GEÇEN HAFTAYA DAİR

Muhterem demiş ki; "Öleceksek, adam gibi ölelim"

Seni sevenlerle veya sevdiklerinle ölmenize hayır diyecek halim yok, paşa gönlünüz bilir. Bu sözünüzde kendime ait hiç bir ortak aidiyet hissetmiyorum. Çoluğumla çocuğumla kaybolan 17 yılımı geri kazanmadan (Allah C.C bilir amma) ölmeye niyetim yok.
...
Kim nasıl ölmek istiyorsa varsın ölsün. Ben, batı standartlarında insan haklarına saygılı, kamil demokrasinin hakim olduğu, "Dinin" değil, güzel ahlakın ortak payda olduğu, iradenin tek adama değil hak, hukuk, adalete teslim edildiği günlerin yaşandığı bir Türkiye'de ölmek istiyorum.

Damat ne demek istedi?

Damat Bey çok şey söyledi ama hiç bir şey anlatamadı.
...
"Yakın bir zamanda, geliştirilecek atraksiyonlarla; ön görülebilir sonuçların, umutlarla beslenmesinden hasıl olacak neticeler; ekonomiye güç verecektir"
...
Bu cümlemden ne anlaşılabiliyorsa, daha doğrusu anlaşılamıyorsa; damat Bey de benzer cümlelerle somut bir veri vermeyen, hedef göstermeyen cümlelerle konuşmasını tamamladı.

İYİ PARTİ Hükumetin değil, devletimizin yanındadır

Hanımlar, beyefendiler bir dakika; bu devletin tapusunu hangi ara Erdoğan ve avanesine devrettik ki; adeta dayak yiyen hasmımızı izlemenin zevki ile olup bitenleri izlemekle yetineceğiz. İşte hainlik denen şey tam da budur. Devletimiz elimizden kayıp, giderken bu olacak iş değil.
...
Erdoğan, AKP ve tamamlayıcılarına rağmen devletimize, milletimize sahip çıkacağız. Çünkü bugün Türk devletini dize getirmek ve teslim almak için 2001 yılından beridir; başta BOP projesi ve diğer oyunları tezgahlayanlar; Türk Devleti ve milletinin yumuşak karnı olarak AKP'yi vesile kılmışlarsa şayet; biz muhaliflerin ise aynı anda vermemiz gereken mesaj; "Şunu bilmelisiniz ki; aklını çeldiklerinizden daha nitelikli inanmış ve adanmış Türk milletinin diğer evlatları olarak hiç bir projenize geçit vermeyiz, tezgahınıza gelmeyip; devletimize sahip çıkarız" olmalıdır.
...
Dolayısıyla bu kadim Türk devletinin geleceği sadece ve sadece AKP, yandaşları ve tamamlayıcılarının inisiyatifine terk edilemeyecek kadar hepimize aittir.
...
Meral Hanım'ın bu anlamda hükumetten ziyade devletimize sahip çıkma anlamına gelen destek mesajını "Ne gerek var, ne halleri varsa görsünler" şeklinde eleştirmek sığ bir düşüncenin ürünü olup devleti ciddiye alan, ne demek olduğunu bilen; bu manada tüm değer ve kavramları içselleştirmiş nitelikli yetişmiş Türk aydınına yakışmaz.

Tasarruf ilk önce ''SARAY''da başlamalıdır.

Millet vekillerinin fonksiyonlarını azaltıp, sayılarını artıracaksın; sonra da gelip benden devletin bekası için fedakarlık isteyeceksin öyle mi.
...
Benim fedakarlığım daha ne olacaktı ki. Kişi başına milli gelirimizden payıma düşeni, sadece senin BOP eşbaşkanı olmak gibi egonu okşayan bir hatanın bedeli uğruna 4 milyon Suriyeli ile paylaştım.
...
Bana güvenerek sakın meydan okuyup, şişim çişim şişme. Benden bu kadar. Zaten senin dantel kefenli hazır kıt'aların varken bize iş mi düşer.

...

