Sivas, İstanbul, Ankara, İzmir. Gazi Üniversitesi, Ege Üniversitesi. Gazetecilik, muhabir. Tarih, Din, Felsefe, Sosyoloji, Edebiyat. Yazar adayı.

Son İttihatçılar: On Dörtler

_20190428_112812

 Son yazımı yazdığım tarihten (15.04.2019) bu yazımı yazdığım tarihe kadar geçen kısacık zaman dilimi içerisinde toplumumuzda yine akıl sır erdirilemeyecek aralıksız olaylar yaşandı. Şüphesiz bu olaylar arasında en önemlisi ve üzerinde durulması gereken ülkemize yasadışı yollarla giren -ki önüne gelen girmektedir- 8 yabancı uyruklu mahluğun, 5 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz etmesidir. Bununla birlikte metrobüste yaşanan taciz olayı yine toplumun büyük tepkisini çekmiştir. Yine bir büyükşehirimizde bir "baba" başlık parası karşılığı öz kızını 'evliliğe' zorlamaktan çekinmemiştir. Oysa bazı Pollyannalar, biz bu sorunlardan bahsettiğimizde bunların yeşilçam filmlerinde kaldığını iddia ediyordu. Bu kısa zaman içerisinde ülkemizde duyduğumuz duymadığımız daha ne kadar suç işlenmiştir, Tanrı bilir.

Devamını okuyun
  0 yorum

Pollyanna ve Schopenhauer

kitle-psikolojis_20190415-160758_1
İnsan, yeryüzüne yayılmış canlı çeşitliliğinin bir parçası olsa da diğer canlı türlerinden farklı olarak bazı yetilere sahiptir. Bu yetiler, insan beyninin gelişiminden kaynaklanır ve onun işlevlerindendir. Buna adlandırma olarak akıl diyoruz. Yani insanı insan kılan yetiler, her canlıda bulunan dürtü ve duygu yetisiyle birlikte akıl yetisidir. İnsanın bu özgünlüğü, insanlık tarihi boyunca insan eylemlerinin, çelişkilerinin, çatışmalarının ve gelişimlerinin temel nedenidir. İnsan yaşamı da içten içe bu üç yetinin mücadelesidir. Bu üç yetinden biri eğer insan bedeninde egemen olursa insan olağan yaşamından sapmaktadır. Örneğin, dürtü yetisi insan yaşamında ana eylemleyici olursa -ki, günümüz ...
Devamını okuyun
  0 yorum

Sisyphos’u Kurtarmak

10157248_10203638550667923_138919802322008083_n-680x365
Evet, toplum Sisyphos'un kayasıdır. Aydın cemiyeti de Sisyphos'un kendidir. Aydınlar, tıpkı Sisyphos gibi kayalarını (toplum) bir seviyeye getirmek (dağın zirvesi) için büyük bir çaba ile mücadele etmektedir. Ancak aydınımızın unuttuğu bir gerçek vardır. O da Tanrının cezasıdır (doğa yasasıdır). Aydınımızın yaşamı pahasına dağın zirvesine çıkarmaya çalıştığı kaya, kaçınılmaz olarak aşağı düşecektir, düşmek zorundadır. Çünkü ceza veya yasa böyledir. Pekiyi, aydınımız ne yapmalıdır? Her şeyi bırakmalı mıdır? O zaman da aydın değil toplum olur. Bıraktığı an, kendi kendine yabancılaşır, yığınlaşır. Her şeyi olduğu gibi kabullenmeli (kadercilik) midir? Bu sefer de insan değil hayvan olur. Yoksa A...
Devamını okuyun
  0 yorum

Akılsız 'Baş'ın Cezası: Fırat'ın Doğusu

_20181229_061046
Her insanın varoluşa yönelik taşıdığı anlama ihtiyacı, tarih kütüphanelerindeki kitaplarda saklıdır. Tarih ilminin bu esrarlı kitapları insanın önüne birçok olgu çıkarmaktadır. Çıkan bu olgular, insanların ilerlemesinde birer basamaktır. Misal, toplum bir olgudur. O nedenle toplumun yapısına ve işleyişine dikkat edilmelidir. Toplumu meydana getiren her ferdin, üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir. Bu sorumluluklar kapsamında bir yurttaş, parçası olduğu toplumun gündemini takip etmeli ve gündem başlıklarını neden-sonuç zincirinde faydacı (pragmatist) bir duyarlılıkla değerlendirmelidir. Yurttaşların değerlendirmelerinin bütünüyle oluşacak kamuoyu ile de toplum hareket etmel...
Devamını okuyun
  0 yorum

"Muhafazakar Milliyetçilik" Hezeyanı ve Atatürk Devrimciliği

images-7

İnsanlığın varoluş öncesine yönelik evrim kuramı hala tartışılıyor ve insanların çoğunluğu tarafından reddolunuyor olsa da, insanlığın varoluş sonrası bir evrim içerisinde olduğu su götürmez bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Bu gerçeği kavramak, bütün beşeri ilimlerin doğru okunması için gereklidir.

İnsanlık tarihi genel hatlarıyla ele alındığında günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce yaşanan tarım devrimiyle (neolitik) insanlık, avcı-toplayıcı mağara kültüründen tarım alanları merkezli yerleşim birimlerinin kurulduğu ve toplumsallaşmanın sistemleştiği köy kültürüne (feodalizm) evrilmiştir. İnsanın köyünden çıkmadan bir ömür yaşayabildiği, aileye, aşirete, köye mahkum, ataerkil aile anlayaşının egemen olduğu, atalardan alınan inançların sahiplenildiği köy kültürü de yaklaşık 250 yıl önce Britanya'da yaşanan sanayi devrimiyle (endüstri) şehir kültürüne (modernizm) evrilmiştir. 

