ÖLÜMÜN ÖĞRETEBİLECEĞİ YAŞAMSAL GERÇEKLER VE DAYANMA GÜCÜ Dünya malına ve insana tapınmadan yaşayabilmek, her geçen gün güncellenen değişimler karşısında zor bir hal almış durumdadır. Tapınılan bu mal ve insan; sevdiğin işin, paran, sevdiğin kadın, sevgilin veya işin olabilir. Aslında her şeyi yok etmeye müptela ölüm gibi katı gerçekler, düşünsel anlamda yarattıkları devasa boşluk korkusu...
Kaçırdım sevdanın damak tadını
Islattım şekeri, tuzumu baba.
Bırakmak isterken dünde adını
Taşıdım yarına sızımı baba.
Öncelikle "Allah rahmet eylesin. Başınız sağ olsun. Allah sizlere sabır versin" diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Kızçelerim babanızı hiç tanımadım. Sosyal medya üzerinden ne kadar bilgi sahibi olduysam o. İnsanız... Beşer de şaşar da... Hepimiz gibi eğrisiyle, doğrusuyla, sevabıyla, günahıyla en nihayetinde bir insan, bir eş, bir baba idi. Babanızın kaybı milyonlar gibi beni de sami...
Güzel duygularımın hepsi güzel günlerimde kaldı. En acı dediklerim baharmış halbuki şu tutarsız ömrüme. On sekiz yaşımda yağdırdım saçıma akları. Hazan gibi güzde yaprak döktü şu genç yaşım. Mutluluğun tadını unutalı uzun zaman oldu. Yitirdim geleceğe dair tüm umutlarımı. Bu gecede zühre bir melodi tutturdum firkatin bam telinden,dumanını ciğerlerime değil iliklerime çektim. Neler yaşadı...
Telif Hakkı
© Hüseyin Erdoğan @ tahtapod.com|Tüm hakları saklıdır.
TBMM'deki 325 insanın kararı ile bizim yavrularımız kendilerini hiç ilgilendirmeyen kanlı bir iç savaşın tarafı olmak için Libyalar. 325 tane milletvekili...325 tane gamsız, kasavetsiz insan...325 tane saklı seçilmiş...325 tane kendi evlatlarını güvende tutan ve başkalarının evlatları ile kahramanlık taslayan korkak...325 tane vatan ve millet edebiyatı arkasına gizlenerek nefsini besleye...
Ak sütten hâlisti arzum, niyetim,
Makbul değil imiş samimiyetim,
Yara acıtırmış, benim diyetim,
Hem yara, hem acı, hem tuz olmakmış...
Boşlukta süzülen bir tüy kadar hafif,
Dolapta tozlanmış kadeh gibi boşum.
Sana bunları yazacak kadar sensiz,
Ve seni düşleyecek kadar sarhoşum.
Ağustos ayında zemheri gördük,
Kar altında kaldı sevdalarımız.
Kalpte ilmek ilmek sevdayı ördük,
Karşılık bulmadı edalarımız.
