmadan

Ben küçükken çok ağlarmışım.

Gece uykuda bir başlar, avazım çıktığınca bağırırmışım. 
Ille de kucakta taşınınca, taşıdıkça taş oluyor bu dermiş babam. 
Oysa çokça zaman o kucak için uyur taklidi yapmışım.

O vakitler hazır giyim bu kadar revaçta değil. 
Üsküdar'ın 2 mağazasının vitrininde ne varsa bizim kör makina onu diker.
O yüzden o yaşlarda moda ikonu gibi gezmelerimiz hep.
Ben annem kadar becerikli değilim.
O Aşağikilerin kızı, kaynanasının gelini.
Elinin değdiği otlukta gül biter. 
Az biraz huyudur, 
Azdan çok, yoktan var eder.

Devamını okuyun
  0 yorum

Parça parça

​ ​Bir kadın ne kadar parçalanabilir? Kaç bin parçaya ayrılabilir ömrü hayatında onu anlatacağım sana kibir, gurur ya da saçmalık saymaz isen...Savrulduğu yerlerden her seferinde küllerinden yeniden nasıl doğmayı başarır bazı bölümlerini anlatayım öykümün... Cılız, saf bir ergen kız iken evleri başlarına yıkılan insanlara parçalandım. Cumhuriyetin kutlu bekçisi olan okulumun kutlu öğretmenleri tuttu elimden, sargı gönderdik en kesik kalp yaralarına... Kalplerindeki yaralarda büyüdüm yeniden. Memlekettin dörtte biri dümdüz oldu bir gece yarısı... Hadi dediğimde elimden tuttu mum oldu ışık oldu mahallemin insanları... Bir parçamı kamyonlara yükledim gönderdim. Kimsesiz kalmiş bir bebek battani...
Devamını okuyun
  0 yorum

KIRMIZI

​ Küçükken bir çift kırmızı ayakkabım vardı. Daha yeniydi diye evin içinde giyip, atlayıp, zıplardım. Hevesimi alamadan parçalandı. Hiç unutamadım.  Bir gün ilkokulda öğretmenimiz sağlıklı beslenmek üzerine konuşuyordu. Cips, kola vb. ürünlerden bahsedip, tüketmememizi öğütlüyordu. Beni tahtaya kaldırdı. Senin yanakların kırmızı nasıl besleniyorsun anlat bakalım demişti. Domates, peynir, zeytin vs. çocuk aklımla sıralamıştım hepsini. Nasıl da mutlu olmuştum kırmızı yanaklı, ör nek öğrenci gösterilmekten. Öyle ya sağlıklı yanak, sağlıklı kalp kırmızı olmalıydı! Çocukluğuma döndüm çıkamadım ama psikolojik sorunlarım yok hani. Mesela; hanginiz inkar edebilir ki kırmızı kurdeleyi ...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Nurten Loklar Ataberk @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum