BU ÖYKÜLER YAŞANIR MIYDI?

Hayat tam anlamıyla tanımlanamaz bir olgu; dinin, felsefenin, biyolojinin, psikolojinin kendince tanımlamaları var ve hiç biri hayata eksiksiz bir tanım getirmiyor. Belli ki bir disiplinin anlayışını diğerinin üzerine koyarak toplamda bir dengeye ulaşmak mümkün olabilir. Çağın gerçekliğinde saydığımız disiplinlerin dengeli atmosferinde bireysel ve toplumsal yaşamı sağlıklı bir biçimde kurgulamak sorumluluğumuz var.

Ortalama yaşam süresi gelişme kaynaklı iyileştirmelerin katkısı ile uzamaya devam ediyor. Türkiye'de 1950'lerde 50 yıl olan ortalama yaşam süresi 2018 'e geldiğinde 80 yıl seviyesine ulaşmış durumda. Önceki yüz yıllarda nüfus artışı zorunlu ihtiyacımızdı. Savaşlar ve salgın hastalıkların yıkımlarını onarmak, geleceğe taşınmak hızla sürmesi gereken nüfus artışı ile mümkündü. Çağlar arası değişim yavaş, nesiller arası bilgi görgü aktarımı nicelik açıdan kolaydı. Oysa bu gün dünya kaotik denilebilecek hızlarda değişip gelişiyor. Toplum yapısındaki öğrenme, öğrendiğini kullanabilme, deneyimler geliştirme yeteneğindeki eksiklik, nüfus artışı ile birleşerek toplumu çökerten bir unsur haline geldi. Dürtüsel ve yarım yamalak görgüye dayalı yaşayan, sistemli bir eğitim geliştirme faaliyetinden geçirilmeyen kesimde, yaşam hakkında tutarlı, insani ve iyileşmeye yönelik bir anlayış olgunlaşamıyor.

Yazının özelinde örneklenen adli vaka detaylarında da görüleceği üzere Türkiye'nin tümünde geçerli olmakla beraber, doğu bölgelerimizin yaygın sorunu aşırı nüfus, bireylerin mülkleştirilmesi, sosyal zeminin sağlıksızlığı terörizm ile harlanıyor. Ülke yönetiminde, eğitim politikalarında yapılan onarımı zor uygulamalar cinsiyet ayrım gözetmeksizin kırsal bölgeler ve şehirlerin gettolaşmış alanlarında insanlarımızın gelişimine giden yolunu kapattı. Kürtçü terör kendi yöntemleriyle, ülkede iktidarı ele geçiren yönetim de yasallık zarfına konulan politik tercihleriyle, işbirliği yapmışçasına, insanlarımızı sürüleştirme sistemini çalıştırıyorlar.

Öykümüzde olayların bağlandığı kişiliğe Fatma adını verelim; ilkokul dâhil eğitim sürecine dâhil olmamış, on dördünde evlendirilmiş on yedi yıl evli kalmış dört çocuğunun ikisi engelli. Kocasının ailesiyle Fatma'nın ailesinin hısımlık bağı var. Dışarıya karşı kocanın yansıttığı görünüş incelendiğinde; dini inancı olan, kürtçü davasına kuvvetle bağlılığını vurgulayan, ayrılıkçı örneklere uygun bir yapı gözleniyor. Dış çevrede kimlik tanımlamasına uygun roller sergiliyor.

Her ikisi de yaşama hazırlık donatısı yapılmadan evlilik kurumunun içine itilmişler. Kişisel ve aile içi sorumluluklarını anlamadan, ergenliğin gelgitlerinden kurtulamadan anne baba olmaya başlamışlar. Çocuklardan ikisi engelli ve onlar için normalden daha fazla enerji sarf etmeliler. Ailenin ihtiyaçlarını karşılama rolü kocanın ancak koca bulunulan çevre içinde gerekli kaynakları sağlayabilecek mekanizmaya sahip değil. Zorunlu olarak mesleki yeterlilik aranmayan işlere yöneliyorlar ve bunların pek çoğu geçici, aile atmosferinden yaşanan şehirden uzaklarda.

Çalışma şartları zaman içinde ev- aile bağlarını zayıflatıyor, haftalar aylar süren başka şehirlerdeki geçici iş yaşamı, kalınan işçi evi ve mahallerindeki kurulan yeni ilişkiler, alkol, kumar uyuşturucu bağımlılığı gibi olumsuz alışkanlıklar ediniyor, görünenin dışında hastalıklı bir kişilik gelişiyor. Zaaflar aileye gitmesi gereken kaynakları azaltıyor ve önceleri ekonomik çıkışlı gibi görünen sorunlara diğerleri eklenerek ortamı katlanılmaz kılıyor.

Aile içi düzenin kayboluşu, kumar bağımlılığı, ev içi şiddetin boyutu Fatma kadının ailesinin müdahale etmesi ve otuzlu yaşların başında olan çiftin on yedi yıllık evliliğinin sona erdirilmesi ile sonuçlanıyor. Boşanma çevreleri için halen yadırgama konusu olmasına rağmen, ailenin kararı sağlıklı olmaya yakın, zira yeni bir yaşam kurma umudu var. Aile bireylerinin hayatları normale yaklaşabilir, çocukların daha tutarlı bir ortamda büyümesini sağlanabilir. Süreç incelendiğinde Fatma için boşanma sadece bir hukuk işlemi olarak kaldığı gözleniyor. Belirgin bir gelir kaynağı olmayan Fatma ve çocuklarının nafaka, barınma çocukların eğitimi, sağlık ihtiyaçları gibi çözümü üzerinde çalışılmamış sorunları var. Koca eşten boşanırken çocuklarından da boşanmış gibi bir görüntü veriyor, belki kendi yaşamı sarsıldığından içten içe bir kızgınlık duyuyor. Geride kalan ev kendisi için vaz geçilemeyecek ekonomik olduğu için onu elde etmek istiyor.

Fatma bir tür açmaza düşüyor bir taraftan eski eşin tek varlık olan evini alacağı korkusu, kendi ailesinden yeterince güvence alamayışı –ki her biri kalabalık sayıda nüfus sahibi, yeterince yükü olan aileler. Zihinsel yapıları boşanmayı bir ölçüde kabul etse bile Fatma'nın çocukları ile bağımsız bir yaşam kurabileceği ortamı sağlayamıyorlar. Geleneksel olduğunu varsaydıkları yıkıcı uygulamalardan vaz geçmemişler.

Mesleki ve eğitsel donanımı olmayan, bunları kazanacağı sosyal kurumlara uzak olan Fatma önemli bir hata yapıyor ve kendince güçlü gördüğü, çevresel olarak etkin olacağına inandığı bir komşusu ile duygusal tabanlı bir ilişki geliştiriyor. Mümkün olduğu kadar gizli tutmaya çalıştığı bu ilişkinin de yardımı ile hayatına bir yön verebileceğine inanıyor. Oysa bu ilişkinin diğer tarafında, bir başka yedi çocuk annesi kadın var ve bu kadın talep sahibi olamayan son derece edilgen bir kadın. O da eğitim sistemi içinde hiç olmamış, Türkçe bilmeyen, eşi ile eşinin ailesinin çemberinde yaşayan, genç yaşına rağmen art arda doğurduğu yedi çocuğundan biri PKK teröristi olduğu için ceza evinde olan, diğer çocuklarının sağlıklı yetişmesine dair müdahale yeteneği olmayan, bir kadın. Fatma hemcinsine karşı duygudaşlık kuramıyor belki de kurmuyor. Çünkü önemli olan onun o andaki ihtiyaçlarıdır. İletişim kurabildiği duygu düşünce paylaşımı yapabildiği kişidir, dayanma- çıkış kapısıdır, kuma olmaya hazırdır.

Ancak küçük bir çevrededirler, Fatma dul kimliği ile gizli, onaylanmayan bir ilişki kurmuştur dedikodusu yapılacak bir olaydır, ailesine ulaşır, söylentiler. Aile yıkıcı olacağını tahmin edemediği bir çözüm geliştirir. Fatma bir erkek ile ilgileniyorsa sorun kocalı olma isteğidir. En uygun çözüm de eski eş olabilir. Belki eski eş bu sayede ev üzerindeki taleplerinden de vaz geçecek, namus kurtulacak, ailenin gelecek kaygıları ortadan kalkacaktır. Aynen evliliği başlatırken olduğu gibi çözüm dayatmaktadırlar. Birleşmesine karar verilen taraflar ve çocuklar yeni durumu istemeleri yerine kabul etmeye zorlanır. Dış görünüşü ile toparlanan aile içeride asla uyumu yakalayamayacaktır. Nefret kemikleşmiş bireylerin bir birine saygısı tamamen ortadan kalkmıştır. Kısa zamanda eski günlere dönülür ve yabancıların da katıldığı açık alan kavgaları yaralamalar görülür. Aile tekrar dağılır.

Sonrası tam bir düşmanlık halidir, taraflar birbirini tehdit etmekte, taleplerin boyutu değişmekte, Fatma'nın yaşamı töresel yargılara, örgüt yargılamalarına konu edilmekte infaz dillendirilmektedir. Çocuklar silah gibi kullanılmakta anne-baba- çocuk esirgeme yurdu arasında savrulmaktadır. Fatma can korkusuna kapılır devletten korunma ister, çocuklar babaları tarafından Sosyal hizmetlerin yurtlarına yerleşmiş, ev satılıp parası eski kocaya verilmiş, komşu erkek başka şehre gitmiştir. Bir kez daha fırsat vardır Fatma için, yaşananlardan ders çıkarılabilir bir yetenek iş bilgisi kazanabilir, zaman içinde geçim sağlayacak işe ulaşabilir, yeterince hazır olunduğunda çocuklarını yanına alarak hayatını sürdürebilir. Gelecek daha tutarlı, güvenli olabilir. Fakat seçim maalesef aksi yönde olur.

Duygu durumunu yönetmeyen Fatma ilişki kurduğu komşusu ile iletişime geçer. Diğer taraf ta en az Fatma kadar donanımsız, kriz yönetimi yapamayan, sorumluluklarını tanımlayamayan bir yapıdadır. Fatma ile yaşamayı düşündüğü hayatı önceler, yasal eş ve çocuklarına olan sorumluluklarını ihmal eder. Fatma döner, sevgili döner Fatma'nın çocukları sosyal hizmetlerden geri alınır yeni bir ev yeni bir düzen dayanaksız temeller üzerine kurulur. Sıra Fatma'nın kuma olarak ikinci eş statüsündeki hayatını ailesine kabul ettirmeye gelmiştir.

Ailesi için Fatma sorunlar kaynağıdır, alışılmış toplum kurallarına uymamıştır, inkâr ettiği ilişkiyi reel olarak yaşamaktadır. Namus adına bildikleri tüm kavramlara terstir. Eski eşin intikam duyguları körelmemiştir, yeni durum yeni bir fırsat doğurmuştur. Kendi hayatının önemi, çocuklarının geleceği, eşinin kendisinden ayrılmış olduğu bağımsız bir hayat yaşama hakkının bulunduğu gibi konular üzerinde asla düşünmemektedir. İntikam duygusunu töre perdesi ile örter ve Fatma'nın kardeşleri ile iş birliği halinde, arkadaşların gözcülüğünde Fatma'nın sevgilisi öldürülür.

Cinayet kolektif görevdir adeta, gözcülük yapanlar engellemeye yönelik hiçbir şey yapmazlar bilakis lojistik sağlayarak olayın gerçekleşmesine yardım ederler, kaçışa yardım ederler. Olay sonrası durum değerlendirmesi yapacak üzerine çay içip tatlı yiyecek kadar küntleşmiş duygu durumundadırlar. Kardeş işine gücüne ailesine döner, diğerleri hayatına devam eder koca intikamını almış olmanın rahatlığında ile Ege –Akdeniz illerinde yaşamaya gider. Ta ki başka suçları sebebiyle yakalanıp ilaveten cinayetten de sorumlu tutulana kadar.

Polis aylarca soruşturur adım adım görüntüler alınır, takip detaylandırılır izler Fatma'nın hayat hikâyesine çıkar. Cinayetin gerekçesi belli, tetikçi ve yardımcıları ortadadır. Fakat tetiği çeken sıcağı sıcağına yakalanamadığı için karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşar! Tetikçiler birbirini suçlar. Tutanaklar okunduğunda; hikâyenin kurgusu o kadar hızlı sürüm değiştirir ki, doğruyu izlemek olağan üstü dikkat gerektirir. Süreci başından sonuna yönetemeyen ata aile bireyleri ise sessizliğe gömülür.

Fatma eski eşini suçlar, ailesini- kardeşini korumaya çalışır ancak Diyarbakır'da sağ kalma-yaşama şansı tamamen ortadan kalkar. Devlet açık tehlike sebebiyle Fatma'yı korumaya alır adresi gizlenir. Sırada çocukların güvenliği ve hayatlarının düzenlenmesi işlemi vardır. Dört çocuğun bakımı için sosyal hizmetler kurumu yetkilileri hem anne hem de baba ailesindeki tüm birinci derece yakınlarını ziyaret ederler. Çocukların sevilerek bakılabilecekleri, birebir iletişim kurabilecekleri akraba aileleri ile birlikte yaşamasına gayret edilir. Çocukları kabul edecek aile koruyucu aile uygulaması kapsamında ekonomik olarak da desteklenecektir. Ancak ziyaret edilen her akraba birimi yeterince çok çocuğa sahip oldukları, asla ve asla bu çocuklara bakamayacaklarını ifade ederek reddederler. Hiçbir şekilde sempati göstermez çocukları da cezalandırma yolunu seçerler.

Kimsesiz kalan çocukların tek hamisi şükürler olsun ki devletimiz. Türkiye adresini gizlediği bir yerde Anneye ve yurtta barındırılacak dört kardeşe koruma amacıyla, iki tetikçi ve yardımcılarına ise cezalandırma amacıyla bakacak!

Hikâyenin başına dönersek;

  • Aileler çocuklarını eğitimli, karar alma, uygulama, risk hesaplayabilme, sorumluluk alma, hayatlarını idame ettirecek yeteneklere sahip bireyler olarak yetiştirebilseler. Çocukların ihtiyaçları olduğunda yakın akrabalar devreye girebilseler onları korumadan, sevgiden, saygıdan mahrum bırakmasalar.
  • Bireyler kendilerini gerçekleştirebilecek donanıma sahip olsalar, kriz anlarında yapıcı çözümlere yönlenebilme kabiliyeti gösterebilseler.
  • Toplum ve sosyal kurumlar yolunda gitmeyen bir olguyu sonlandırma ve yeniden kurgulama esnasında bireylere yapıcı öneriler sunabilseler, gerekli hallerde etkin yaptırımlar uygulayabilseler.


Yukarıda sıralanan yanlışlar zincirinin birincisi engellenebilseydi ardından gelen sayısız yeni sorunlar ve bu öyküler yaşanır mıydı? Yaşanmaması dilenen bir öyküdür ve ne yazık ki bu öykülerin tipikleşmiş sürümleri ülkeye yayılmış durumdadır.

Neticede bedeli ödeyen Türkiye'nin toplumunu sağaltmak adına aciliyetle her türlü sosyal hizmet yapılanmasını özellikle okulları en ücra köşeye kadar yeniden götürme mecburiyeti var. Eğitimin yeni kuşaklar için olduğu kadar yetişkin kesim üzerinde de etkinliğini sağlamak zorunda.

Öğrenerek uygulayabilir başarabiliriz.

Nurşen Karakaş,
04/04/2018
 

KISA DOKUNUŞLAR...
RASYONEL AKIL GÖNÜL İTTİFAKI DİYOR

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış