tahtapod.com | Blog

​EĞİTİM SİSTEMİ VE GELECEĞİMİZ

​EĞİTİM SİSTEMİ VE GELECEĞİMİZ "Milli Eğitim Bakanlığı tarafından  açıklanan sonuçlarına göre, 8. sınıf düzeyinde: - Öğrencilerin yüzde 16.4’ü matematikte dört işlem sorularını çözemiyor, basit hesaplamalar yapamıyor. - Türkçe’de ise öğrencilerin yüzde 66.1’i orta düzey ve altında. Bu öğrenciler deyimleri, atasözlerini, hiciv ve nüktelerdeki mesajları anlayamıyor. - Fen bilimlerinde öğrencilerin yüzde 86’sı, sosyal bilimlerde yüzde 65.3’ü orta ve alt düzeyde. Yüzde 39. 8’i vücuttaki organların görevini bilmiyor, iki farklı olay arasında bağ kuramıyor…" Toplumsal travmanın başladığı nokta: Eğitim. İçine etmeyi başardığımız kurum: Eğitim. Her gelenin kafasına göre sistem getirdiği adres: ...
Devamını okuyun
  0 yorum

SEVGİLİ TUİK

​Sevgili tüik, Efendim malumunuz aylardan temmuz. Enflasyon rakamlarının en sevdiği ay. Bu ayda enflasyon rahatlıyor. Yüksek rakımdan sıfıra doğru inişi başlıyor mübareğin. Hal böyle olunca da memur ve emekli de tüik ve tüik başkanına selam söylüyor bu ayda… Sevgili tüik başkanı, Memurun ve memur emeklisinin selamını ilettim mektubu başında. Ne olur ne olmaz bakarsın unuturum.  Benzin 7 lirayı geçti haberin var mı bilmiyorum? Nasıl olsa senin aracının akaryakıtını millet dolduruyor ya ondan şey ettim. Elektrik faturaları ortalama %15 zamlandı. Dolaylı dolaysız vergiler yağıyor yaz ayında dolu gibi. Tuikcigim iki gözümün nuru kar tanem bir tanem nur tanem sen nasıl başardın bu şartlar al...
Devamını okuyun
  0 yorum

Suçluyorum

ergenekon

​Türk milletine, gelmişine, geçmişine, geleceğine, tarihine, kültürüne ihanetin en açık haliydi isimli davalar süreci. Bu ihanetin adına Ümraniye davası demeyi tercih ettikçe, Ergenekon'un içine yeniden sıkıştırmaya, ateş çemberinin içinde yakmaya çalıştılar bizi... 2010lu yılların başında, 4600 küsür sene sonra sıkışıp kaldığı Ergenekondan tekrar çıkmaya çalıştı Türklük davası... Komik komik iddianamelerine gülebilirdik tabi, bir cinayet şebekesine dönüşmeseydi bu iş şayet... Davanın savcılığını yapan devlet büyüklerimizin teşrifatı ve gazıyla, adının başına hakim ve savcı getiren haysiyet cellatı katiller, ortalığı yangın yerine, Silivri'yi, Hasdal'ı, Mamak'ı mezarlığa, ülkeyi arenaya çevirdiler "hukuk" eliyle. Ki hukuk tarihine lağım kokan harflerle yazılacaktı adları. "Yüce Türk Mahkemeleri" sizi itinayla bir suça bulayabilir, kendinizi temize çıkarmak sizin probleminiz olabilirdi bir sabah saat 5te, sabah ezanı okunurken. Öyle ya, hainleriniz alnı secdeye değen dindar adamlardı, kilisenin zangocuyla kapınıza gelecek halleri yoktu ya... 

Devamını okuyun
  0 yorum

TATİL GELDİ, HOŞ GELDİ!

ip-atlama
Çocukken en sevdiğim sokak oyunu her kız çocuğu gibi ip atlama, seksek ve dönmeli top oyunuydu. İçi dolu toplar vardı o zamanlar. O kadar çok zıplardı ki o toplar, bulutlara yetişip orada kaybolabileceğini sanırdım.  Bir büyüğüm olan ablam, ben birinci sınıftayken dördüncü sınıftaydı. Her küçük kardeş gibi teneffüslerde genellikle onun arkasında dolaşır, arkadaşlarıyla oynadığı oyunları seyrederdim. Bir gün beni de aralarına almalarıyla ilgili hayaller kurardım. Figen diye bir arkadaşı vardı ablamın. Asker çocuğu… O zamanlar Ardahan'a dışarıdan gelen sadece asker aileler olduğu için çocukları çok dikkat çekerdi. Figen'in yüzünü hiç hatırlamıyorum; ama uzun boyunu, atkuyruğu saçları...
Devamını okuyun
  0 yorum

İSLAMCILIK VE TÜKETİM KÜLTÜRÜ

islamcilikvetuketim

İslamcılığın iddiası şuydu; Kapitalizm parayı insanoğlu için tek ve biricik değer haline getirmiştir. Komünizm ise insanın manevi yanını yok edip onu maddeci dünya görüşünün kölesi olarak insanlıktan çıkartmıştır. Nihayet islamcılık bu iki sisteme alternatif bir düzen iddiasıyla ortaya çıkmıştı.

