CUMHUR İTTİFAKI İKİ PARTİ KALSIN İSTİYOR

Evet,
Devlet Bahçeli'nin muradı artık iyice anlaşılmıştır.

Mimarı olduğu tek adamlı iki partili sistemi iyice oturtarak siyasetteki görevini nihayetlendirmek istiyor. Devlet Bahçeli'yi sadece MHP'nin genel başkanı olarak görmek yanıltıcı olabilir. Unutmayalım ki Türkiye' de seçim olmasına ve tarihinin belirlemesine Devlet Bahçeli'nin karar verdiği şeklinde resmi olmayan genel kabul görmüş bir kanaat var.

MHP kurumsal kimliğinin devamından yana hiç bir çabası da yok, inancı da yoktur. Çünkü Türk milliyetçiliğine inanmış ve adanmışlığımız adına AKP'den ısrarla hiç bir talebi olmamıştır. AKP'nin terör ile mücadelesi MHP için takdir edilip, destek görülebilir ama Türk milletine görevinin gereğini yapmak lütuf değildir. AKP hükumeti terörle mücadeleyi iyi yapıyor diye MHP'nin; kuruluşuna meşruiyet kazandıran ilke ve inançlarından taviz vermesini, vaz geçmesini gerektirmez. Öte yandan AKP fetö'yü de devlete yerleştirmişti, buna ne diyeceğiz peki.

Devlet Bahçeli ve Erdoğan eş güdümlü olarak bilerek ve isteyerek kullanmış oldukları öfke ve kin dolu kutuplaşmaya yönelik ortak dilleri ile seçmenin AKP ve CHP etrafında konsolide olmasını isteyerek bunu bir program dahilinde sürdürüyorlar.

Bahçeli, biz Türk milliyetçilerine; ayrıştırmaya yönelik kullandığı dil, sürdürdüğü siyaset ile bir anlamda şunu söylemek istiyor. "Ülkeyi yeni sisteme taşımayı başardım. Bu sistem, yapısı gereği ikiden fazla partiyi kaldırmıyor. Artık seçmen bu sistemin işlemesi ve yapısı gereği iki parti etrafında konsolide olmak durumundadır. MHP başta olmak üzere buçuk veya yarım partilere ihtiyaç kalmamış olup, sisteme ayak bağı olmaktadırlar. Dolaysıyla, MHP bu anlamda misyonunu tamamlamıştır. Artık kendisini Türk milliyetçisi olarak tanımlayanlar bu iki parti arasında tercihlerini yapmak durumundadırlar; AKP ve CHP". Yani bir anlamda Devlet Bahçeli'nin yeni sistem için MHP'yi feda etmeyi göze aldığını görüyoruz.

Devlet Bahçeli, Türk milliyetçileri üzerine planlanmış proje dahilinde seçilmiş bir dili özenerek ve dikkatlice kullanıyor ki; kendisine muhalif Türk milliyetçilerini, İYİ PARTİ'yi bile degil sanki CHP'yi tercihe zorluyor. Yani bizlerin AKP karşıtlığımızı sürekli tahrik edilerek tercihimiz CHP üzerine konsolide etmek isteniyor ki; sistemin diğer kutbu CHP üzerinde inşası tamamlasın diye.

Peki öyleyse cumhur ittifakı niçin ısrarla CHP düşmanlığı yapıyor. Çünkü CHP'yi mağdur ederek muhalefetin onun üzerinde konsolide olmasını istiyorlar. Bunu başaramazlarsa getirdikleri yeni sistemin onlara göre bir anlamı kalmayacaktır. Onlar için öncelik hangi partinin iktidar olacağından ziyade yeni sistemin kalıcılığını sonra da Erdoğan'nın cumhurbaşkanlığında AKP iktidarının devamını sağlamaktır.

İYİ PARTI'yi bu sistemin baş belası olarak görüyorlar. MHP'nin siyasi olarak her türlü inisiyatifi Devlet Bahçeli'nın kontrolünde. Burada sorun yok ama gelin görün ki; aynı pınardan akan tüm suları sadece kendi bağlarına akıtamıyorlar, Türk milliyetçilerinin projesi olan bir İYİ PARTİ gerçeği var. İYİ PARTİ onlar açsından bütün planları alt üst etmiş baş belası.

Bu arada Meral Hanım için açılan ama bir türlü mahkemesi yapılmayan fetö soruşturmasının niçin açılmış olabileceğine dair sizleri düşünmeye davet ediyorum. Benim düşüncem; Türk milletinin İYİ PARTI'ye teveccühüne mani olamamaları durumunda devreye sokulacak bir soruşturma olduğunu düşünüyorum.


3 Mayıs Türkçülük Anısına
Sosyolog Prof. Dr. Orhan Türkdoğan diyor ki;"1520'lerden itibaren Osmanlı'da Türklük bilinci göz önüne alınmamış, terk edilmiştir"
Onun içindir ki; etnik özürlü birileri Türklük bilinci ile kurulmuş TC Devleti'ne ve onun Türk milliyetçisi önderi Atatürk'e her vesile ile kin ve öfkelerini kusarak "İlle de Osmanlı" deyip tutturuyorlar. Devletin dönüşümünü de Osmanlıcılık hayali üzerinden götürüyorlar.
Çünkü bu etnik özürlülerin her birisi tek tek Osmanlı sosyolojisinde kendilerini buluyorlar da ondan. Nasıl bulmasınlar ki; Türklerin kurduğu bir devletin tebaasından birileri Türk'e "Etrak-i bî-idrak" (Akılsız Türk) diyor ancak Türklük şuuru ile refleks gösterip "Ne diyon lan sen" diyen bir devlet refleksi gösterilmiyor.

Ümmet bilinci o kadar ağır basmış ki; millet bilincini asilime etmiş, teslim almış ve Türk'e kalan sadece aşağılanma olmuş.
TC Devletini 15 Temmuz ihanet sürecine taşıyan da ümmet bilincinin her daim destek görmesi, yaygınlaştırılması; millet bilincinin de her daim örselenmesi ile olmuştur. Aşağı yukarı ülkemizdeki tüm tarikatlar "Siyasallaşmış ümmet" kundağında ete kemiğe bürünmüşlerdir; fetö de.
Dikkat edilecek olursa "Siyasal ümmetçilik" adına her türlü atraksiyonlar kendi mecrasında bir şekilde yolunu bulurken, dışarıdan destek alıp siyasal güç haline gelirken buna mukabil Türk milliyetçiliğinin her türlü gelişme ve güçlenmesi karşısında tepesine öyle veya böyle bir şekilde balyoz indirilip, operasyon yapılmıştır.

Artık Türk gençliğine her yıl Türklük şuurunun kalplere nakşedildiği "Erciyas Kurultayı" yapılmıyorsa, yine banisinin Başbuğ Alparslan Türkeş'in olduğu her yıl düzenlenen geleneksel "Antalya Türk ve Akraba Toplulukları Kurultayı" yapılmıyorsa; bunun nedenine Türklük bilincinin oluşması ve gelişmesine yapılan bir operasyon demeyeceğiz de ne diyeceğiz peki.

İşte onun içindir ki özgür düşünceli demokrat Türk milliyetçileri biraz da sivilleşerek inisiyatif alanlarını genişletme yoluna gitmişlerdir. Türk milliyetçiliğinin bir siyasi partisinin olmasından ziyade toplum ve devlet içindeki sosyolojisinin güçlü olması gerekliliğinin daha önemli olduğunu idrak edilmiş olup bu minvalde istişarelerin yapıldığını duyuyor, görüyoruz.

Aynı dine inanmış insanların birlikteliği ile "Siyasallaşmış ümmetçilik"in aynı şey olmadığını da belirtmiş olayım ki; şimdi birileri çıkıp "Sen İslam'a karşı mısın" demesinler.


Bize ulaştırılamayan maskeler ABD ve PKK/PYD'ye ulaştırıldı
82 milyon insanımızı; PKK/PYD'ye 30 bin tır dolusu silah ve mühimmat verdi diye haklı olarak ABD'ye küfrettireceksin; sonra kendi insanına temin edemediğin maskeleri paketleyip paketleyip ABD'ye göndereceksin onlar da PKK/PYD'ye gönderecekler öyle mi.

Bunların siyasi ahlak ve mantalitesi hep böyle olmuştur. Rahmetli Kamer genç mecliste "Fethullah Gülen paralel yapılanması"nı kendilerine hatırlattığında; "Muhterem Hoca efendiye iftira atamazsın" diyerek üzerine yürüyüp, linç etmek istemişlerdi. Şimdi de gene aynı insanlar küfür ediyorlar. Ettikleri küfür devletin bekasına kastedildiğinden değil, kendi siyasal muratlarının sekteye uğratılması ve güç paylaşımını paylaşamamış olmalarındandı.

