tahtapod.com | Blog

Laçın'a, Şuşa'ya, Kırım'a, Mikail Müşfig'e ve Hafızamıza Dair

"Kapıya kölge düştü Ele bildim yar geldi" Bugün 18 Mayıs 2019, 1944 Kırım-Tatar sürgününün yıldönümü. Bu hazin sürgünde şehit olan binlerce insan gibi, Stalin canisinin henüz otuzuncu doğum gününü göremeden şehit ettiği dev bir şairdi Mikail Müşfig. Güzel insan Eyyub Yagubov'un güzel okuduğu, Gece Düşüncesi isimli fevkalade şiirinde "Ay Laçın" ağıdına duygulu bir atıfta bulunur Müşfig: "Her ulduz bir sarı gül Yarı gönçe, yarı gül" 1900'lerin başında büyük katliamlar yaşayan Karabağ'a ve Laçın şehrine yakılan ağıdın bir mısrasını şiirine dahil ederken kendi kaderini de mısralarına sindirir ve adeta "Şehit olduğum zaman beni de Karabağlı, Laçınlı şehitlerle bir yad ediniz" der gibidir. "Bize b...
Devamını okuyun
  0 yorum

DEMOKRASİYE KARŞI ÜÇ YÜZ METRE ULUYAN KURTLAR

demokrasiyeuluyankurt2

"Atom ve uzay çağındayız ama yüz milyonlarca insan ilk primatlar seviyesindedir. Kendi yarattıkları putlara tapmaktadırlar. Bazen evliya diye seviyesiz ve iğrenç bir cahilin, bazen büyük adam diye seviyesiz ve korkak bir hainin, bazen ilerici ses diye alçak bir satılmışın ardından koşarlar."

H. N. Atsız

Rahmet olsun, Atsız yıllar öncesinden müthiş bir tespit yapmış…

***

Atsız'ın iki cümlede özetlediği bu tiplerin hangi birini yazayım; sadece isim listesi yapsam Meydan Larosse'den büyük ansiklopedi olur.

Devamını okuyun
  0 yorum

KÜLTÜR FAKİRLİĞİ

NotreDameYangin

Biz, tabiatı katletmekten, tarihi yıkmaktan, yok etmekten, kitapları, resimleri yakmaktan, heykelleri kırmaktan ve insanları öldürmekten sonra arda kalana,"insanlık kültürü" diyoruz.

Yani kısacası, insanların yok edici ve yıkıcı güçleri hariç kendi türlerinin, yani insanlığın ve dünyanın mirası için yaratarak, üreterek katkıda bulundukları kültür olarak tanımlanabilir.

Dünyada farklı insanlar, milletler, olduğuna göre, bu insanların yaşadığı coğrafya ve şartlar farklı olduğuna göre ve burada saymakla bitmeyecek farklılıklar olduğuna göre, eserlerin şekillendirilmesinde farklılıklar olmasından daha doğal bir şey olamaz.

Devamını okuyun
  0 yorum

HEM İÇİNDE HEM DIŞINDAYIZ ZAMANIN

KRLK-GRMEK

HEM İÇİNDE, HEM DIŞINDA

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

A. Hamdi Tanpınar

Dörtlük A. Hamdi Tanpınar'ın bir şiirindendir. Biz ise bugün hem içindeyiz, hem de dışındayız zamanın.

Ne güzel metinler vardı, bir zamanlar Türkçe kitaplarımızda. Şimdi onlar gibisi yok artık. Onlardan aldık biraz da hayat derslerini. Öğrencilik yıllarımdan mı, öğretmenliğimin ilk yıllarından mı, aklımda kalmış bazıları.

Bunlardan biri de "Bakmak ve Görmek..." Bakmak ve görmek kavramlarının ayrımını o kadar güzel yapmıştı ki... Bir cümleyle özetlemem gerekirse, baktığımız her şeyi aslında görmediğimizi anlatıyordu.

Devamını okuyun
  0 yorum

KİTAPLARIN DÜNYASINA YOLCULUK

​ "İnsanlar konuşa konuşa anlaşır" demişler. Peki ya insanlarla eşyalar da anlaşabilir mi? İnsanın bir eşya ile anlaşmasının yolu nedir? Mesela kitaplarla konuşabilir miyiz? Yoksa kitaplar insanların birbirleriyle sessiz bir şekilde konuşmasının araçları mıdır? Bir kitap için, yazarı ile okuyucularının sohbet etmesini sağlayan araçtır diyebiliriz sanırım. Bu sohbet bazen doğrudan yazarın, bazen de kitabın içerisindeki bir karakterin ağzından dökülen sözlerle gerçekleşir. Bana bütün bunları düşündüren, bu soruları sorduran Oğuzhan Saygılı'nın "Kitaplarla Söyleşi-2" isimli kitabı oldu. Kitaplarla Söyleşi-2, içerisinde 2008'den 2018'e kadar, on yıllık bir süreçte çeşitli zamanlarda yazılıp derg...
Devamını okuyun
  0 yorum

YENİ TANRILARIN DÜNYASI: Sistemin Dışında Kalanların İntikamı ENES ŞENGÖNÜL

"Değerli dostum Enes'in bu eseri, var olan dünyâ ve bu dünyânın ortaya koyduklarıyla sorunu olan herkesin kitâbıdır. Dolayısıyla biz sorunlu insanlar, bu kitâbın her yerindeyiz, bir harfinde, cümlesinde, noktasındayız..."

KUTLU ALTAY KOCAOVA

Enes Şengönül'ü yıllar evvel Enver Paşa Dergisi ile sonradan İttihat Dergisi ve son olarak eski tanrıları öldürdüğü "Eski Tanrıların Ölümü" adlı eseriyle tanımıştık. Sistemin dışında kalanların öyküsünü de unutmayan Şengönül Karakum Yayınevi'nden çıkan son eseri "YENİ TANRILARIN DÜNYASI: Sistemin Dışında Kalanların İntikamı" ile mart ayında kitaplığınızdaki yerini almayı bekliyor.

"İntikam almak bireyseldir, cezalandırmak Tanrı'nın işi", diyor Viktor Hugo. Sizi, sistemin dışında kalanların intikamını okumaya davet ediyoruz.

Haydar Barış Aybakır'ın yayına hazırladığı eserin mizanpajı Alper Şenadam'a, kapak tasarımı Uygar Özdemir'e, son okuma Sefa Demirkaya'ya ait.

Arka Kapak Yazısı:

Devamını okuyun
  0 yorum

OZAN ARİF'İN ARDINDAN

ozan-arif

Ben de bir şeyler söylemek istedim Ozan Arif'in ardından.

Robin Sharma'nın konusu kişisel gelişim olan "Sen Ölünce Kim Ağlar" adlı bir kitabı vardır.

Bir yerinde şöyle der:

"Siz öldüğünüzde ardınızdan kim ağlayacak? Bu gezegenden gitme ayrıcalığına ulaştığınız zaman kaç yaşamı etkileyeceksiniz?"

Görüyorum ki pek çok yaşamı çok fazla etkilemiş Ozan Arif. 

Devamını okuyun
  0 yorum

ABİM'E

​Ozandı O susmayan
Dili vardı Abimin
Mızrabından haykıran
Eli vardı Abimin 

Devamını okuyun
  0 yorum

OZAN ARİF'İN ARDINDAN: SUSMAYAN VE KORKMAYAN BİR ADAMIN PORTRESİ

​ Ne kadar konuşmaktan çekinsek de, düşünmek istemesek de kaçamadığımız bir şey var: Ölüm! Her ne kadar hepimiz bir gün öleceğimizi bilsek de o an geldiğinde gidenler kadar geride kalanlar için de vurucu oluyor. Hatta yaşı oldukça ilerlemiş veya ağır bir hastalık geçirmiş kişilerin bile hayatlarını kaybetmesini kabullenemiyoruz. Elbette her ölüm yakınlarını üzüyor ancak öyle kişiler var ki onların bu dünyadan göçüşü sadece aile ve arkadaş çevrelerini değil, milyonlarca insanı kahrediyor. İşte onlardan biri olan Ozan Arif de bugün hayata gözlerini yumdu. Ozan Arif, onu tanıyanlar için isminin başına onlarca sıfat getirmeye gerek olmayan, sadece "Ozan Arif" denilmesi bile çok anlam ifade ...
Devamını okuyun
  0 yorum

İNCİ SOKAĞI

okuyun-diyor
Trevanian: "Trevanian tiryakisi aslında alışılmadık harika bir tiptir. Doğal seçkincidir. Sinik olmaktan çok, gerçekçiliğin saldırısına uğramış, bir idealisttir. Farklı bir trampetin temposuna uyarak yürüyen biri olmaktan çok, tek kişilik bir geçit töreninde kendi davulunu çalarak yürüyen kişidir." Diyerek, hem kendini, hem de okurlarını yüceltiyor. Elinde bir Trevanian eseri varken bu satırları okuyunca insan, şöyle bir dik duruşa geçiyor, kendini elinde kendi davulunu çalarak yürürken görür gibi oluyor. … İnci Sokağı, benim okuma profilimde ikinci kez okunmayı hak eden kitaplardan biridir. Çünkü acıların mizahi anlatıma dönüştürülerek, altı yaşındaki bir çocuğun penceresinden anlatılan iro...
Devamını okuyun
  0 yorum