Mehmet Alp'in Defteri

Demokrasi, Milli Birlik, Ülkücülük

Beni tanıyanlar bilirler, kişi kendini ne olarak tanımlarsa tanımlasın, 'insan' olamayı temel vasıf olarak görmüyorsa ne kendine ne de kimseye faydası olmadığını düşünürüm. 

Yani, insan olmadan ne Türk olunur, ne müslüman. 

Bence insanı insan yapan en önemli özelliklerden biri de adalete değer vermesidir. Adalet toplumsal açıdan da önemlidir. Tarih boyunca adaletsizlik ve zulüme yönelen medeniyetler yok oldukları görülmekte. 

Meydanlarda milli birlik nutukları atmak kolaydır.
Ama gerçek milli birlik adaletsizliğe beraber dur demektir! 

Meydanlarda demokrasi nöbeti tutmak kolaydır.
Ama gerçek demokrasi, kendi gibi düşünmeyen, hatta kendini eleştirenlerin bile söz hakkını savunmaktır!

Milletçe ateşten bir sınav veriyoruz. Ve maalesef bu sınavda henüz pek başarılı olamadık. 15.7 darbe girişimini engelleyerek uçurumun kenarından döndük. Ama nedense 15.7'yi yaşamamaıza sebep olan hatalardan hiç bir ders almamışız. 

İnternette kimlerin ne zaman 'muhterem Hoca efendi(!)' naraları attığı alenen ortadayken, bu cemaatin TSK'yı nasıl ele geçirdiğini deşifre eden Yavuz Selim Demirağ ve yazar ve dava arkadaşları Adnan İslamoğulları ile Servet Avcı ve diğer ülkücü yazarların içeriye alınmasının olayın aslının Fetö ile alakası olmadığını alenen sergilemektedir! 

Demokrasi nöbeti tutan ve milli birlik çağrısı yapan herkes en geç şimdi ne kadar samimi olup olmadığını sorgulama mecburiyetindedir. Çünkü söylem ve eylemin bir olması, samimiyetin önemli bir ölçüsüdür! 

Aynı samimiyetin her ülkücü için önemli bir ölçü olduğu gibi. 

Ülkücülük kendi gibi düşünmeyenlerin iftiraya uğramalarına göz yummaz.
Ülkücülük kendini eleştirenlere bile iftira atılmasına sebep vermez, razı olmaz!
Ülkücülük temsil ettiği fikre inanan yürekleri çiğneyerek kendi kurumunu peşkeş çekmez!
Ülkücülük bir insan haksızlığa uğrayınca her türlü kişisel görüş ayrılığını bir kenara bırakak adaletsizliğin karşısında kırılma pahasına da olsa eğilmemektir! 

Onun için sakın ha sakın kimse, hakkında atılan iftiralara 'Veremeyeceğimiz hesap yoktur' diyerek işi gereği yurtdışı gezisini bile yarım bırakıp dimdik ve alnı ak Türk Adaleti'nin önüne çıkabilenleri, kendi milletini öldüren, meclisini bombalayan ve Yunan'a kaçan eski yol arkadaşları ile karıştırmasın! 

Onun için kimse hür inandıklarını yazan, hür düşünen kalemleri kendi etrafında ki zihinsel fahişeler gibi sanmasın! 

Ve hele hele kimse bu satırları 'Sarı Öküzü Vermeyiz' zerzenişi olarak algılamasın! 

Bayanlar beyler, şimdiye kadar işiniz öküzlerle miydi bilemem,
ama artık muhatabınız kurtlar! 

Bunu iyi idrak edin!

RÜYA
Bir Jön Türk Hikayesi Bölüm 3

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış