Kadın Öyküleri...

zohre3

Kanıyor Zöhre!

Reis beyin ela yeşil gözleri yanıyor. Temmuz başı, bu sıcakta cehennemi bir karar! Karşısında Celal hüküm bekliyor. Zöhre'yi öldürmüş! Zöhre,kendisinden 3 yıl önce, hücreden insana döndüğü rahimdeydi. Celal da orada hücreden insana döndü. Zöhre gibi dünyaya ışıldadı, cıvıldadı, yürüdü koştu.. Düşüp uf! oldular, kalkıp neşe oldular… yolda, mahalle arasında oynuyorlar, reis bey seyrediyor… Ne güzeller, güzel büyüyorlar!

Zöhre 15'inde, görücüsü evde. Hoş eve gelmese de olurdu ya, karar verilmişti. 2011 denen bir yılda okulda olsa orta son çağında gelin verildi Zöhre. Hani bakkala göndersek ardından baktığımız yaşlarda. Akşam başka ruh hali ile uyuyup sabah başka bir duygu dünyasında uyanılan çocuklukla ergenliğin eşik kapısında. 16'da gelin-kadın, 17'sinde ana Zöhre. Gelişimi hala çocuk evrelerinde, oysa bambaşka rollerle büyüyor Zöhre.

Yirmisinde şimdi Zöhre, dört uzun yıl çok şey öğretmiş olmalı, sevemediği bir adamın evinde yatağında… Bebeği büyüyor, nasıl baş edeceğini şaşırıyor, bakınıyor, düşünüyor belli ki dışarda başka yaşamlar var, bir şansı olabilir mi, yardım eden çıkabilir mi?.. çıkış arıyor. Evlenmesine karar verirken ağıldaki koyunu satan çoban kadar duygudaşlık geliştirmemiş babaya gidiyor, doğrusu babasına ulaşmak için anacığına sesliyor.

-Ana ben mutsuzum! Büyüyemedim, sevemedim, sevilmedim. Kabul edemedim beni kucağınıza geri alın. Boşanayım. Kendi yaşamımı katlanabileceğim şartlarla kurayım.

Belki başka şeyler de var ama bu kadarı dilin ucundan dökülmüş. Zöhre'de biliyor, isteği ne zordur, nelerle yüzleşilebilir. Kendisinin kanından canından olanlardan yardım dilemiş, bekliyor. Nuran ana yarı iletken madde olmanın ötesine geçemiyor. Babaya söyleyebileceği kadarını söylüyor. Baba

-İznim yoktur, boşanamaz!

Anası bu kez Zöhre'ye tam iletken formuyla iletiyor.

-Babanın izni yoktur, boşanamazsın!

Eve dönüyor Zöhre, sokaklardan duvarlardan, içinde olduğu evrenden memnun olmaya zorlanmış yüzüne karşılık yüreği yabancı. Bir çıkış olmalı, bir çıkış olmalı… Başka il, insan bilmez, donatılmamış, okumamış, mesleği olmamış, dünyasını kuracağı evreni tanımamış. İçten içebiliyor, ömrünün tekrarı yok, mutlu olabileceği bir yaşam olmalı! Duramıyor Zöhre… Bir yol olmalı. Eşini düşünüyor, düşündükçe midesi kasılıyor, zihni bulanıyor.

Ağabeyin asker arkadaşı, Adıgüzel ne zaman dertdaşı, güvendiği dağ, sığınacağı liman oldu, ya da öyle sandı Zöhre. Bir gün karar veriyor 'beni, aramayın, sormayın, öldü bilin. Kızıma iyi bakın!' notunu ve bebeğini bırakıp evden çıkıyor. Gözünü karartmış, Sığındığı liman onu koruyacak, onun başka hayatı olacak.

Zöhre yaşadığı ömürdeiki kez aileler arasında önemli konu oluyor. İlki evlendirilirken, ikincisi evden kaçtığında… Koca Mahmud kayınbabasına durumu iletiyor. Aileler toplanıyor. Karakol, kayıp ilanı derken zeka çalışmaya başlıyor nerede olabilir, nerede olabilir? Kanundan devletten bir adım öndeler.Zöhre ne yaptı, kiminle konuştu, kime baktı? İzler birleşiyor Malatya'da büyük ağabeyin asker arkadaşında son buluyor. Adıgüzel aranıyor.

-Adıgüzel Zöhre ile bir misin?

Adıgüzel,

- Yanımdadır.

- Peki, yanınıza geliyoruz, bekleyin.

Ağabey Salim, Malatya'ya gidip Adıgüzel'den Zöhre'yi alıyor. Adı batasıca umut veren, kucak açan Adıgüzel bela istemiyor, sahneden çekiliyor. Zöhre ve ağabey Salim Sur'a baba evine dönüyorlar. Herkes Zöhre'ye kızgın, Zöhre herkese öfkeli… Herkes bekliyor…

Zöhre' nin babası damadı ve damadın ailesiyle buluşuyor. Mahmud karısını geri istemiyor. Ama başka bir şey isteniyor. İki ailesi de Zöhre'yi ciddiyetle konuşuyor şimdi, Zöhre önemli… Görüşme uzun ama konu net. Suç işlenmiş bedel ödetilecek, hemfikirler. Ama hesabı kim temizleyecek? Suçlu kadın olduğuna göre, mal bozuk, üretim merkezi telafi edecek! Kolay mı bu karar? Maliyet hesabı yapılıyor. Mahmud ve ailesi ölüme ödül koyuyor 50 bin lira ödeyecekler, hesap görülecek!

Zöhre'nin hayat hakkını yaşatmak için konuşmayan onlarca ağız ve beyin ölüme yetiştirmek için hararetle konuşuyor, Zöhre ölecek ama kim öldürecek? Fikir ince ince işleniyor. Büyükler bedel ödemeyecek kadar korkaklar, bellerinden akıp gelen, kanları ile oluşturup, sütleri ile beslediklerihayatı yok etmek için başka bir masum evladı manipüle edecek kadar iki yüzlüler. Cürüm işleyecek olan daha bilmiyor bunu, hayatta neyin iyi neyin kötü olduğunun ayırdına varmamış, özgürce nefes almanın, ufuksuzca koşmanın yitimi ne demek bilmeyen, dün ergenliğe adım atmış, daha aşık olmamış, henüz reşit olmamış olan kışkırtılacak. Denecek ki " aslan oğlum, namusumuz kirlendi, Zöhre kahpelik etti, evliyken başka adama kaçtı, yüzümüz yere düştü. Yüzümüzü sen kaldıracaksın!"

Celal "- niye ben, benim yaşamım önemsiz mi, gençliğim, geleceğim hiç mi?" demeyecek. "Nasıl olur, daha dün ben onun sütten kesildiği memeden emdim. Sokaklardabirlikte düşe kalka oynadık. Benim ceylan gözlü, narin, kara saçları omuzlarında savrulan, yeni genç olmuş, vakitsiz ana olmuş ablam neden ölecek, niye ben öldüreceğim?" demeyecek. Aklına gelse bile dili söylemeyecek.

Hayat! Asfalt yarığından, duvar çatlağından fışkıran hayat, yer yüzünün en olmaz mekanlarında, okyanusun derinlerindeki hayat! "Onu (şeklini) düzeltip ona ruhumdan üflediğim zaman, kendisi için derhâl (bana) secdeye kapanın" (Sâd/72) denilerek kutsanan hayat. senden bir parçayı alırken ikinci parçayı sakatlayacaklar. Zöhre, Celal! Tanrının istediği hürmeti size göstermiyorlar, Tanrının size tanıdığı hürriyeti sizden alıyorlar!

Suçlu Zöhre, bedel ödeyecek olan Zöhre'nin kanı, ödetecek olan kandaşı. Düzen hazır; tesadüfen(!) av tüfeği evde sedirin altında, tesadüfen küçük aile büyük aileye yemeğe gidiyor, tesadüfen, Zöhre ile Celal evde kalıyor, tesadüfen aile evden çıkarken uyumakta olan Celal, ana babası bahçe kapısından çıkmadan uyanıyor, abladan su istiyor, aralarında kavga çıkıyor, tüfeği buluyor, fişeği ateşliyor.

Zöhre sedirde oturmuş, başı önündeki dolabın üstüne düşmüş, kara saçlarından tel tel kızıl kanları süzülüyor, kanıyor Zöhre. Yıkılasın Diyarbakır, al kana boyansın Sur, kanıyor Zöhre!

Çocuktu, gelin oldu, büyümeden ana oldu, taşıyamadı, yardım istedi yüz geri edildi, çığlık attı öldü Zöhre. Hayat haklarını ellerinden alanlar ölüm haklarını da aldılar, duasız namazsız gömüldü, mevlidini verdiler(!) Zöhre'nin.

Çocuktu, ilk gençlik çağında karındaşını, kandaşını katletti, ömrünün en güzel günlerini bataklığa çürümeye terk etti Celal !

Ağabeydi, ailenin kıdem almışı, yaşı başı olgunluğa yakını, göz yumdu durdurmadı olanları, Salim.

Babaydı, baba olmak, korumak, kollamak, geliştirmek, mutlu, hayattaki yerlerinden- sorumluluklarından-haklarından emin evlatlar yetiştirmek üzerine hiç düşünmedi, çocukları birey değildi. Kaybetmiş olmaları üzerine hiç tasalanmadı. Ne söylerse onu yapmak durumundaydılar. Kendi yapmazdı duramazdı o dört duvar arasında, Salim öldürse müebbet yerdi belki, lazım olur, dursundu dışarıda. Celal çocuk çağında, cezası az olur, üç beş seneye bir omuzu pullu af çıkarır, hadiyse 40'ında çıkardı zaten. Toy daha, göbek bağı kurumamış, doğrudur Celal'ın katil olması. Karar verdi, babası.

Anaydı, aynı çevrede bin meşakkatle doğurup büyüttüğü evlatları canından can gibi korumadı. Belki aynı aşamaları yaşamış, yüreği yavruları ile bağ kuramamıştı. Kızının çocuk evliliğine, erken anneliğine, mutsuzluğuna, ölümüne seyirci kaldı. Oğlunun toy ömrünün kurban edilmesine ses çıkarmadı. Dağı taşı yırtıp çocuklarını korumadı Nurhan. Hücre hücre büyüttüğü yavrularının yok edilişini seyretti.

Kayınvalide isterik, "Zöhre'yi öldürdük!" diye anlattı. Niçin bu isterik haz, sevinç, intikam duygusu? Yitirmeden evvel ana olmak, kol kanat germek sevmek, onarmak rahatlatmak gibi onurlu davranışın oldu mu kaynana?

Reis bey, çürümüş gelenekleri, insani değerleri, dini sorumlulukları, milli hasletleri kaybetmiş bu zeminin hiçbir olumlu bakış açısı geliştirmeksizin devam eden kör, sakatedimlerini yok edemiyor. Soğuk olmalı, suçun cezasını vermeli ama tetikçiden öteye gidemiyor, yeterince açık kanıt yok. Herkes danışıklı, birbirlerini koruyorlar. Diğerleri vicdanlarında sızı olmaksızın eve gidecekler. Birkaç zaman ölüm - ceza konuşulacak, sonra sesler uzaya boşluğa karışıp gidecek. Zöhre kabrinde çürüyecek, Celal hapiste 17,5 yıl ömrü sakat, ruhu sakat, kösnüyecek!

Zöhre, Adı değişerek saklandı. Diyarbakır'ın Sur'undadoğdu öldü. Onun hikayesi hafif yankılamalarlasönecek, unutulup gidecek. Bu yazıyı tetikleyip yazılmasına sebep olan başka bir haber bu gün gazetelerde yayımlanmış. Bir başka Diyarbakır'lı genç kızın beş yıl sonra bulunması ile ilgili bir haber var gazetelerde. Özetle beş yıl önce 14-15 yaşlarında kaçmış evinden. Bulunup ailesine teslim edildiğinde kaçış sebebi dillendirilmiş. Öz amcasının İstismarı!Nereden bakılsa iğrenç, nereden düşünülse korkunç! Diğer yandan amca inkarlarda, "Kaçışının cezası Törede ölümdür, ondan kurtulmak için iftira ediyor " deyip sıyrılmış, salınmış.

Töre, yasaiğrenç kararların, davranışların masumiyete büründürüldüğü davranış silsilesine kurban edilecek bir kavram değil. Bütün ülkenin bir sağlam titreyip kendine gelmesi gerek.

Ülkenin neresinde olduğunun hiç önemi yok. Başka bir bedene, kişinin izni dışında, yaşına gelişimine uygun olmayan biçimde fiilen olması veya teşebbüs aşamasında kalmış olmasına bakmadanen ağır yaptırımlar uygulanmadıkça; kişinin emsalsiz varlığının değeri her bireye anlatılıp öğretilmedikçe beklediğimiz iyileşme başlamayacak.

Yıllar var terörün karanlık elleri milletimi baskılıyor. Teröre hizmet edenler ise bireysel yaşamı değerli kılan bir ülküye sahip değiller. Özgürleşme, kişinin sahip olduğu yaşamı koruması onlar açısından verimli değil. Yaşamları yöneten bu ilkelliğin değişimi düzelmesi adına önerileri de yok. Türkiye'meDoğudan batıdan kuzeyden güneyden mütemadiyen yara açılıyor. Toplumun iyileşmesi tek tek bireylerin vakit kaybetmeksizin iyileşmesiyle mümkün.İyileşmenin tek seçeneği ise bilginin ışıttığı kutlu yol.

Nurşen Karakaş, 26/12/2017 

Telif Hakkı

© Nurşen Karakaş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

EFENDİLER
Yol Yakınken İç Savaşın Önünü Açan KHK’dan vazgeçi...

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış