GECE ŞAKAYA GELMEZ

Gece_Sakaya_Gelmez

Gece şakaya gelmez bilenler bilir
Zindana düşenler bilir veya kapısının eşiğinde zulümü bekleyenler...
Hele siyaset kalmışsa riyakar ellere ve halkın umursuzsa üzerine yağan zulme, işte o zaman kaşlarını çatar gece

Gecenin şakası olmaz
Tüm gece uykuyu kendisine haram ettti adam.
Bir kalem bir kağıt ve bitmez tükenmez bir sancı, ayrılık!

Biliyordu sabahtan kapıda bitecekti savcı Süleyman.
Heyecanla ellerini ovuşturarak üstlerinden alacağı övgüleri hayal edecekti.

Düşündü...
Düşündü ve yok dedi adam, bu zevki onlara tattırmayacağım, bu düzene, bu düzenin beylerine boyun eğmeyeceğim.
O Pir Sultan'ın evladıydı, kafasına koymuştu bir kere halkına sesini duyaracaktı, bir ibret vesikası olarak tarihe yazılacaktı.

Hukukun katledildiği yerde, hukuki süreci beklemeliyiz diyen sözde milliyetçi unutulacaktı ama o yaşayacaktı.
Atatürk'ün ordusu dağıtılırken kürsülerde Atatürkçülük satanlar unutulacaktı ama o yaşayacaktı.
Yapılan haksızlığa zulme göz yumanlar, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyenler unutulacaktı ama o yaşayacaktı.

O Pir Sultan'ın evladıydı...
Gecenin karanlığı ile söyleşirken vermişti kararını; teslim olmayacaktı sesini halkına duyaracaktı.

Beklediği gibi sabahtan geldiler.
Savcı Süleyman heyecanla ellerini ovuşturuyordu. Kim bilir sahiplerinden nasıl övgüler alacaktı. Tüm iğrençliğiyle buyruk veriyordu altındakilere.

Hukuk yoktu!
Hukuk, kitap ile yollarını ayırmış, üç-beş yobazın eline geçmişti.

Adam dışarıya baktı ve "Bekleyin..." dedi "Biraz bekleyin."
Birazdan duyacaktı halkı sesini. Biliyordu yine susacaklardı ama bu defa korkudan değil, utançtan...

Belki sonsuzluğa doğru yürürken Pir Sultan'ı düşündü ve yurdunun başından bir türlü eksilmeyen Hızır Paşaları...

Evin içerisinde telaş içinde ne olacağını bekleyen sevdiklerine son defa baktı.
Gözleri son defa gözlerine değdi aynada.
Oysa ne çok karşıydı böylesi gidişe.
Bir kurşun sesi zamanı orta yerinden ikiye böldü.

Bir mektup kaldı geriye, tüm yorumlara kapısını kapatan, hepimizi susturan bir mektup;

"Öncelikle başınızı öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım.
Başınızı dimdik tutun!
Ama ben bu hukuksuzlukla yaşayamam.
Yaşadıklarımı ikinci defa kaldırmam mümkün değil...
O deliğe bir daha dönmektense mezara girmeyi tercih ederim...

Şu anda çok duygusal değilim.
Ağlamıyorum.
Yalnız içim buruk ve kırgın.
Bana bu oyunu oynayanlara ve sahip çıkmayanlara kırgınım.

Gökçen'im, canım kızım…
Derslerine çok iyi çalış.
İyi çalış ve önemli yerlere gel ki, benim hesabımı sorabilesin!

Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez.
Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir cumhuriyet, ne de bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki, en küçük suçu ve günahı olmayan ben, bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.
"

ALİ TATAR

Dost cemali düştü toprağa,
çekildi gökyüzünden yalancı güneş, ayrıldı geceden yalancı yıldızlar.
Bir kurşun sesi ile anladık nasıl bir karanlığın içerisine düştüğümüzü

Arkamızda tüm suslarımız, önümüzde ise suslarımızın bedeli.
Sıkışıp kaldık ara yerde.

Hiç bir şey diyemedik. Ağıtlar yakamadık ardından, Onun ismini ne zaman zikretsek tüm suslarımız sövdü yüzümüze.
Oysa biz şah demiştik gönüllere hakkı, hukuku, sevgiyi, bağımsızlık düşünü ekenlere.

Nerede, nasıl bitmişti bu yılanlar çıyanlar.
Hangi hızır paşanın itiydi ‚enginliği' bir adım öteye gidemeyen, içerisindeki pisliği kağıda akıtan soytarı.
Hangi toprakta yetişmişti hukuk postu giyerek hukuku katleden satılmış Süleyman.

Oysa biź şah demiştik

Şah Pir Sultan'dı dar ağacında,
Şah Köroğluydu Bolu Beyine karşı,
Şah ulu Ozanların sazının teliydi
En kutlu hayallerin yolbaşçısıydı Şah
Şah Samsun limanında Mustafa Kemal etti

Bizim Hızır paşalarla kavgamız bu cihanda devam edecek.
O ise şaha gitti davasını yanına alarak.

Okan Kilit

Ben de şu dünyaya geldim giderim,
Kalsın benim davam divana kalsın…
Muhammet Ali'dir benim vekilim,
Kalsın benim davam divana kalsın…

Yorulan yorulsun ben yorulmazam,
Derviş makamından ben ayrılmazam,
Dünya kadısından ben sorulmazam,
Kalsın benim davam divana kalsın…

Dolanıp çevrilip birgün gelirsin,
Ettiğin işlere pişman olursun,
Orda da mı hızır paşa olursun?
Kalsın benim davam divana kalsın…

Pir Sultan Abdal
Vatan KIRIM’a dair Av. Namık Kemal BAYAR’la söyleş...
BİRLİĞE ÇAĞRIDIR

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış