tahtapod.com | Blog

YOK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Atina_Okulu
​ Neo 'seçilmiş kişi' (the ONE) olmasa, kırmızı hapı yuttuğuna pişman olur muydu? Bence Cypher'in ' cehalet saadettir... ' sözü pek de hafife alınmamalı… Aslında Cypher'in orijinal İngilizce diyalogda kullandığı 'ignorance...' kelimesi Türkçemizde 'bilgisizlik' ile eş anlamda kullanılan 'cehalet' kelimesinden daha öte bir anlam kapsar. Çünkü 'ignorance' bilgisizliğin yanı sıra ve bir de 'umursamazlık' içerir. Yani bir şeyi bilmemek ve bununla beraber zerre kadar umursamamak... Kişinin kendi için önemsemediği bir şeyin başkaları için önemli olup olmadığını takmaması, bir nevi duyarsızlık yani. Hikayede Morpheus (antik Yunan mitolojisinde 'Rüya Tanrısı'), Neo, Trinity ve ar...
Devamını okuyun
  0 yorum

10 KASIM 'KUTLAMALARI(!)'

10Kasim_Ruya
​Gözümü açtığımda kilisenin çanı çalıyordu. Saate gözümü iliştirdim, 09:05. Bu saatte kilise çanının çalması tuhafıma gitmişti, günlerden pazar bile değildi. Neyin ayiniydi ki bu? Elimi yüzümü yıkamak için ayağa kalktım. Banyoya doğru yürümeye başladım, aklım başıma geliyordu yavaş yavaş. "Tabi ya, bugün 10 Kasım, düşmanımızın Ata'sı bugün ölmüştü." diyerek mırıldandım. Evet bugün Atatürk diye andıkları, dahi liderlerinin ölüm yıldönümüydü. Nasıl da hüzünlülerdir diye geçirdim içimden, bizim tarafımızdan ise sevinçli bir gün olarak nitelenebilirdi. Çan sesleri bir şükran ifadesiydi. Çünkü Atatürk, Anadolu'yu işgal harekâtımızı durduran kişiydi, arkamızdaki devlerle ilerleyişimize set olmuş, ...
Devamını okuyun
  0 yorum

YATAY MİMARİ Mİ, DİKEY MİMARİ Mİ…?

Günümüzde durum. ​ Şimdi hep bir ağızdan YATAY mimari diye haykırdığınızı duyar gibiyim. Keşke bende sizinle aynı şeyi söyleyebilsem... Herkesin hayalinde vardır, Her tarafı yeşillerle çevrili ,bahçe içinde dubleks bir ev. Veya bir sahil kasabasında deniz kenarında küçücük bir ev. Ama bazen isteklerimizle, imkanlarımız örtüşmez, Bazı isteklerinden vazgeçmek zorunda kalırsın. İşte bu yatay mimaride öyle bir şey. Neden mi….? İstanbul'un alanı 5,3 km2, Bunun 2,7 km 2 'si Silivri, Çatalca, Şile gibi yeşil alanı çok yüksek oluşmakta. Bu ilçelerin toplam nüfusu ise 200.000 civarındadır. Dedik ki; 'Hadi yatay mimariye geçelim.' İstanbul'un tüm MEVCUT binaların kat adetlerini YARIYA indirelim. ...
Devamını okuyun
  0 yorum

TahtaPod'da Yazı ve Şiir

​ TahtaPod hakkında enformasyon ereği ile duygularımı paylaşmaktan yanayım bu yazımda. Tahtapod'a başvurmamdaki en önemli gerekçelerden birisi, bildiğiniz gibi ülkemizde bilhassa son zamanlarda türeyen, kısa yol cehalet taktiği "iftira at", bir diğer adıyla "çamur at izi kalsın" kurnazlığı ile ortaya çıkan, aslında gerçek hayatında ödlek, iki kitap okumamış bir güruhun peydah olmasının Tahtapod'un tavsiye bölümünde yazdığı "burası hainlerin, pkklıların sayfasıdır" şeklindeki ifadeydi. Bu rezil güruha doğruyu, ilkeyi, yaşamın manasını, insanın namuslu duruşunu anlatabilmek için sanırım henüz bir filoloji geliştirilmiş değildir. Sosyal medyayı yandaş kesimin palavra dolu görselleri üzerinden t...
Devamını okuyun
  0 yorum

ÇOK YALNIZSIN TÜRKİYE

uyusturucu
Fatma Arapçada sütten kesilmiş, cehennemin ateşinden kesilmiş olması umulan kız evlatlara verilen ad. Büşra ise müjde anlamına geliyor, tanrısal kaynaklı olduğu ima edilen müjde…İstanbul, Şirinevler'deki Fatma on yedi kardeşi Büşra on dört- on beş yaşlarında; tam da ergenliğin bitmez tükenmez çalkantısında, sınır belirleme yeteneğinin geliştirilmesi gereken çağlarda idiler. Başka akranları risk ölçme ve alma yetilerini geliştirmeye çalıştığı eğitim aşamalarını tamamlamaya çalışırken onlar bir yerlerde çalışmaya gidiyordu. Aile de öyle sanıyordu, benimsedikleri şekilde giyinmiş başını örtmüş, muntazam ve mutaassıp, görsel seviyede riskten uzak, bilmem hangi merdiven altı işlikte çalışmaya gön...
Devamını okuyun
  0 yorum

KALP KRİZİ

Oldum olası ölümlerle ilgili verilen ortalamaların sağlıklı bilgiler içerdiğine inanamadım. Lakin olumsuz sonuçlar ereğiyle belirtmek istiyorum: her yıl ülkemizde ortalama 200 bin insan kalp krizinden ölüyormuş. 200 bin olarak verilen bu oranı trafik kazalarıyla mukayese edenler trafik kazalarının dahi 30 kat fazlası şeklinde bir tabloyu hasıl ettiğini söylüyorlar. 

Sabit sistemin koruduğu veriler içinde özellikle son yıllarda çokça duyduğumuz bir acı gerçek: kalp krizinde en başat etmenler içinde sağlıksız beslenme ve kötü yaşam şartlarının yer aldığını işaret ediyor. Bu, herkes için geçerli midir? Hayır! Genetik yatkınlığın koroner damar bağlantısı üzerinden gelen ani kalp krizi ölümlerini de dikkate alan tıp, ailelere gerekli ikazı çok rahat ulaştırabilmektedir. Kalıtsal külfetlerin yarattığı ani kriz göçüşleri için tedbirin alınmasını salık veren hekimlerimiz her krize bağlı ölümün kalp temelli olmadığının da altını çizmektedir. 

Kalp krizinin de birçok ölüm sebebi gibi tek gerekçeye bağlı olmadığının muğlaklık namına kabul edilmesinin son derece mantıklı olduğunu düşünüyorum. Ne yapmalıyız, ne etmeliyiz temelli tüm uğraşlar içinde evvela kendi yaşam biçimimizi, hayat şartlarımızı, duygusal dünyamızı, alışkanlıklarımızı ve en önemlisi kendi bedenimizi iyi tanımamızın bizler için pek yararlı olabileceğine inancım tamdır. Fakat bazı şeylerin önüne geçemiyorsunuz. Bazı şeyler var ki kuvvetin önünü kesebiliyor. Takatsiz kaldığımız çaresizliklere mağlup olabiliyoruz. Kaza olasılığının yok denecek denli az yaşandığı yollarda dahi aniden gelen bir sonun kollarında bulabiliyoruz kendimizi. Ölümün nereden ve nasıl geleceğini bilemediğimiz bir yaşamın eseriyiz her birimiz. Gitmek kesin, kalmak garanti değildir.

Devamını okuyun
  0 yorum

"Muhafazakar Milliyetçilik" Hezeyanı ve Atatürk Devrimciliği

images-7

İnsanlığın varoluş öncesine yönelik evrim kuramı hala tartışılıyor ve insanların çoğunluğu tarafından reddolunuyor olsa da, insanlığın varoluş sonrası bir evrim içerisinde olduğu su götürmez bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Bu gerçeği kavramak, bütün beşeri ilimlerin doğru okunması için gereklidir.

İnsanlık tarihi genel hatlarıyla ele alındığında günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce yaşanan tarım devrimiyle (neolitik) insanlık, avcı-toplayıcı mağara kültüründen tarım alanları merkezli yerleşim birimlerinin kurulduğu ve toplumsallaşmanın sistemleştiği köy kültürüne (feodalizm) evrilmiştir. İnsanın köyünden çıkmadan bir ömür yaşayabildiği, aileye, aşirete, köye mahkum, ataerkil aile anlayaşının egemen olduğu, atalardan alınan inançların sahiplenildiği köy kültürü de yaklaşık 250 yıl önce Britanya'da yaşanan sanayi devrimiyle (endüstri) şehir kültürüne (modernizm) evrilmiştir. 

Devamını okuyun
  0 yorum

Mekansal Stratejiler

​    Mekansal stratejileri bilir misiniz? Sadece imar mevzuatının konusu değildir, mekansal strateji, ülkemizde gümbür gümbür yaşanan bir dönüşümün de konusudur ayrıca. En azından ben mevzuyu hukuken değil de görgü adap üzerinden okumak istiyorum bu kez. Ajitede sınır tanımadığımız noktadır "eski günler" hususu. Her geçen günümüzde; 'nerde o eski günler, nerde o eski bayramlar, nerde o eski tatiller' rüzgarında savrulup dururuz çoğunlukla. Ama hep kendimizi 'ötekileştirerek', durumdan soyutlayarak, hiçbir katkımız yokmuşcasına... Oysa hiçbir durum bizim sosyal davranışlarımızdan bağımsız gelişmiyor. Osmanlı, biliyorsunuz bir hanedan imparatorluğu idi. Bu sebeple Osmanlı'nın 'burjuv...
Devamını okuyun
  0 yorum

ULUSLAR ARASI SEVGİ DENEYİMLERİMİZ

tp_BlogPic_OKAN01
"Türk'ü kimse sevmez, Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" Yıllar yılı söylenir bu söz. Duymayanınız yoktur. Bu sözü ne zaman duysam Hz. Ali'nin başından geçtiği söyleyen bir hikaye gelir aklıma. Bir gün adamın birisi Hz. Ali'ye demiş ki: -Ya Ali ben seni çok seviyorum. Hz. Ali durmuş, düşünmüş ve demiş ki: -Hayır, sevmiyorsun. Adam şaşırmış -Ya Ali vallahi çok seviyorum Hz Ali: -Yemin etme sevmiyorsun Tabi adam meraklanmış ve sormuş: -Ya Ali nerden biliyorsun sevmediğimi. Hz. Ali cevaplamış: -Çünkü bende seni sevmiyorum. Her şey gibi sevgide karşılıklıdır, sevildiğin kadar sever, sevdiğin kadar sevilirsin. Kimisi hırsını, ihtirasını sevgi, aşk sanar o ayrı konu. Bizim batı ülkeleri ile iliş...
Devamını okuyun
  0 yorum

MESAJ

Mübarek Pazartesi gününüzü tebrik eder, her iki cihanda saadet getirmesini ve sendromsuz olarak geçmesini yüce Allah'tan, Mevla'dan, Hüda'dan, Rab'bimden niyaz eylerim. Mübarek Salı gününüzü de şimdiden en içten dileklerimle kutlar, tüm İslam âlemine hayırlar, Filistin'e, Arakan'a huzur getirmesini yüce Rabbimden niyaz ederim. Çarşamba, Perşembe, Cumartesi ve Pazar'ınızı da… Cuma'yı herkes büyük bir huşu içinde mübareklediği için es geçtim… Selam ve dua ile… *** Hocam, mübarek tebrik mesajlarımda, Farsça ve İbranice olan Mevla, Hüda, Rab lafızlarını kullandım ama anadilimizde olan ve yine Arapçadaki "Allah" anlamına gelen "Tanrı" lafzını  hiç kullanmadım. Ayrıca zulüm altında inley...
Devamını okuyun
  0 yorum