tahtapod.com | Blog

TATİLE GİRERKEN

shutterstock_302671046-1140x660

Biz öğretmenler, tatile girerken öğrencilerimize ve ailelerine pek çok tavsiyelerde bulunuruz. Söylemezsek olmazmış gibi... :) Sağ olsunlar, onlar da dikkate alırlar. 

Mademki böyle bir misyonumuz var, o halde sosyal medya ortamında da bu konudaki düşüncelerimi paylaşayım istedim. 

Çok fazla şey geçti aklımdan. Önce konu başlıkları yaptım. Her konu üzerinde düşündüm, baktım bütün bunları yazsam kitap olur. 

Eledim eledim ve benim için çok önemli olan, aile büyükleriyle zaman geçirme konusunu kendi yaşamımdan yola çıkarak ele almak istedim. 

Biz anneannemle aynı evde büyüyen şanslı torunlardık. Küçük bir çocukken de ilk gençlik yıllarımda da, ta ki onu kaybedinceye kadar, varlığı hep içimizi ısıttı; bütün aile bireylerinin baş tacı oldu her zaman.

Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

Tabu, Palu ve Toplum

Yakın zamanda Türkiye'nin gündemini meşgul eden bir hadiseye şahit olduk. "Palu" soyismine sahip ailenin yaşadıkları Türk toplumu tarafından merakla takip edildi. Bu takibatın arkasındaki dürtü nedir? Böylesine şüyuu vukuundan beter hadislerin toplum huzurunda tartışılması neden toplumun ilgisini bu kadar çekmektedir?Bu nevi sorular aklımı kurcaladı. Ben de düşündüklerimi, birbiri arasında bağlantı kurabildiklerimi bu başlık altında toplayarak görünür hâle getirmeyi hedefliyorum. Palu ailesini Türkiye "Müge Anlı ile Tatlı Sert" isimli programda tanıdı [1] . Palu ailesinin yaşadıkları bu yazının kapsamında değildir. Programları izleme fırsatı bulamayan bir kişi olarak ayrıntılarına vakıf da d...
Devamını okuyun
  0 yorum

MARİAM KAVAKÇI

mariam_4

Doktormuş.

Konuşma dili patologuymuş.
İkinci ihtisası da iletişim bozuklukları imiş.

Bu profil gayet iyi.
Dil üzerinde düşünen ve yazan sıfatıyla beni de ilgilendirir.
Cumhurbaşkanı danışmanlığına atanması da iyi olmuş derim.
Bu hanımefendinin fotograflarını görünce de böyle düşünmeye devam edebilirdim.
Fakat...

Devamını okuyun
  0 yorum

NE POŞETMİŞ ARKADAŞ!

​ 7 Ocak 2019 sabahı bir gün evvel yağan kardan dolayı hava dona çekmiş, yollar buz pisti olduğu halde insanlar işlerine, öğrenciler okullarına doğru yol alıyorlar. Şu anda Angara'da durum -13 derece. Ben de sabahın köründe meşhur Angara ayazını yiyen talihli bir vatandaş olarak işe giderken "vaktim varken şurda biraz ısınayım" düşüncesiyle yolumun üstündeki bir işletmede durdum. İşletmede TRT Haber'i seyrederken, bir yandan da çayımı yudumluyorum. Haberlerde; hepimize, hepinize kaç haftadır "gına" getiren poşet mevzusu. Doğu Türkistan'daki zulümden ve katliamdan, millî ve manevî meselelerden çok çok daha mühim olan şu poşet mevzusu. Elektrik, su, doğalgaz ve sair zamlardan "zamkolik" olmuş ...
Devamını okuyun
  0 yorum

DÜŞÜNCELERİMİZİN KUMAŞI

​ Son üç haftadır, çalıştığım yerde, oturup konuştuğum insanlarda, yazıştığım yerlerde hatta sosyal medyada bile alttan alta yükselen bir hukukçu nefretiyle karşı karşıyayım. Açıkçası kendimi buradan izah etmeye gerek duymuyorum. Karşılaştığım argümanlar, meslek ayırmaksızın hukukçuların ve hukuk fakültesinde okuyanların kibirli (bütün tanımları yazmayayım) olduğu yönünde. Bu nefretin bir benzeri doktorlara karşı da yükseldi. Bu sistemli bir itibarsızlaştırma mı bilmiyorum.  Zamanında Ergenekon yargılamaları ile önce subayların itibarına saldırıldığı, devamında doktor cinayetlerinin arttığını hatırlıyorum. Subay, doktor veya hukukçu tanrının seçilmiş kutsal insanları değiller. Ancak tab...
Devamını okuyun
  0 yorum

MİLLETÇE KÖTÜMSER Mİ OLUYORUZ ?

Büyük gazetelerden birinde yönetici semineri veren uzman, Türklerin dünyada en kötümser milletlerden biri olduğunu iddia etmiş. Bunu ispatlamak için de peşinden küçük bir test yapmış. Bitişik sözcüklerden oluşan aşağıdaki cümleyi birkaç saniyeliğine gösterip yöneticilerden okumalarını istemiş: "THEGODISNOWHERE" Katılımcıların hepsi bu cümleyi: "THE GOD IS NO WHERE" diye okumuş. Yani "Tanrı hiçbir yerde değildir." seklinde.  Uzman acı acı gülümsemiş... "Tam bekledigim gibi" diye mırıldanmış. Arkasından eklemiş Batı ülkelerindeki seminerlerde katılımcılar bu cümleyi söyle okudular diye: "THE GOD IS NOW HERE" Yani: "Tanrı şimdi burada"...  Ne dersiniz? Konferansı veren uzman haklı mı ...
Devamını okuyun
  0 yorum

100.000

 100.000… Mehmet Levent Kaya'nın yeni romanı. Uygurlardan ve onların bir nevî opera olan dor adlı san'atlarından söz ettiği "Çölde Dor", günümüz Moğolistan'da geçen ve merkezinde Sakha Türkü bir genç ile Altaylı bir Türk kızının yer aldığı, Sibirya coğrafyasını önümüze seren "Ölüöne"nin yanına, üçüncü romanı 100.000 yerleşmiş durumda. 100.000 adı, birçok kişi tarafından ilginç bulunabilir. Tümen, 10.000; Bumın da, 100.000 anlamına geliyor. Yâni Bumın Kağan'ın iktidâra gelip, hânedânını kurmasını anlatan bir roman. Roman, bir aşk hikâyesi ve bu aşk hikâyesinin şekillendirdiği savaşı ele alıyor. Göktürk târihi konusunda biraz bilgisi olanlar, az da olsa bu konuda bilgi sâhibidirler, elbet...
Devamını okuyun
  0 yorum

HAKİKİ TOSUN PAŞA KİM?

​ Tosun Paşa adlı Türk sinema klasiklerinden birisi olan filmi neredeyse bütün memleket biliyordur. İki aile arasındaki bir toprak ihtilafında, sırf menfaatleri uğruna, Tellioğlu ailesinin büyük oğlu Lütfü'nün fikriyle kendi uşaklarına paşa elbisesi giydirip, dönemin kudretli paşası "Tosun Paşa" olarak cümle İskenderiye'yi kandırmasını konu alırken epey de bir güldürür izleyicisini. Sahte Tosun Paşa olan Şaban'ın aslında hiçbir hâl ve hareketi bir paşa havası verdirmese de, Tosun Paşa'yı görmemiş olmak, onu tanımazlığı çaktırmanın ölüm korkusunu taşımak koca koca adamları garip ve eğlenceli durumların içerisine sokar. Anlamak isteyen için pek çok şeyin hicvini içinde taşır bu sinema filmi. M...
Devamını okuyun
Etiketler:
  0 yorum

UYGUR BEBEK

Kolları iki yana açık, gözleri kapalı, donduğu için vücudu kaskatı kesilmiş bir bebek; UYGUR BEBEK! "Üşüdüm" demekten ar edip,"kahrolsun devran" dediğimiz o fotoğraf karesi. 26 Aralık 2018 günü sosyal medyaya, bir arkın içinde donarak ölmüş bir bebek fotoğrafı düştü. Vicdan sahibi her insanın yüreğini sızlatan bu görüntünün müsebbibi komünist Çin hükümeti! Olay sosyal medyada bir anda binlerce kişiye yayılırken, her haltı haber konusu yapan basınımız bu elim olaya karşı sağır, kör, dilsiz kesiliverdi. Doğu Türkistan'daki Çin zulmünün bir eseri olan Uygur bebek! Anne, babası Çin'in çıfıt idarecileri tarafından kampta sorguya ve işkenceye çekilen Uygur Türk'ü yavru, savunmasız ve sahipsiz kald...
Devamını okuyun
  0 yorum

SIKILDIM

Sıkıldım. Geçmişe, kitaplara, hatıralara bakıp ah çekmekten... İdeoloji zannetiğimiz, bugünden birhaber, geçmişi az bilip onları taklit etmeye çalışanlardan... Kuru sloganlardan, kalıp tavırlardan... Biz ülkücüleri sayıdan ibaret görenlerden... Salonlar dolu gözüksün diye üretilmiş nesnelerden farksız görülmekten... İşine gelme durumuna göre ağza alınan "Lider, teşkilat, doktrin" putundan... Soğuk savaş yıllarının mirası emir-komutalı hayattan... (Böyle mirasa sokayım) Yüzeysellikten, yaratıcılığımı çalmaya çalışanlardan sıkıldım. Bu yazılanlar bu insanların iktidara geçmesi durumunda neler yapacaklarının iz düşümüdür. Genç arkadaş bu sadece benim hikayem değil senin iç sesindir! Biz Türk mi...
Devamını okuyun
  0 yorum