Devamını okuyun
  0 yorum

Khalkedonya: Bir Körler Ülkesi

images-8
Doğadaki milyonlarca canlı çeşitliliğinin bir parçası olan insan türü, varoluşundan bugüne -belki de ebediyete değin- her yönüyle çözümleyemediği doğayı ve yaşamı kavrayabilmek, kısacık yaşamını anlamlandırabilmek için kendince sayısız söylenceler türetmiş ve kendi zuhuru olan söylencelere inanarak akıl ve gerçekliği reddetmiştir. Bu söylence zafiyeti, insan türünün kendini doğadan ayrı ve üstün görmesinin bir dışavurumudur. Hümanizm ve dini öğretiler, insanın doğanın bir parçası olmadığını, mükemmel, gökten zembille inmiş 'eşref-i mahluk' olduğunu öğütler. Böyle olunca insan, kendini merkeze konumlandırır, varoluşunda ve eylemlerinde sürekli bir fevkaladelik arar. Ulusların doğuş efsaneleri...
Devamını okuyun
  0 yorum

"Milli İrade" Çıplak!

_20180724_201510
İnsanlığın ilerleyerek bugüne gelebilmesindeki en büyük amil, tesadüfi tecrübelerle edinilen bilginin gelecek kuşaklara aktarımı ve gelecek kuşakların bu bilgilere dayanarak başlamasıdır. Bilimin, insanlığın ortak ürünü olmasının nedeni de bu gerçekliktir. İnsanın toplumsallaşmasıyla birlikte toplumu derinden etkileyen olağanüstü olaylar da toplumun gelecek kuşaklarına öğüt vermek maksadıyla belirli bir disiplin içerisinde anlatılmış ve destan diye adlandırdığımız edebi tür meydana gelmiştir. Toplumlar gibi insanlar da çocuklarını yaşama hazırlamak için bilinçlerine yer edecek öğütleri, masal olarak anlatmaktadır. Masal, insanlarca lüzumsuz görülsede bir çocuğun yaşama hazırlanmasına ve haya...
Devamını okuyun
  0 yorum

​BİR DİKTATÖR DÜŞERKEN

adnan-menderes-nerelidi_20180527-050022_1
 27 Mayıs 1960 harekatı, hem tarihsel hem toplumsal hem düşünsel hem anayasal hem de siyasal olarak, on dört yıllık yaşanan olaylarca baş gösteren çıkmazları gidermeye yönelik üniversite yerleşkelerinden yeşeren, gençlerin mukaddes kanıyla kutlanan ve ordunun ilerici subaylarıyla egemen kılınan ulusal bir ihtilaldir. İnsanlık, sorgulayıcı cesur insanların mücadeleleriyle özellikle son iki yüzyıl içerisinde büyük atılımlar gerçekleştirmiştir. Bu büyük atılımların yaşandığı alanlardan biri de iletişim alanıdır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlanan iletişim devrimi henüz asırlık olmadan küresel boyut halini aldı. Her atılımın faydaları olduğu gibi zararları da mevcuttur. İ...
Devamını okuyun
  0 yorum

BİR BAŞKA FRANSIZ İHTİLALİ

publishabl_20180415-183428_1
​ Dördüncü Fransız Cumhuriyeti Yirminci yüzyılın ilk çeyreğine değin dünyadaki süper güçlerden biri olan Fransa, İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlar tarafından ağır bir hezimete uğratılarak işgal edildi. Fransızlar, dört yıllık işgalden ancak Birleşik Devletlerin ve İngiltere'nin yardımıyla kurtulabildiler. Fransa'nın kurtuluşundan sonra Paris'e gelen Fransız direnişin sembol ismi General Charles De Gaulle, geçiş hükümetinin başbakanlığını üstlendi. De Gaulle, bu süreçte Fransa'nın tarihsel mirasına yeniden kavuşabilmesi için devlet başkanına geniş yetkiler tanıyan, yürütmeyi hızlandıran ve meclisi ikinci plana atan bir anayasaya istiyordu. Böylelikle Fransa çok kısa süre içerisinde kendini top...
Devamını okuyun
  0 yorum

YÜZÜNCÜ YILINDA “TÜRKLEŞMEK, İSLAMLAŞMAK, MUASIRLAŞMAK”

gokalpturklesmek
"Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" adlı mukaddes kitabı, yüzüncü yılında yeniden okuduğumuzda kitabın sanki matbaaya verilmek üzere olduğuna kanaat getiririz. Çünkü Gökalp'in kitapta tartıştığı konular ve altını çizdiği başlıklar aradan geçen yüzyıla rağmen bugün dahi güncelliğini korumaktadır. Hem yüzyıl önce Gökalp'in işaret ettiği yöntemleri, bugün geldiğimiz nokta itibariyle mukayese etmek hem de Gökalp'in aziz hatırasını yad ederek, zamanı aşan eserini yüzüncü yılında tartışmak maksadıyla, bugünün Türkiye'sini, Türk Dünyası'nı ve İslam kültürünün egemen olduğu toplumları, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak başlıkları altında ele alalım . ​ Yirminci yüzyıla girildiğinde Türk yurt...
Devamını okuyun
  0 yorum