Övgü ve sövgüde, takdir ve eleştiride, vefa ve düşmanlıkta bu kadar çelişkileri ilkel Afrika kabilelerinde bile görmek mümkün değil. Onların bile sabit ilke ve kuralları olup sadakatlerinde çelişkiler görülmez.
Siz ABD'nin bütün pisliklerini unutup, onlara yalakalığa hatta övmeye devam edebilirsiniz ama ben onlara gene sövmeye devam edeceğim.
ABD'ye gönderilen paketlerin üzerinde yazılmış olan ancak sadece yazanın ve alıcısının okuyabildiği bir cümle var "Beni sen getirdin, sen sahip çıkacaksın"


''Kabataş yalancısı'' olduğunuz için size hiç inanmıyoruz
Yönetim zafiyetlerini perdelemek ve seçim kazanmak için meşhur "Kabataş yalanı"nın senaryosunda; üstleri çıplak, altları deri pantolonlu yetmiş erkeği kucağında bebeği olan başörtülü masum bir kadının üzerine işetebilme cür'etine yeltenenlerin, düzmece belgelerle Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının savcısı olanların kamuoyuna sundukları bilgilerin doğruluğuna dair şüphelerimiz her daim olacaktır.

Bu meşhur "Kabataş Yalanı"nı bugün de yaptığınız gibi "Ne pahasına olursa kazanmak" duygusu ile kin ve öfkeniz üzerine sos yaparak seçim meydanlarında tekrarlaya tekrarlaya insanları tahrik ettiğiniz gibi bugün de kin ve öfke dili ile oy konsolidasyonu peşindesiniz.

Efendim koronaviruüs ile ilgili sayısal veriler veriyormuşsunuz, bizler de inanmıyormuşuz. Sonra devamında "Verilere inanmamak hainliktir" diyorsunuz. Ben de derim ki; yetmiş erkeği, kucağında bebeği olan masun başörtülü bir kadının üzerine işetmek ne kadar ahlakiydi peki. Siz niçin bu aşağılık davranış biçimini Türk-İslam töresine yakıştırma gibi bir hainliği göze alabildiniz.

Dilde, edep ve adapta ahlaki sorunları olanlar başkalarının hainliğinden belki söz edebilirler. Ancak bunu, kendilerine biat etmiş, azadlığı kabul etmeyen iflah olmaz kölelerine inandirabilirler, başkalarına asla.


Türk milliyetçileri olarak artık ''Kendimiz'' olmamız lazım
Cumhuriyet tarihinde nitelikli ve aksiyoner bir neslin yetişmesine vesile olan Türk milliyetçiliği hareketini; geçmişi ihanetlerle dolu bugün de devam eden sünepe sağ siyasete sığıntı yapanlara karşı verilen mücadelenin içinde olmak gibi bir ayrıcalığın keyfini yaşıyorum.
Sağ zihniyet, Türk milliyetçiliğinin her zaman dinamizminden yararlanmış ama Türk milliyetçiliğine hiç bir şey vermemiş, hatta kendisine sığıntı yapmıştır.

Türk milliyetçileri özellikle cumhuriyet tarihindeki bu kısır döngünün defterini dürmek zorundadır. Bunun için onlarla aynı safta namaz kılmamamız gerekiyorsa onu da yapalım ama her şeyden önce "Kendimiz" olmalıyız.

Yahu ekiyoruz, biçiyoruz sonra sağdan birisi geliyor tüm emeğimizi ona teslim ediyoruz, sonra da bir köşeye sinip merhameti yine kendi emeğimizi teslim ettiklerimizden dileniyoruz. Aklımızı başımıza devşirmek için Daha ne kadar itilip katılmamız lazım.


Mehmet Soral
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

×
Yayınımıza abone olun

Sayfamızda yayımlanan yazıları kaçırmamanız için yayınımıza abone olun.
Aboneliğinizi istediğiniz zaman sonlandırabilirsiniz.

HANİ DİYORUM
1970 li Yıllarda Türk Gençliğini Harcayan Sağ- Sol...

İlgili İletiler

 

 Galeri

 Blog Takvimi

Lütfen takvim görünümü hazırlanırken bekleyin