tahtapod.com | Blog

Yaydan Çıkmış Aşk

Belim bükülse de eğri yay gibi,
Gerile gerile geleceğim yâr.
Sevdanla kaynayıp akbuğday gibi,
Serile serile geleceğim yâr.

Devamını okuyun
  0 yorum

SANMA Kİ (MİHRİNAZ VII)

Kaşına, gözüne şiirler yazdım,
Sanma ki; muradım göz'dü Mihrinaz.
Gözün ardındaki manayı sezdim,
Yazdıklarım bile az'dı Mihrinaz.

Devamını okuyun
  0 yorum

Robar

Geçtiğin sokaklardan geçiyorum yeniden, 

Yürüdüğün yolları gözlüyorum, 

Yoksun. 

Nereyi kollayacağımı bilmiyorum. 

Bakıyorum gökyüzüne, 

Nüfuz oluyor bu düşler. 
Devamını okuyun
  0 yorum

SEN OLMASAN...

​Sen olmasan halim nice olurdu?
Görmezdim her gece düş diye seni.
Üç beş damla daha bende kalırdı,
Dökmezdim gözümden yaş diye seni.

Devamını okuyun
  0 yorum

AŞK VE...

Yakınlarından biri vefat eden Leyla, kırkıncı gün hayır yapmaya karar verir.  Kuzular kesilir, yemekler yapılır. Eş dost, akraba, tanıdık, herkes gibi yoldan geçenler dahi davet edilir. Ancak Leyla'yı görebilmek için uzaktan izleyen Mecnun'u davet etmezler.  Mecnun davete aldırmadan yemek almak için elinde tabak, yemek kuyruğuna girer. Yemeği de elinde büyük tahta kepçeyle kazanın başında Leyla dağıtmaktadır. Sıra Mecnun'a gelir. Leyla bakar ki bu Mecnun! Yemek vereceğine Mecnun'un kafasına tahta kepçeyle vurur ve sıradan atar. Mecnun bu ya.. Tekrar sıranın en sonuna girer. Leyla, kazana kepçeyi daldırırken bir de bakar ki Mecnun gene gelmiş. Kepçeyi kafasına geçirir, sıradan bir d...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

MAVİ SIZININ HİKAYESİ (II)

​ Aforizmaların bileşkesinde bütüncül iniltiyle okuduğu mektubu, ıslanmış kirpiklerini elinin tersiyle silip tekrar albümünün arasına koydu. Kasımın on beşine doğru inançlı soğuk adımlarını korkusuzca atan mevsim, iyiden iyiye hissettiriyordu olumsuzluğunun yarattığı itilesi etkiyi. Belki hıçkırıkların ipliğini kelep kelep ören hicranıyla dörde katladığı mektubunun faslında bırakmıştı Fatih'e olan aşkını. Gözden akan her damlanın satır aralarında ayrılık busesine dönüşen selini de saklamıştı mektubunda. Serdengeçti sevdalarda nazar değdirilmeye açık bir kadının öyküsünü hangi dünyalı kendi yalnızlığında bu denli içten hissederdi? Kim bilir, böylesi yıkımların enkazında debelenen bir Nazan'ı ...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

MAVİ SIZININ HİKAYESİ (I)

​ Bir kristal uykusuzluğu gecenin deminden çıkartan gözleriyle öylece tutunuyordu dikdörtgen masasının kenarına. Abanoz karanlığın tam ortasında perdeyi kısmi aralayarak şehrin nar tanesi ışıklarına bakışlarıyla klark çekiyordu. Hafiften üşüyordu zamanın kucağına yatırdığı gövdesinin en nadide sayılan noktaları. Örneğin ayakları, kolları ve burnu. Yine de masasının çentik atılmış, kestane rengi köşesindeki hayallerinin kadrajından çıkamıyordu. İnsana güvenmenin başlı başına hayata güvenmek olduğunu düşlüyordu. Çınarların köklerinden aldığı mazinin topluma, yasaya, insanlığa intikalini düşlüyordu. Neler yapabilirim; ben bu şehrin aldatmacasına, yalan yanlış yaşanan aşklarına, darmadağın olmuş...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÇAĞIRSAN YETER

Bir gün gönlün diler, ararsan beni,
Mektuba gerek yok, bağırsan yeter.
Üşürsen bedenim ısıtır seni,
Elini elime değirsen yeter.

Devamını okuyun
  0 yorum

KAVUŞURUM

Sınırın hikayesi muhafızken elimde
Aşkının surlarına kavuşurum sevgilim.
Nefsinin düğümleri hecelenir dilimde
Gönlünün sırlarına kavuşurum sevgilim.

Devamını okuyun
  0 yorum

HAYAL KULESİ

"-Söylenceye göre bekâr olan bir insan Galata Kulesi'ne kiminle çıkıp inerse onunla evlenirmiş."

Devamını okuyun
  1 yorum