Vatandaşa deniyor ki "Yastık altındaki altın ve dövizlerinizi bozdurun".
...
Peki sen tasarruf adına ne gibi önlemler aldın muhterem. Saraydan başlamak üzere, "şu şu tasarruf önlemleri alındı" haberlerini duysak fena mı olur.
...
İki de bir muhtarlar toplantısı, AKP Kadın kolları toplantısı, AKP gençlik kolları toplantısı. Nutuk atmaya bahane olsun diye az kaldı; AKP sübyanlar toplantısı da yapılabilir. Her vesile ile o toplantısı, bu toplantısı, şu toplantısı. Bunların hiç birisi icraat toplantısı değil, nutuk için ego tatminine yönelik bahane toplantıları☺️
...
Enflasyonla savaş için vatandaşın birikimini bile bile erimesi pahasına, canavarla savaşa süreceksin ama kendi lüks yaşamından taviz vermeyip, saraya en yakın yere dahi en az elli tane lüks mercedes makam araçları ve tamamlayanları ile gideceksin.
....
Evet, açıklayacağın tasarruf önlemlerini bekliyoruz. Başta Cumhur ittifakının tüm vekillerinin döviz ve altınlarını; banka önünde kuyruk yaparak, bozdurmalarını bekliyoruz.
...
Bu işler; gazozu içip, geğirmeye benzemiyor. Eğer bu ülkenin bir beka sorunu varsa; yapılacak olan fedakarlık önce yöneticilerle başlar.
...
Haydi bire yiğitler, görelim sizleri.

Evangelistler olmasaydı düşmanımız olmayacak mıydı.

Bu millet bir cemaati kırk yıl "Hizmet hareketi" olarak görüp, hatta devlet tarafından da görülmeye teşvik edildiği bir süreçten sonra; "Hizmet Hareketi"nin aslında bir fetö hareketi olduğuna şahit olduktan sonra; mevcut cemaatlerin benzer akıbete doğru sürüklenmemesi için ne gibi önlemler alınmalıdır veya alınmıştır.
...
Evangelistlerin ne yaptıklarından ziyade; ülkemizdeki cemaatlerin veya tarikatların ne yaptıkları çok önemlidir. Cemaat ve tarikatların tehlike arz etmemeleri için sahip oldukları sermayelerin bir şekilde tasfiyeleri sağlanmalı veya kontrol altına alınmalıdır.
...
Evangelistler olmasaydı ülkemiz için dış güçler tehlikesi olmayacak mıydı. Bu coğrafyada var olduğumuz sürece, dış güçler tehlikesi devam edecektir. Bu durum, her zaman için ilelebet ön kabulümüz olarak devam edecektir.

Adam İYİ PARTİ'den istifa ettiği günün ertesinde TV'ye davet edildi.

Adamlar İYİ PARTİ'li olduklarında bir gün dahi TV programlarına çağrılmıyorlarken; istifa edeli daha dün bir, bugün iki; hemen aynı TV'lerden davet almaya ve çıkmaya başladılar.
...
İYİ PARTİ'yi destekleyen Yeniçağ Gazetesinden hiç bir yazar davet görmezken; onun ancak ondabir kadar tirajı olan Ortadoğu Gazetesinden bir yazar da adeta kadrolu eleman olarak çağrılıyor.
...
Bu arada üst akıl mı, Cumhur ittifakı mı veya hangi güçse karar veren; CHP ve soldan kesinlikle çekinmiyor, hatta ondan faydalanarak güç topluyor olmalılar ki; söz konusu TV'lere CHP ve sol tandanslı yazarlar, gazeteciler, kanaat önderleri sürekli çağrılıyor.
...
Buradan çıkardığım sonuç; İYİ PARTİ tamamen orijinal milli bir projesinin eteğe kemiğe bürünmüş halidir. Her vatanseverin bu partiye katkısı olmalıdır.
...
İnşallah kurumsal eksiklik de aşılıp, samimi aidiyetler de oluşunca; o zaman İYİ PARTİ'nin işi çok kolaylaşacaktır. Kadıncağıza yeterince bedel ödettiler, işin o safhası da tamam. Hiç bir dış güce ve kendisi için bilerek oluşturulan herhangi bir konjonktüre de ödeyeceği borcu olmadığından; önü açık, istikbali parlak belki de en rahat partidir. Bugün için elzem olan tek şey; sabır.

Rahmetli Kemal Sunal

Rahmetli Kemal Sunal'ın oynadığı filmlerde sanattan ziyade, hoşça vakit geçirmek için eğlencenin olduğunu aşikar. Sanki yaramaz çocukların sükunetini sağlamak için çekilmiş filmler de diyebiliriz. ''Efendim bu filmler çocuklara çok şey kazandırmıştır'' demek; o da mümkün değil.
...
Eğer filmdeki aynı kareye yedi yaşındaki çocuk ile yetmiş yaşındaki amca yine aynı anda, aynı kahkaha ile gülüyorlarsa; o karede sanattan ziyade basit bir eğlence vurgusunun olduğunu düşünebiliriz.
...
Kemal Sunal'ı; oynadığı filmler dışında, güncel hayatta hiç görmedik, duymadık, bilmedik, hissetmedik. Hiç bir zaman yaşanan olaylara ilişkin duygu, düşünce ve hislerinin ne olduğuna ilişkin ''Sanatçı duyarlılığı''na dayanan ifadeleri ile yorumlamasına şahit olamadık. Belki de bu bir yaşam biçimiydi.
...
Sanatçı dediğimiz insanın toplumun bu kadar dışında bir yaşamı olamazdı veya olmamalı. Oysa ki; her sanatçının, toplumu ilgilendiren türlü türlü yaşanmışlıklar karşısında söyleyebileceği üç beş kelamı olmalıdır; öyle değil mi.
...
Kemal Sunal, az sermaye ile çok iş yapmak isteyen kurnaz iş adamının(Yönetmen, film yapımcısı) verdiği işini iyi yapmış, şansını iyi değerlendirmiş başarılı bir emekçi dir, mesele bundan ibarettir.

Nurettin Veren'in bu açıklaması çok çok önemli.

Akit gazetesi yazarı Nurettin veren, bugün kaleme aldığı yazısında FETÖ ile ilgili verdiği bilgilerin hala ortaya çıkarılmadığını söyledi. Veren, "Benim Genelkurmaya vermiş olduğum kaset bulunduğu halde, yine ortaya çıkarılamaması ve üzeri örtülmek istenmesi, kimleri, hangi bürokratları ve hangi siyasileri korumak için yapılmaktadır?" derken, "Bu kasetin içeriği çözümlenerek, sayın Başkanımıza ve ilgili bakanlıklara bu kaset iletilmedir" diye belirtti.

"Daha önceki yıllarda Genelkurmayda vermiş olduğum FETÖ ile ilgili çok önemli bilgiler olmasına rağmen, 8 saatlik bu görüntülü ifadem 2006'dan 2017 yılına kadar, yani 11 yıl ortaya çıkmadı" diyen Veren, ifade kasetinin Ankara Cumhuriyet Savcılığının adli emanetinde bulunduğunu belirtti.

Veren, "Benim Genelkurmaya vermiş olduğum kaset bulunduğu halde, yine ortaya çıkarılamaması ve üzeri örtülmek istenmesi, kimleri, hangi bürokratları ve hangi siyasileri korumak için yapılmaktadır?" derken, "Bu kasetin içeriği çözümlenerek, sayın Başkanımıza ve ilgili bakanlıklara bu kaset iletilmedir" diye belirtti.

Veren, Genelkurmaydaki kasete el konulmasını isterken, "Kaset yine aynı şekilde yok edilebilir ve üstü örtülebilir. Yeni kurulması gereken Meclis Araştırma Komisyonu, ilk iş olarak bu 11 yıl gizli kalmış olan Genelkurmaydaki kasete el koyarak, pek çok gizli olayları ortaya çıkarabilir" diye ifade etti.
Kaynak; www.haber3.com
...
Not: Meral Hanım için verdiğimiz imzamızın sicil kaydının yapılmasını isteyen muhterem; haydi görelim seni; sözde devletin bekası için sana hayır diyen Türk milliyetçilerine yaptığın iftiralar tarihe kaydedildiği yede dursun; sen yukarıdaki iddiaların gidebildiği yere kadar araştırılmasını ve takibinin de bizatihi tarafınızca yapılacağını kamuoyuna açıklamanızı bekliyoruz.

Mehmet Soral

soralmehmet{a}hotmail.com

×
Yayınımıza abone olun

Sayfamızda yayımlanan yazıları kaçırmamanız için yayınımıza abone olun.
Aboneliğinizi istediğiniz zaman sonlandırabilirsiniz.

Hayallerini küçüklet, yap! Sonra büyükletirsin
Yangın Var! İtfaiye Nerede?

İlgili İletiler

 

 Galeri

 Blog Takvimi

Lütfen takvim görünümü hazırlanırken bekleyin