Mehmet Alp'in Defteri

ŞEYTAN'IN ŞERİATI

Elimde kesin rakamlar olmamakla beraber bence tarih boyunca Tanrı adına öldürülen insanların sayısı, şeytan adına öldürülen insanlardan kat kat fazladır. Dolaysıyla insanlar ya iyi ve kötü tanımlamalarını ya da 'Tanrı' algılarını acilen değiştirmelidir.

HAK(K) ANLAYIŞI...

"Demokrasi hatalı / yanlış bir sistemdir"

Türk Milletinin Allah için sıkça kullandığı isimlerden biri 'Cenab-ı Hak'tır. Baktım, doğrusu 'Cenab-ı Hakk'mış. Bilmiyordum. Ben hep 'Hak' olarak yazıldığını düşünürdüm. O da 'Hak' kelimesinin bende güncel hayatta 'adalet', 'hak' ifadeleri ile çağırışım yapmasındandır.

'Cenab-ı Hakk'ın asıl manası "Varlığı hiç değişmeden duran"mış. Bende yaptığı çağırışımı ise en iyi ifade eden isimleri 'Adil' (insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi doğru yerine koyan ve hükmü tartışılmaz) ve 'Hakem'miş. Yaradan İslamiyet'i hakim din olarak seçmiş toplumlarda ve hatta Hıristiyan Arap kökenli toplumlarda tabii ki en çok El-İlah, yani 'Allah' ismi ile anılır. Ama bildiğim kadarı ile 'Allah' isminden sonra Yaradan'ın 'Cenab-ı Hakk' ismi ve sıfatı ile anılması bariz farkla Türklere mahsus. Bunun sebebinin de bir çok insanımızın Tanrı'yı bende yaptığı çağırışım ile 'Hak Teala' veya 'Cenab-ı Hak' olarak andıklarının olmasıdır diye düşünüyorum.

Dolayısıyla bu çağırışım benim İstiklâl Marşımızın 'Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl.' mısrasını her zaman bir milletin en yüce adalet önünde hak arayışı olarak algılamama sebep oldu. Her ne kadar rahmetli Mehmet Akif Ersoy mısrasında Cenab-ı Allah'ı 'Adil' sıfatı ile anmamış olsa da, Yaradan'ın yüce adaletine seslendiği kesin.

En yüce adalet, ilahi adalet, Yaradan'ın adaleti...

Cenab-ı Hakk'ın diğer sıfatlarından ikisi de 'Rahman' ve 'Rahim'dir. Her Müslüman bu iki sıfatı bilir. Her helal işe Tanrı'nın bu sıfatlarını anarak başlamamız gerektiğine inanırız.

"Eûzübillahimineş-şeytânirracîm.
Bismillahirrahmanirrahîm."

Türkçe manası:
"Kovulmuş Şeytan'ın şerrinden Allah'a sığınırım.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adı ile."

Rahman da, Rahim de, Cenab-ı Hakk gibi Allah'ın Esma-ül hüsnada sayılan 99 sıfatlarındandır.

Rahman "Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden" manasındadır. Rahim ise "Ahirette, sadece müminleri bağışlayan, merhamet eden" demektir. 

* * *

Geçenlerde bir 'Devlet Büyüğümüz(!)' "Laiklik yeni Anayasada olmamalıdır" diye bir söz sarf etti.
Bu olay hakkında polemiğe girme niyetinde değilim, lakin bu ifade tekrar
'laik-antilaik' ve 'laik devlet versus şeriat devleti'
tartışmalarının başlamasına sebep oldu ve Türkiye'de hala 'şeriat' arzulayan veya en azından laikliğe karşı olan küçümsenmeyecek kadar büyük bir kitlenin varlığını tekrar gözler önüne serdi.

Laiklik değilse ne?!?

"Beşeri kanun cehennemliktir"

Devletin Anayasası'nda 'laiklik' istenmiyorsa tabiî olarak bu bazı sorular sormamıza sebep veriyor.

1) Laik düzenler mükemmel midir?
Elbette hayır! Ama en azından hatalar Allah'ın adı ile yapılmaz. Hataların suçlusu ve sebebi belli olur. Değiştirilebilirler. Beşeri kanunların dogmatik olma, yani mutlak geçerlilik iddiaları yoktur. Beşeri mahkeme önünde hesap verilebilir hatalardır.

2) Devlet laik değilse nasıl bir yönetim arzulanıyor?
Dünyada, anayasasında 'laiklik' maddesi olmayıp gene de teokratik devlet olmayan devletler vardır. Örneğin Almanya. Almanya'nın 'Temel Kanununda' (Temel Kanun –alm. Grundgesetz– diyorum, çünkü Almanların 'Anayasası' –alm. Verfassung– yok) laiklik ilkesi bulunmamakta.
Buna rağmen Almanya için teokratik devlet, yani din devleti demek mümkün değildir. Bunun Alman tarihine has sebepleri olduğu gibi Hıristiyan tarihi ve özellikle Katolik ve Protestan kiliselerinin kurumsal tarihleri ile de alakası vardır.

Lakin Türkiye'nin sosyolojik yapısını ve tarihi zeminini dikkate aldığımızda bu tür bir yapılanmanın ülkemiz için örnek teşkil edemeyeceği kanaatindeyim.
Dolaysıyla Türkiye için Anayasa'da 'laiklik' ilkesi istemeyen bir anlayışın hedefinde teokratik bir yapı olduğunu, yani karşı tez olarak sunulanın 'şeriat devleti' olduğunun varsayılması gerekiyor. Bu da 3'üncü soruyu sormamızı gerektiriyor:

3) Nasıl bir 'şeriat devleti' arzulanıyor?
'Şeriat devleti' arzulayanların bu soruya "Kur'an-ı Kerim'in Şeriatı" gibi bir cevap vereceğinden eminim. Nitekim dünyada 'şeriat kanununu' uyguladıklarını iddia eden devletlerin ve hatta resmi meşruiyetleri olmasa da sahip oldukları güçten dolayı hakimiyet oluşturdukları bölgede kendi 'şeriat' anlayışlarını yaşatan grupların hepsinin verdiği cevap aynıdır.

Vahhabi Sudi Arabistan'ın 'şeriat' iddiası olduğu gibi, düşmanı Şii İran'ın da 'şeriat devleti' olma iddiası var. IŞİD, Boko Haram, Taliban ve birçok başka örgütler de yaptıklarını 'şeriat' ile meşrulaştırıyorlar.

Bu meşru veya gayrimeşru yapılanmaların hiç birisinin şeriat anlayışı benim inandığım ilahi adalet ile uyuşmuyor.

Genel olarak insan hakları, kadın hakları, eğitim, milli gelirin adil paylaşımı, sosyal güvence, ifade hürriyeti, suç hukuku, basın özgürlüğü ve sair birçok konuda yukarıda örnek gösterdiğim ve daha doğrusu, uyguladıkları yönetimi 'şeriat' ile meşrulaştıran her yapı ile benim 'Hak' anlayışım bağdaşmıyor.

Bu dünyada bütün yaratılanlara merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden bir Yaradan'ın adı ile bırakın bütün yaratılanları, kendisini 'Müslüman' olarak ifade eden ama kendi halkına bile adil ve merhametli davranmayan bir zihniyetin, yaptıkları zulmü 'Rahman ve Rahim' olan Allah'ın ismi ile meşrulaştırıyor olmaları fecidir.

Kendilerine 'İslam devleti' kurma vazifesini yükleyen ve buna karşı gelenlerin kafasını keserek dünyaya yayımlayan, çocuk ve gençlik yaşında kızları ailelerinin kucaklarından koparıp kaçıran, ırzlarına geçen ve köle olarak satanlar, bütün bu yaptıklarını yapmadan önce

"Kovulmuş Şeytan'ın şerrinden Allah'a sığınırım.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adı ile" diyorlar. 

Bu, 'Hakk'a inanan Müslümanlar için utanç vericidir.

İnsan merak ediyor: Bu 'herkesten çok Müslümanlar'
daha çocuk yaşta kızlarla evlenmeye kalkarken,
bir kız çocuğunu sadece okula gidiyor diye kurşunlarken,
sırf zorla evlendirildiği babası yaşında adamdan kaçtığı için gencecik çaresiz bir kız sığınmaya çalıştığı öz ailesi tarafından burnu kesilip dağ başında ölüme terk edilirken,
mezhepleri kendilerinden farklı olduğu için diğer Müslümanlar 'kafir' ilan edip öldürülürken,
bütün bu estirdikleri vahşeti nasıl 'Rahman, Rahim, Adil, Hakem' olan Allah'ın namına yapma hakkını kendilerinde buluyorlar?

Müslümanları 'Deus Vult' (lat. Tanrı İstiyor) naraları atarak kılıçtan geçiren haçlı ordularından farkları nedir?

İyi - Kötü Anlayışı, Tanrı Algısı ve kişinin vicdanı

Elimde kesin rakamlar olmamakla beraber bence tarih boyunca Tanrı adına öldürülen insanların sayısı, şeytan adına öldürülen insanlardan kat kat fazladır. Dolaysıyla insanlar ya iyi ve kötü tanımlamalarını ya da 'Tanrı' algılarını acilen değiştirmelidir.

Tabii ki böyle örnekler var diye Türkiye'de de böyle yaşanması gerekmiyor.

Lakin kimse kusura bakmasın, devlet malından çalmaya göz yumanların, bebek katilleri ile pazarlığa oturmaktan çekinmeyenlerin, iş kazasında yakınını kaybetmişi devletin gücünü kullanarak yerde tekmeleyenlerin ve 'çocuklara tecavüzü' bile örtbas etmekten utanmayanların getireceği bir 'şeriat' anlayışından ciddi şüphem var.

Vicdansız olanların getireceği 'şeriat' ancak Allah'ın adını kendi güçlerinin meşrulaşması için suistimal etmekten öte olmaz.
Bu zihniyetin insanlara ve İslam'a verdiği zararı Vatikan vermemiştir.

Dünya'nın hiç bir beşeri kanunu insanın kendi içinde ilahi adaleti yaşamanıza engel değildir.
Kul hakkı yememek,
harama el uzatmamak,
dürüst olmak,
düşküne yardım eli uzatmak ve birçok başka gerekli ve güzel vasıf doğrultusunda yaşamak...
Hepsi insanın kendi elinde, kendi iradesindedir.

Kendi hayatında bu ilkelere göre yaşamayı beceremeyenler,
bu ilkeleri kendine yaşam tarzı yapmayanlar
toplumu bu ilkelere göre yönetemezler.

Dolayısıyla imanın gerçeklerini topluma sunmaz, kendi 'gerçeklerini' topluma iman diye sunarlar.

Çünkü 'ilahi adalet' insanın kendi vicdanında başlar.

Mehmet Alp
2 Mayıs 2016


Telif Hakkı

© Mehmet Alp, tahtapod.com

HEP AYNI SORULAR
AKIŞKAN MODERNİZM ve KÜLTÜR

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış