Gökyüzüne Bak Ayı Gör...

uzayprogrami

Efendim duydum ki uzaya gidiyormuşuz.
Gerçekten çok mutlu oldum. 

Küçük yaşlardan beri bilim kurguya başlayan merakım bu yaşa geldim hala geçmedi.
Çocukluğumda Captain Future gibi çizgi filmleri kaçırmazken ilerleyen yaşımda Uzay Yolu, Yıldızların Savaşı, ve Savaş Yıldızı Galactica gibi filmlerin hayranı oldum.

Her ne kadar babam zaman zaman bana ‚Koskoca adam böyle uyduruk filmleri seyrediyorsun' diye takılsa da, en geç ısrarım üzerine Matrix I'i seyrettikten sonra benim bu bilim kurgu merakıma anlayış gösterdi.

Aslında bu bilim kurgu merakımda annem ile babamın da payı az değil. Küçük yaşta Jules Verne'in Denizler Altında 20 bin Fersah ve H. G. Wells'in Zaman Makinesi gibi romanlarını okumamı teşvik eden onlar. Zaten bir kere bu merak başladı mı gerisi geliyor… Cyber Punk edebiyatı, Sliders, Fringe… Her ne kadar okul hayatımda kimya, biyoloji ve fizik ile aram iyi olmasa da, bilim kurgu sevgim hiç eksilmedi.

Ama iyi yapılmış bilim kurgu olacak.
Mesela küçükken bile He Man'i veya Star Ranger'i asla sevmedim.
Yani bilim kurgu olsun, ne olursa olsun diyenlerden değilim.
Hele hele sinemadan çok anladığını iddia edip de sonra Yıldızların Savaşı'nı Transformers ile bir tutabilen arkadaşım Mete gibi hiç olmadım.

Neyse,…
İşte bilim kurguya benim gibi meraklı olan kim ülkemizin kendi uzay programını açıklamasına sevinmez ki?

Sevindim sevinmesine de, yine de aklıma bir sürü soru takıldı.

Mesela şimdiye kadar kendi uzay programlarını faaliyete geçirebilen 3 ulus var.
ABD, Rusya (eski Sovyetler Birliği) ve Çin…

Bu proglamlara farklı uluslardan bir çok astronot katılmış ama kendi teknolojileri ile uzaya astronot gönderebilen üç ülke bir tek bunlar.

Biraz merak edip bu ülkelerin uzay programlarının gelişimini incelediğinizde uzaya insan göndermenin öyle 1-2 yıl içinde başarılabilecek bir şey olmadığını görürsünüz.
Aya en son 1972'de ayak basıldı. Mesela aya ilk ayak basan Amerikalılar bile bir kaç yıldır tekrar aya uçmanın hazırlığı içindeler ve en erken hedef olarak 2024'ü veriyorlar.

Ama biz programımızı 2021'de açıklamışken, 2023'te aya sert iniş yapacakmışız.
Hadi hayırlısı…
Umarım daha çok bilim, daha az kurgu olur.

Bunu başarırsak kendi otomotiv motorunu üretmeden uzay programı gerçekleştiren ilk millet olacağız. Biliyorum, Devrim var ve onun haricinde var olduğu iddia edilen İmza var, TOGG var ama Devrim'i yaşatmayı başaramadık ve diğerleri de (en azından şimdilik) bir iddiadan ibaret. Aynı Reinhold Messner'in Himalaya'da Yeti gördüğünü iddia etmesi gibi.

Bu uzay serüvenleri tesadüfen gelişen veya yapıyorum demekle yapılan işler değil. Böyle işe kalkışan toplumlarda evvela bilimsel kültürün iyice yerleşmiş olması gerek.

Biz ise son zamanlarda biraz var olanı yok etmekle meşgulüz sanki. Bilim yuvaları olması gereken üniversitelerimiz bile kendi rektörlerini kendileri seçemez halde. 

Yani şaka değil;
Nez'in şarkısı hakkında doktora tezlerinin yazıldığı bir toplumda #GökyüzüneBakAyıGör diye etiket açmak ciddi iddialı bir iş bence. Bari şöyle biraz daha mütevazi davranarak uluslar arası uzay üssü İSS'ye 6 aylığına astronot göndermekle falan başlasaydık diyeceğim ama sanırım sıkıntı bende; Büyük resmi göremiyorum yine.
Ne demiş atalarımız; boğulacaksan da büyük denizde boğul.

Onun için neden olmasın; 
Herkes konuşur, AKP yapar.

Aynı her seçim öncesi kendi uçaklarımızı yaptığımız gibi mesela…

En kötü ihtimalde Elon Musk'ımız var.
Parasıyla değil mi…

Toplam dış borç 500 milyar USD'yi geçmiş zaten bir kaç milyar fazla veya eksik ne fark eder?…
Bastırırız parayı, Elon bizi bırakın ayı, kendi milli ve yerli roketlerimizle Uranüs'e bile götürür.
Nasıl USD ve Avro fişekleme kalkış yaptılarsa bizim roketlerimiz de uçuşa geçer.

Tabi bu uzay programı haberinin sadece beni heyecanlandırdığını sanmıyorum.
Özellikle gece işi bitirip sabah işe giden kesiminde şimdiden meraklandıklarını tahmin ediyorum.
Kim bilir kafalarında ne sorular vardır şimdi.

Şurada 3 aylara bir kaç gün kaldı, eminim bu ramazan Hatipoğlu'nun programında alışıla gelmiş, ‚Oruçlu uyurken bacanağım ağzıma yellendi, orucum bozuldu mu sayın hocam?' sorularından farklı sorular duyarız.

Mesela ‚Hocam astronotlarımız uzayda iftarı hangi imsakiyeye göre açacak?'

Aslında gerçekten ilginç bir soru.
Uluslar arası uzay üssü İSS 24 saat içinde dünyanın çevresini 16 kere dönüyor…
Yani 16 gün batımı ile 16 gün doğuşu yaşıyorlar bir günde…

Oruç gün doğandan gün batana kadar olduğuna göre 14 saatte 16 sahur ve iftar eder. Dolayısıyla Ramazan 30 gün sürse, yaklaşık 48 saate bir ay oruç tutmuş sayılırlar mı?

Umarım Nihat hoca fizik dersine çalışmıştır.
Bunlar ezberden cevaplanacak sorular değil öyle. İnsanı ciddi ciddi ağlatır!

Bak aklıma daha ne geldi…
Eğer bu gerçekten böyleyse yani ISS yörüngesinde sabah ile yatsı arası 1,5 saat sürüyor demektir.
5 vakti o 1,5 saate nasıl sığdırmak gerek veya her 10 saatte bir cuma namazı farz mı?
Özellikle ramazanlarda teravih işi var, ama sanırım o farz olmadığı için diyanet hoş görülü davranır…

Allah'tan bodrumda kendilerine yeni saray,… şey… yani külliye yaptırdılar. Orada kimse rahatsız etmez, bu konular hakkında bol bol düşünmek için zaman harcarlar.

Tabii bu sorular başlangıç…
Ben bu zihniyeti tanırım, bir de uzaylılarla falan karşılaşırsak var ya… O zaman gör sen soruları;

‚Hocam uzaylı ile ilişki zina sayılır mı?…'
‚Hocam Plüton'da bir yıl 247,94 dünya yılı sürüyormuş. Plütonlu kızlarla kaç yaşından sonra evlenilir?…'

Bunlar daha bizim güneş sistemimizle ilgili olan sorular;
Bir de diğer galaksilere uçmaya başlarsak, asıl o zaman görün siz muhabbeti…

Bakın demedi demeyin… Bence hocalar artık kendilerini böyle sorulara hazırlasınlar.

Ben ise merakla 31.12.2023'ü bekleyeceğim.

Hem aya ayak basan ilk Türk kim olacak merak ettiğim için, hemi de Lozan'ın şu gizli maddelerini nihayet öğrenmek için.

VARLIK İÇİNDE YOKLUK TERCİHİNDE TRT
KENDİ MİLLETİNİ DÜŞMAN GÖRMEK MİLLİYETÇİLİK DEĞİL,...

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

By accepting you will be accessing a service provided by a third-party external to https://www.tahtapod.com/