tahtapod.com | Blog

SEN FARKINDA DEĞİLDİN

received_2314042872206951

Umarsız bakışların canımı çok yaksa da
Yüzüne gülüyordum, sen farkında değildin.
Gözyaşım olur olmaz zamanlarda aksa da
Gizlice siliyordum, sen farkında değildin. 

Devamını okuyun
  0 yorum

VEFA KALMADI

Servet aşkı arttıkça ömür taptı devrana
Altın, yüzük takıda; malda vefa kalmadı.
Tuz karıştı şekere, şeker girdi kovana
Şifa diye sevdiğin balda vefa kalmadı.

Devamını okuyun
  0 yorum

DÜŞÜNDÜM SENİ

Bu gece yeniden yaramı deştim
Sızlayan damarda düşündüm seni.
Lambalar üşürken sokağa düştüm
Köşede, kenarda düşündüm seni.

Devamını okuyun
  0 yorum

GİTTİ NEYLEYİM

Değdi gözlerime bakışı koyu
Kalın kaşlarını çattı neyleyim.
Hediye ettiğim yeşil mantoyu
Çıkarıp üstünden attı neyleyim.

Devamını okuyun
  0 yorum

AYŞE TEYZEYE

Ayşe'nin hayatını nasıl anlatsam size
Yüzündeki acının yarığına ağladım.
Ayakları morardı, kavuşmadı gündüze
İzindeki yokluğun çarığına ağladım.

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

DAĞ KÖYÜ ŞEHİTLERİMİZ

askerSoguk
DİKKAT: Makale; Tunceli'de hipotermi gerekçesiyle yitirdiğimiz 2 şehidimizin yasından etkilenerek hayali isim ve memleket yakıştırmasıyla tamamen kurguya dönük ele alınmıştır.

Doğu batı diye paralelini bölmeden hiçbir koordinatın ve kuzey güney diye dikine set çekmeden hiçbir meridyene; olabildiğince sadık, birleştirici, tek payda yapan değerlerin ilkesi. Bizde vatan vesikası, kenetlenmiş bütünlüğün altına atılmış gönül imzasından başka bir şeyi bahşetmez. Olur olmaz sözlerin pası damla damla düşse de bazı zakkum ağızlı bölücülerin dilinden, esaslı öyküsünü birleştiği potadan alan memleket aşkı, yalçın bariyerini kaldırır dağın taşın ve irili ufaklı kentlerle metropollerin. Bir kere aşkının demini katmıştı Türk evladı, künyesiyle imtiyaz yaratan toprağının iliklerine. 21. Yüzyılın boyun eğmez, psikolojik içgüdüye dair tüm soyut kılıçlarını kuşanmıştı..Madene gider, elindeki çapa olur yurdunun tanımı her kara elması oyuğundan çıkartan derinliklerde. Koyun güder, sürünün konuşan aklı olur. Kendisi çobandır, çobanın omzundan düşecek gibi duran; lakin bir kez olsun düşmeyen postu, dilinde nağmelenen hüzün kavalının telsiz notasıdır. Bağa gider, bahçeye gider; üzüm üzüm salkımlanır, söğüt söğüt yayılır nefesi minerali billurdan coğrafyasının her karışına. Tahıldır dibek dibek gövdelerin harcında. Tütündür tarlalarda tane tane çoğalan nüfuzuyla. Köy odasında yakılmış kuzinedir, cayır cayır iner böğrünün soğuklarını ısıtmaya közleri, kapının çıkardığı dev Anadolu gıcırtısı, bacanın kıvrımlı onur kokan dumanı; onun aslıdır, asaletinin teşnesidir. Dipten başa meal, kudret, heyecan, cesaret yüklü tarihinin alt edilemez yüzü onların bağırlarındaki istiklâl, şavk ve inancın kurduğu takımın kendisidir..

Devamını okuyun
  0 yorum

BAYRAMINIZ BAYRAM OLA

​ MUTLU BAYRAMLAR "Sevdiğini kaybedince, insanın yüreğinde kırk mum yanarmış. Sonra her geçen günde mumlardan biri sönermiş. En sonunda geriye bir mum kalırmış. O tek mum, yaşam boyu sönmezmiş, insan ölünceye dek içinde yanarmış… … İnsan sevdiklerini yitire yitire yaşar; yıllar geçtikçe, yanan ve sönen mumlar birbirine karışır… Öyle ki gönlünde hangi mum kimin için yanıyor bilemezsin; mumun alevinde sevdiğinin kimliğini göremezsin, yalnız belli belirsiz bir acının dumanı titreşir… … Zaman geçtikçe acı uslanır, akıllanır, bilgeleşir; hüzne dönüşür; yara..." İlhan Selçuk Kimin içinde yanıp duran bir mum yok ki? Kiminde sevgiliye yanar kiminde vatana kiminde kaybettiği insanlara. Farklı farklı ...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

DİYET

​Ak sütten hâlisti arzum, niyetim,
Makbul değil imiş samimiyetim,
Yara acıtırmış, benim diyetim,
Hem yara, hem acı, hem tuz olmakmış...

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

KAFİYESİZ ŞİİRLER

Boşlukta süzülen bir tüy kadar hafif,
Dolapta tozlanmış kadeh gibi boşum.
Sana bunları yazacak kadar sensiz,
Ve seni düşleyecek kadar sarhoşum.

Devamını okuyun
  0 yorum

TUT ÇOCUK

Bugün artık burada dinmez, acı Bugün artık koşamam maveraya Ülkümü armağan ettiğim çocuk Tut ellerimden, tut çocuğum... Dağlar, engin denizlerle bakışır Teninde rüzgar, kıskanıp esişir Ey uçurtmayı ellerinden aldığım, Tut ellerimden, tut çocuğum... Ölüm, kalım nedir? Bir ihtimâl Benim içimdeki çocuk izmihlâl Yaşarken üstüne toprak serdiğim Tut ellerimden, tut çocuğum... Bugün farkına vardım, sensizliğin Meğer düşlerim epey yaşlanmış Zamanı geldi deyip, terk ettiğim Tut ellerimden, tut çocuğum... Sana hasret yalnız ben değilmişim Selâm verdiğim bir köpekle ağladım Bir ağaca, merhabanı esirgediğim Tut ellerimden, tut çocuğum... Nerede karpuzumu serinleten dere Nerede gölgesine sığındığım ahlât...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Anıl Kunt @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum