HATMİ ÇİÇEKLERİ(SEVGİLİME)

HATMİ ÇİÇEKLERİ


Dokunduğun yeri güzelleştirmek istiyorsun dokusunu teninde hissettiğin güzellikler karşısında. Güzel bakmak istiyorsun bir güzele gözlerin değdiğinde; güzel konuşmak bir güzelin sesini işittiğinde ve güzel sevmek istiyorsun bir gönlün büyüsüne kapıldığında. Karşındakine, varlığını büsbütün etkileyene, etkisiyle yönüne yön katana göre şekillenmek isteyen kalbinin beyninle kurabileceği en ihtişamlı anlardan biridir o an. Bir güzelin alımlı rengi, kusursuz deseni, sıcacık tatlılığı ile karşında belirişine tutuluyorsun ince ince. 


Serbest çağrışım hissi veriyor; metaforik bağlantı kurmanda el, kol, ayak oluyor güzellikler. Güzelliklerle yüz yüze, diz dize, yan yana gelince esrarının derinliği bir çeşit sarhoşluk duygusu bırakıyor üzerinde. İnsan tam da hissettiği bu duyguyu; bazen adı konulmamış, zamirleşen, zaman zaman gizlice öyküleşen zaman zamansa açıkça belirginleşen bu şeyi seviyor. 


Hiç vakit kaybetmeyeceğin kadar yakınında, hemen önünde duruyor iyi hissetmeni besleyen kaynak. Tutup avuçlarının arasından bahara konuk bir yağmur damlası gibi akıp gitmesini izlemek, ardından bir şelale gibi dökülmek, gürül gürül akmak istiyorsun. Pırıl pırıl süzüldüğün hissiyatın merkezinde yoğunlaşmak, kendine doğadan gelen bir gücü hediye etmek, olabildiğince boşluğa uzanıp tapınmak istiyorsun düşünsel ihtirasının var ettiklerine ve incecik detaylarını baz alıp yüreğine davet ettiklerinin yanına sokulmak istiyorsun.


İçinden gelip geçerek yükseliyorsun kendi göklerine doğru. Ayakların olmadan gözlerin görmeden ve kulakların işitmeden yürüyebiliyor; görüp, duyabiliyorsun hayatı. 


Sanki ayaklarım hiç olmadı, kulaklarım hiç duymadı ve gözlerim hiç görmedi bu geçişleri yaşarken. 


Kendimden geçmenin eşiğinde ilerlediğimi fark edince anladım: Bu yıl da açıverdi bizim sitenin bahçesinde hatmi çiçekleri; gösterdi gül yüzünün tertemiz dokusu, şeffaf dokusunun huzurlu kokusunu bana. Bu yıl da hatmi çiçeklerine duyduğum sevdanın ölümsüzleşmesine bakındım her fotoğraf karesinde sevgilim. 


Dokunmak, bakınmak ona; kötülüklerden sakınmak sevdiğin çiçeği, bünyende bir yaşam parçasına dönüştürmek; bir yaşam parçasına dönüştüğü yerde köklü öyküsünü yazmak gönlünü verdiğinin... 


Nasıl da kucaklıyor satır satır; her duyguda iç içe geçirerek yaşamın derin katmanları hâline getiriyor beni. 


Derin düşüncelere dalıp yanında oturuyorum hatmi çiçeklerinin; onlarla aynı yöne bakıp yüzümü uzaklara çeviriyor, özlediklerimin hüznünü derinlerimde hissediyorum. Göçtüğü yerlerden geri gelmeyen sonsuz boşluklarıyla babaannem geliyor aklıma; bir rüyanın kıvrımlarından damla damla sarkan yüzünün güzelliği, şefkatli ellerinin sıcaklığı, mavi gözlerinin derinliği, kına yaktığı avuçlarının kızılı ile sesleniyor bana; Karadeniz kıyısına yaslanan takalara sırrını veren hırçın hikâyesi, kıyının taşlarına sarınan yosunların nazende yeşiliyle yaklaşıyor yanıma. Sonra bir anda kayboluyor; karıştığı sonsuzluğun buruk dumanı kalıyor ardında. 


Babaannem gittikçe kendime geliyor, dalgınlığımın farkına varıp hatmi çiçeklerine elimi sürüyorum. Bir vızıltı işitiyorum elimin üzerinde, küçücük kanatları altından varlığını duyumsatmaya çalışan bir arının hatmi çiçeklerine konduğu âna odaklanıyorum. Narin kanatlarıyla beyaz bir kelebek gelip aynı çiçeğe konuyor iştahlı iştahlı vızıldayan arılar gibi...


Duyuyor ve anlıyorum ki, bir hayat başka bir hayatın dalına konuyor sevgilim. 


Engin Yeşilyurt

8 Temmuz 2026


×
Yayınımıza abone olun

Sayfamızda yayımlanan yazıları kaçırmamanız için yayınımıza abone olun.
Aboneliğinizi istediğiniz zaman sonlandırabilirsiniz.

DENGİNE TUTUNAN AŞK

İlgili İletiler

 

 Galeri

 Blog Takvimi

Lütfen takvim görünümü hazırlanırken bekleyin