Olmayana Ergiler (I)

​Gittin;

Şimdi bir koca boşluk arkanda... Daha gidilecek sahiller, fethedilecek kaleler, keşfedilecek körfezler vardı halbuki... Bilinmeyen bir ülkenin, hiç tanınmamış bir şehrinin saçma sapan bir çıkmaz sokağı kadar ıssızım şimdi. Sokakta top oynuyor kıvırbaşlı, sarı saçlı çocuklar. Her birinin gözlerinde, gözlerinin muzip gülümsemesi... ve en az seninkiler kadar sevimli elleri... Hızla uzaklaşırken yalnızlığının yanından ardımdan sesleniyorlardı sanki "Teyze çocukluğumuzu atsana bize". O an aklıma geldi, sahi sen hiç çocukluğunu yaşamış mıydın? 

Bir çıkmaz sokak gibiydi sevdan,  sevdanın peşine takıldın gittin. Kuşlar da gitti peşinden. Balkonun o uç köşesindeki yuvalarını bile söküp götürdüler ardlarınca. Halbuki ben o çalı çırpıyı bile ayağının tozu değmiştir diye severdim. Kırlangıç fırtınasında tozu dumana katmış ve kaybolmuş sersem bir kırlangıç kadar çaresizim şimdi. 

Yokluğundan geri, tavanı aşıp gökyüzüne ulaşamayan sözler kaldı şimdi. Işığın etrafında kelebekler gibi dönüyorlar tek tek.. O sözler ki, her birinin dilinden dökülüşü, yerlere saçılan inci taneleri kadar kıymetli ve güzeldi. Oysa onları yerlerden toplayıp peşi sıra bir ipe dizdiğim şu dakikalarda, kehribar bir "ya sabır tespihine" dönüştüler. Çekiyorum çekiyorum, bitmiyor...

Kapıyı anahtarla açmayı sevmezdin, sırf bu yüzden benden önce girmezdin eve. Şimdi elimde anahtarlar, dönüp duruyorum kapının önünde. Kilidi çevirsem yokluğun, dışarıda kalsam gelmiş olma umudun. Yitirmemek için o umudu, sonsuza kadar beklerdim ben o kapıda. 

Gittin;

Yokluğun bir kocaman fasit daire şimdi. Dönüyorum, çıkışı bulamıyorum, duruyorum, daire dönüyor... Ben küçükken en çok dönme dolapları severdim oysa, sığınağımdın benim etrafımda dönen dolaplardan. Sığınacak dolap bırakmadın bana. 

Ormanda tek başına duran bir virane kulübe gibiyim bu aralar. Bir tekme atsan devrilebilirdim halbuki; bir paslı çivi, yarım metrelik tahta parçasıyla direniyorum dünyaya. Fırtınalar değil de, bir acı tebessümün yıkacak benliğimi, bir oduncu baltası kadar keskin... ve şimdi zamanıdır tüm vicdansız tevekküllerin...

KAFİYESİZ ŞİİRLER
Tarihine Nasıl Yön Vermek İsterdin?

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış