Bir 'Ben ölebilirim ama, dünya durdukça benim milletim mücadeleye devam edecek'Osman BATUR Han'a -Şehadet Tarihi:29/04/1951 çekil gökten bulut görünsün hilal Urumçi semalarına ezan okuyor Bilalsalmış fermanı can gardaşımasokak ortasında yakılan Kur'anşimdi direniş zamanı Türkistan"vur yatır, çal satır"bu kavga soylu kavgaöncüsü Osman BATURAğaçlardan meyve değil toplananbebek cesetikavlin...
Telif Hakkı
© Ahmet Turan Tiryaki
Ne için yazıyoruz ve bazen ne için yazamıyoruz soruları ve Samiha Ayverdi'den nakledilen bir anı.
Kütüphaneler dolusu kitap yazılmış, bir onlar kadar daha yakılmış iken, insan neden hala yazmakta ısrar etmekte? Bunu düşünüyorum bir süredir. Yazmaktan kastım, halini beyan etmek, doğru bildiğini kendine yazarak anlatmak, anlamak, had bulabildiğince de başkalarına söylemek. Peki ama niçin? Neden öyle yaşayıp ölmek yerine, insan yazmayı tercih etmektedir? Neyi değiştirebileceğine inanmaktadır? Kendisine haldaş olacak bir mürid bulmak için mi, eteğine sarılabileceği bir mürşid için mi yazar? Ne için yazar insan? Yoksa zamanla yanlış bildiklerini görmek, tek doğru olan "Tevhid"i anladığını görebilmek için mi? Neden ilmi noktadan çoklara artırıyoruz, neden yazıyoruz dostum? Lütfen düşün, niçin, boş laf olsun diye mi, vakit öldürmek için mi, başkalarının vakitlerini de öldürmek için mi! Neden yazıyorsun neden...
Bu düşünceler akıyorken önümdeki kağıda, bir dostun paylaşımını görüyorum, Samiha annemizden aktarılmış güzel bir anıya rastlıyorum.
Bu sabah Samiha Anne'nin (Ayverdi) "Mülakatlar'dan tefe'ül ettim. Karşıma çıkan diyalog kitap yazmak hususundaki ihtirazımı tashih etmem yönünde işaretti sanki. Sohbet Burhan Toprak, Samiha Ayverdi ve Ekrem Hakkı Ayverdi arasında geçiyor:
İNSANOĞLU'YUM
Ve Gök Tengriye seslendi;
Ya farkında olmasaydım senin şu boşlukta,
Kimi sevmek için yaşayacaktım varlıkta,
Var oluş ölmek için mi,
Yoksa ölüm içinde var olmakmıydı amaç...
Tengri yağdırdı gökten düşen taneyi topraga,
Eller, avuçlar çekilince gecenin yüzünden,
Gözümün yaşını gözüne süreyim Pir'im.
Ben, ben dediğim her ne var ise,
Yok eyledim, ağlayı ağlayı.
(YESİ'DE) HALVET
Hâlî
Ben geldim.
Birikmiş bin yıllık gözyaşım var,
Ve dahi günahlarım.
Günahlarım boşluk kadar!
Leyl
Seherde saf saf sekiz tekbir,
Gecede karadarı çorbası.
Boşlukta yıldızlar tek tektir,
Günahları toplar gecenin torbası.
Telif Hakkı
© Ahmet Turan Tiryaki
her şeyin bir kokusu var
taş plakların
arnavut kaldırımlı parke taşların
sokakların başka bir kokusu var
b'aşka bir koku...
eskimiş ama burnu sızlatan geçmek bilmeyen bir koku
ilk evimiz
ilk aşkımız
okul yılları
ve son bahar...
...
