tahtapod.com | Blog

YOK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Atina_Okulu
​ Neo 'seçilmiş kişi' (the ONE) olmasa, kırmızı hapı yuttuğuna pişman olur muydu? Bence Cypher'in ' cehalet saadettir... ' sözü pek de hafife alınmamalı… Aslında Cypher'in orijinal İngilizce diyalogda kullandığı 'ignorance...' kelimesi Türkçemizde 'bilgisizlik' ile eş anlamda kullanılan 'cehalet' kelimesinden daha öte bir anlam kapsar. Çünkü 'ignorance' bilgisizliğin yanı sıra ve bir de 'umursamazlık' içerir. Yani bir şeyi bilmemek ve bununla beraber zerre kadar umursamamak... Kişinin kendi için önemsemediği bir şeyin başkaları için önemli olup olmadığını takmaması, bir nevi duyarsızlık yani. Hikayede Morpheus (antik Yunan mitolojisinde 'Rüya Tanrısı'), Neo, Trinity ve ar...
Devamını okuyun
  0 yorum

VATANDAŞIN SİTEMİ

Bırak kavga güreşi, sözün olsun hançerin
Kırılır be kardeşim kırılmayan zincirin
Armut değil, dut değil, o bildiğin incirin
Zalimin ocağına dikildiği gün gelir.

Devamını okuyun
  0 yorum

"Muhafazakar Milliyetçilik" Hezeyanı ve Atatürk Devrimciliği

images-7

İnsanlığın varoluş öncesine yönelik evrim kuramı hala tartışılıyor ve insanların çoğunluğu tarafından reddolunuyor olsa da, insanlığın varoluş sonrası bir evrim içerisinde olduğu su götürmez bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Bu gerçeği kavramak, bütün beşeri ilimlerin doğru okunması için gereklidir.

İnsanlık tarihi genel hatlarıyla ele alındığında günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce yaşanan tarım devrimiyle (neolitik) insanlık, avcı-toplayıcı mağara kültüründen tarım alanları merkezli yerleşim birimlerinin kurulduğu ve toplumsallaşmanın sistemleştiği köy kültürüne (feodalizm) evrilmiştir. İnsanın köyünden çıkmadan bir ömür yaşayabildiği, aileye, aşirete, köye mahkum, ataerkil aile anlayaşının egemen olduğu, atalardan alınan inançların sahiplenildiği köy kültürü de yaklaşık 250 yıl önce Britanya'da yaşanan sanayi devrimiyle (endüstri) şehir kültürüne (modernizm) evrilmiştir. 

Devamını okuyun
  0 yorum

HEM DİLİ HEM GÖNLÜ KİRLENMİŞ

Ülkenin birinde başbakan birkaç günlük tatil için bir dağ evine gider. Tatili süresince rahatsız edilmek istemediğini çevresine belirtir. Özel kalem müdürüne de, günlük gazeteleri her sabah masasında görmek istediğini söyler. Kalem müdürünün morali bozulur. Çünkü şehir çok uzaktadır. Her sabah şehre gidip gazete almak zoruna gider. Sonunda çareyi bulur: Ertesi gün şehre iner ve aynı gazeteden yedi-sekiz tane alır. "Her sabah birini önüne koyarım. Bizimki anlamaz nasılsa…" diye düşünür. Planı uygulamaya başlar. İlk günler işler yolunda gitmektedir. Beşinci gün, bizim başbakan kalem müdürünü çağırır. Müdür korkarak huzura çıkar. -"Buyrun sayın başbakanım." der. Başbakan elindeki gazeteyi göste...
Devamını okuyun
  0 yorum

"Milli İrade" Çıplak!

_20180724_201510
İnsanlığın ilerleyerek bugüne gelebilmesindeki en büyük amil, tesadüfi tecrübelerle edinilen bilginin gelecek kuşaklara aktarımı ve gelecek kuşakların bu bilgilere dayanarak başlamasıdır. Bilimin, insanlığın ortak ürünü olmasının nedeni de bu gerçekliktir. İnsanın toplumsallaşmasıyla birlikte toplumu derinden etkileyen olağanüstü olaylar da toplumun gelecek kuşaklarına öğüt vermek maksadıyla belirli bir disiplin içerisinde anlatılmış ve destan diye adlandırdığımız edebi tür meydana gelmiştir. Toplumlar gibi insanlar da çocuklarını yaşama hazırlamak için bilinçlerine yer edecek öğütleri, masal olarak anlatmaktadır. Masal, insanlarca lüzumsuz görülsede bir çocuğun yaşama hazırlanmasına ve haya...
Devamını okuyun
  0 yorum

MUHALEFET

Aslına bakarsanız demokrasilerde muhalefetin sorumluluğu iktidarın sorumluluğundan daha büyüktür.

Bu sorumluluk sadece iktidarı denetlemek veya eleştirmekten çok daha ötededir. Muhalefet, iktidarın icra ve söylemlerinde kendini temsil edilmiş hissetmeyen, görmeyen insanlara bir seçenek, alternatif sunmaktır.

Türkiye en az 16 yıldır bu seçenek ve alternatiften yoksun bırakılmıştı.

Evet, 16 senedir Türkiye'ye yön veren şoför koltuğunda oturan bir zihniyetin kemikleşmiş, mantığı devre dışı bırakan ve kendini şartlandırmış bir kitlesi hep vardı. Ve hatta kendimizi kandırmaya hiç lüzum görmeden diyebilirim ki, hala mevcut.

Lakin, o kitleye mevcut olmayan Türk seçmenine samimi başka bir yol sunan muhalefet yoktu. Bunu ne MHP'nin genel başkan koltuğunu işgal eden sundu, ne de CHP'de Kılıçdaroğlu.

Devamını okuyun
  0 yorum

WEİMAR'DAN ÖĞRENEMEDİKLERİMİZ...

WeimarCumhuriyeti
Dünyada bir çok kişi Weimar Cumhuriyetini, cumhuriyetin çöküşünü ve Nasyonal Sozyalizmin iktidara gelmesini Alman tarihine has bir olay olarak değerlendirir. Oysa bence bu çok büyük bir hata. Günümüzde en oturmuş ve köklü demokrasilerin bile ne tür tehlikelerle karşı karşıya olduklarını bir düşünelim. Örneğin ABD: Trump'ın seçimi ABD'nin uluslararası kurduğu bütün düzeni alt üst etti, eski müttefikleri ile bağları iyice gerdi, hatta kopardı. Ve Trump seçim kampanyası esnasında bunları yapacağını söylemişti. Seçimde en büyük destekçisi ve hükümeti kurduktan sonra yakın zamana kadar baş stratejist olarak tayin edilen Steve Bannon, hedeflerinin oturmuş devlet yapısını yıkmak oldu...
Devamını okuyun
  0 yorum

24 Haziran’da Seçimleri Cumhurbaşkanı Erdoğan Kazanırsa Neler Yaşayacağız?

Türk milleti 24 Haziran'da çok kritik bir seçim yapacak. Ya Cumhuriyete ve Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkacağız, ya da hukuk devletine, demokrasiye elveda diyerek tek adam rejimine merhaba diyeceğiz. Durum bu kez cidden köprüden son çıkış… Bu seçimin telafisi yok. Eğer bu kez de Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimi kazanırsa Türkiye, sonu gözükmeyen karanlık bir yola girecek.Sonunda sadece Erdoğan muhalifleri değil herkes zarar görecek. Erdoğan seçimi kazanırsa neler yaşayacağız? Tek tek yazalım… Her şeyden önce Türkiye artık bir hukuk devleti olmayacak. Efendim şu anda da hukuk devleti kaldı mı ki diyebilirsiniz. Evet, doğrudur, şu an Türkiye hukuk devleti olmaktan çok uzaktır ancak şu anki huk...
Devamını okuyun
  0 yorum

Demokrasi Adı Altında AntiDemokratikleşmek

Öncelikle herkese merhabalar!  Günümüz iktidarı seçildikleri günden itibaren Türkiyenin tam demokratik bir ülke olmadığını söylemektedirler. Bunda haklılık payları vardır.  1950 seçimleriyle fiili olarak çok partili sisteme geçen ülkemiz, ülkemizin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'ün istediğinden ve ön gördüğünden çok daha geç demokratikleşmeye başlamıştır bu inkar edilemez bir gerçektir.  Günümüz iktidarının gerek yerel gerekse ülke yönetiminde kendilerine göre demokratik ancak gerçek anlamda antidemokratik olduğu açıkça ortadadır. 2014 yerel seçimleriyle beraber göreve gelen 'seçilmiş' parti belediyelerinin düşürülmesi,kayyum atamaları ve yine seçilmiş ve görev süreleri d...
Devamını okuyun
  0 yorum

Seçim mi?

Haydi gelin bu işi mantığa danışalım
Doğrunun etrafına kardeşçe yanaşalım
Kafiyeyle, uyakla, şiirle konuşalım
Buna seçim denmesi çok gidiyor zoruma
Böyle seçim mi olur? Dikkat edin duruma!

Devamını okuyun
  0 yorum