AKIL VE MANTIK AŞKINA Bırak yeltenme, dokunma gerçeğe! Üzerini örtmeye kalkıp boşu boşuna zahmet çekme. Gerçi üzerini örtsen de değişmeyecek, kapalı alanda da gerçek olarak kalacaktır. Kalmaması durumunda zaten yalana dönüşecektir. Aksi durumda yalanın üzerini örtme girişimi de onu gerçeğe dönüştürmeyecektir. Gerçeğin olmaması yalanın varlığına işaretse( -ki öyledir) yalana verilecek en ...
Bu platformda, bende iz bırakan, hayata dair görüş ve düşüncelerimi zenginleştiren, değiştiren ve geliştiren bazı kitapları hem kendim için hem de benimle birlikte bir kişiye bile bir şeyler katarsa, okumadıysa okumak isterse; diye düşünerek paylaşıyorum. Ne de olsa söz uçar, yazı kalır. Benden farklı düşünüyorsa bir de bu açıdan bakar. Ben de öyle yapıyorum çünkü. Adalet Ağaoğlu, uzun y...
Üniversiteye başladığımda, istediğim zaman istediğim yerde müzik dinleyebilmek için taşınabilir kasetçalar almıştım. Böylece, uzun süren yol boyunca ruhumu da besleyecektim. Kaset devrinin kapanacağı aklımın ucuna bile gelmemişti. Ama yeni arkadaşlar edindikçe bazılarının taşınabilir CD çalarla müzik dinlediğini gördüğümde bir devrin kapanmaya başladığını hissetim. İkinci yılımda bir CD ...
"Bir millet, ordusunu kaybedebilir. Bağımsızlığını da kaybedebilir. Fakat, dilini sakladıkça, o millet yaşıyor demektir. Dilini kaybeden bir millet ölmüş sayılır. Buna rağmen bir millet, dilini zorlayıcı sebeplerle kaybettiği halde, milli şuuruna sahipse, o millet kendisine zorla kabul ettirilen yabancı dile rağmen, gerçek kişiliğini bilir ve günün birinde bu millî şuur sayesinde, öz dil...
Aynı sözleri defalarca duymaktan bıktık! Aynı kısırdöngünün tam ortasında, karın ağrılarıyla kıvranmaktan usandık! İstikametsiz, amaçsız ve sonuçsuz bir debelenmeden başka, nasibine pay düşmeyen milyonlarcasının sesi olmak için konuşuyoruz! Çaresizliğimizi yorgan yapıp altında, kâbuslarla uykusuz kalmaktansa, Düşlerimizi inşa etmek için uyumamayı tercih ediyoruz! Gölgelere "ışıktır...
Bugün sizlere uzun bir aradan sonra "kültür- sanat" temelinde fikirlerim ve düşüncelerimi yazmamda kaynaklık eden bir yapıttan bahsetmek istiyorum. Beş yıldır hemen hemen tüm kategorilerinde yazma imkânı bulduğum, bilhassa kültürün ve sanatın dostu Tahtapod blog sitesi sayesinde görüp okuma şansı bulduğum minik öykülerden, ders çıkartılması gereken yaşanmışlıklardan, durusu sadeliklerden...
"Yaz bitti,Yaz bittiYüksek sesle söylüyorum bunu kendimeHer yerde söylendiği gibiYaz bittiYaz bittiHiçbir şey hiçbir şeyHiçbir şeyYalnızca üşüyorum şimdi" Murathan MUNGAN … Yaz bitti, eylülün son sıcak günleri de…"Eyül toparlandı gitti işte,Ekim de gider bu gidişle." Turgut Uyar da böyle demişti, bir şiirinde. … Kış yaklaşırken daha, baharı özlemeye başlarım ben. Yılın neredeyse yarısı k...
Ne oldu bizlere, neyimiz var? Niçin bu noktadayız? Yani neden bu kadar yıkık dökük, naçar, yorgun, kırılgan, umutsuz, mutsuzuz? Ayrıca her gün biraz daha çoğalan isyanımıza ne demeli? Keyifsiz insan portresinin ülkelerin dört bir yanını sarmasını nasıl karşılamalı? Teknolojik yaşam bu denli sirayet etmişken tüm derinliklerine insan hayatının, niçin dar alanda tufanı yaşıyor benlikler? So...
Geçmiş yazların birinde ablamların yazlığındaydım ve ablamla yalnızdık. O yaz Sinan Yağmur'un "Mevlana- Şems-Tennure" üçlemesini okuyordum. Gece odalarımıza çekilince, çekilmek dediysem, camlar kapılar her yer açık; odadan odaya konuşup birbirimizi duyuyoruz. Ben bir yandan okuyup bir yandan da ablama: "Ablaaaaa bak , Şems demiş Ki:……." "Ablaaaaa, baksana Mevlan'a diyor kiiiiii….." ile b...