Devamını okuyun
  0 yorum

Türk'ü Yaşatmak

Âşık, gönül hançerini ölüm kınından çıkarmaz çünkü "ölümü bilerek yaşamak" sevgiliye duyulan muhabbetin kelâma dökülmüş hâlidir. Aynada sevgilinin sûretini gören Türkoğlu, "Hüsn-ü Aşk" misâli vuslatı hicranla doyurur. Bezm-i âleme selâm eden fıtrat, insanda gizliyken; Hak aşkıyla yanan insan cihana sığmaz, kâinatı aşar. Ruh ile bedeni ayrı tutan "tenâsüh" inancına değil insandaki şahsiyet bütünlüğüne imân eden "vecd" inancına sahip  olan Türk, Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in hürmetine yaratılan bu cihana nizam verecektir. "Türk cihan hakimiyeti mefkuresi" İmam Gazali'den aldığı sancağı, Sultan Alpaslan'la göndere çeken; Derviş Yunus'un divânını göğe armağan eden mukaddes bir ülküdür...
Devamını okuyun
  0 yorum

DOMUZ

Adını, Sümer mitolojisinin bitki ve bereket tanrısı olan Temmuz'dan (Tammuz veya dumuzi) aldığı söylenen ve çizgi filmlerde hep sevimli gösterilip çocukluktan itibaren algılarımızla oynansa da oldukça çirkin ve kaba bir hayvandır. Dağlarda yaşayanı ve evcilleştirilmiş olup çiftliklerde yaşayanı var. Fakat dağlısı da şehirlisi de her türlü çamuru ve pisliği sever. Mutluluğu çamurda ve pisliğinde bulur. E, fıtrat o fıtrat… Hem otobur hem de etobur bir türdür. Aç kaldığında cam hariç aklınıza gelen her şeyi yiyebilir. Evet, kendi pisliği ve kendi yavrusu da dâhil her şeyi yer. Bu yüzden olsa gerek, yabanisi de çiftlikte yetiştirileni de pistir, pis kokar. Domuz yiyen insanların teninin de zaman...
Devamını okuyun
  0 yorum

DOĞRULUK

"Doğruluk, güçlünün işine gelendir.” Bu kişinin bahsettiği güçlüler sınıfı. Yani yönetenler sınıfıdır.  Kendi işlerine gelen hükümler verip, halktan kendilerine itaat etmelerini isteyenler yani. Onlar için gereken ise halkın itaat edip o hükümleri doğru saymalardır." Sokrates doğruluk denilince böyle düşünüyor.  Peki, eğer yönetenler gaflete düşerse ne olacak? Doğrular mı değişecek yoksa yöneticilerle beraber toplum olarak gaflet uykusuna mı yatacağız? Doğruluk kavramını alıp sadece kendi siyasi duruşunuza indigerseniz çıkan sonuca da katlanmak zorunda kalırsınız. Nereden çıktı bu doğruluk hikayesi diye mi düşünüyorsunuz? Haklısınız aslında böyle düşünmekte. Yalnız çevrenize iyi ba...
Devamını okuyun
  0 yorum

Şahsiyet Sahibi Olmak

sahsiyetsahibiOlmak

"Önce selam, sonra kelâm" diye buyurmuş Peygamber Efendimiz. Selamın en güzelini kelâm ile verdikten sonra, şahsiyetinin tekâmülüyle kelâm olan insan üzerine henüz mânâ aleminde zerre olamayan tahlillerimi muhterem okuyucuyla paylaşma arzusundayım. Bu mecradaki ilk karalamamı, derin bir mahcubiyetle kıymetli vaktinize sunuyorum.

Bergson'un zaman tasavvuru üzerine fazlaca düşündükten sonra vakte "kıymetli" sıfatını takdim ettim. Kıymetlidir çünkü, şahsiyeti oluşturan tarih vakti de biriktirir. Tarihi mesuliyet kesesine koyup âciz omuzlarımıza yük diye yüklediğimizde, acziyeti aşma noktasında cihâna sığmayan bir adım atmış oluruz. İnsan mesuliyeti ve tecrübeyi harmanlayarak, şahsiyetini tamamlar. Şahsiyetinin parçası hissiyatıyla, cihânı aşar. Bergson'un, saat ile ölçülen zamanı "soyut" olarak nitelemesi şüphesiz ki bu gerçeğe dayanır.

Devamını okuyun
  0 yorum

Sartre Bunalımı ve İnstagram

sartre-wannart-900x580
​         Sartre varoluşunun sıkıntılarını romanına aktarırken modern çağda neler olabileceğini acaba aklına getiriyor muydu? Kendini sergilemenin " full hd " mecralarda gösterildiği bir çağda bunalımlarını anlatmak ister miydi diye düşünüyorum. Ya da benim gibi sosyal medya üzerinden felsefe kasmaya çalışıp saçmalar mıydı bilmiyorum.         Midesini bulandıran karışık duygular içerisinde tuhaf laflar ettiğini okumuştum. Descartes gibi varlığı düşünce ile elde etmek yerine hiçliğe düşünce ile ulaşmak istediğini belli ediyor. Görünür olan akıl kavramı ile varoluşsal problemlere dalıyor. Soyut olan akıl ile görünür olmayan her şeyi hiçe iade ediyor. Mid...
Devamını okuyun
  0 yorum