Mehmet Alp'in Defteri

TOPLUMSAL UÇURUM

Millet olarak inanılmaz bölünmüş durumdayız.

80 öncesi çocukluğumdan hatırladığım ve daha evvelini okuduğum kadarıyla Türk Milleti Cumhuriyet tarihinde bu kadar büyük bir toplumsal kırılma yaşamamıştır.

Örneğin 80 öncesinde durum daha ziyade siyasiydi. Dünyada yaşanan soğuk savaş gölgesini Türkiye'ye de düşürmüş, üniversite gençliği arasında başlayan fikiri ayrılık siyasi boyut almış ve maalesef şiddet eylemlerine dönüşmüştü.

Bugün durum daha farklı.

Millet olarak aynı değer yargılarına sahip değiliz.

Bayramlarımızı beraber kutlayıp, beraber gülemiyoruz ve matemde beraber ağlayıp beraber üzülemiyoruz.

Bu durumun bir milletin başına gelebilecek en büyük facialardan biri olduğu kanaatindeyim.

Dün milletimize ve vatanımıza karşı bir terör eylemi gerçekleşti.
Bu eylem bizim devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin topraklarında Türk vatandaşlarına karşı gerçekleşen bir şerefsiz saldırı.
Bu eylemlerde hayatını kaybeden Türk vatandaşı.

Buna rağmen bazılarımız eylemin yılbaşı kutlamasında esnasında olduğu için bu adi saldırıyı lanetlemektense adeta olaya bir nevi 'ahlaki(!)' meşruiyet kazandıran tutum içindeler.

Dünyanın güneş etrafında dönüp tekrar ölçülmeye başlandığı aynı noktaya geri gelmiş olması aslında benim çok umursadığım bir hadise değil.
Her ne kadar profesyonel şirketlerin yaptığı havai fişek gösterilerini beğeni ile izlesem de, havai fişek alıp fitilini ateşe verip havada patlamasından zevk alan bir insan da değilim. Bu işi şuursuzca yapılması ve özellikle abartılması bana rahatsızlık veriyor.
Gençliğimde disko, bar gezmişliğim yokken bu yaşımdan sonra yemediğim otu yiyip başımı ağrıtmaya da lüzum görmüyorum.

Ve evet, bildiğim kadarı ile 1000'den fazla şehitle, akla almakta zorlandığım kadar çok terör saldırısıyla ve askerlerim Suriye'de savaşırken vur patlasın çal oynasın bir eğlenceyi ben de doğru bulmuyorum!

Buna rağmen dünkü terör saldırısı ardından 'Oh olmuş' gibi yorumları okuyunca midem bulanıyor.

Özellikle bu gerekçeleri öne sürerek akılları sıra müslümanlık, milliyetçilik, muhafazakarlık veya artık kendilerini ne olarak tanımlarlarsa tanımlayan kesimin belki yılbaşı değil ama başka vesilelerde sergiledikleri hayat tarzını göz önünde bulundurduğumda riyakarlıklarını daha iyi görebiliyorum.

Çünkü bu zihniyet 'gavur adeti olan' yılbaşını, yani gregoryan takvimine göre tarih değişimini reddediyor ama 20 Ramazan'da olan dini bir tarihi hadisenin yıl dönümünü aynı takvimde sabitliyor.

Yılbaşında 'O kadar aç varken havai fişek patlatarak israf haramdır' diyebiliyor ama kızının veya oğlunun düğününde gelinle damadın havai fişekler patlarken ilk dansını yapmasını yadırgamıyor.

Bu zihniyet disko ve bara gitmez. Gidenleri gavur olarak görür ama 'Türbanlı DJ bacılar(!)', veya rapci ilahi gurupları bu zihniyetin bağrından çıkar.

Bu 'Osmanlı Torunları' Sultan Abdülaziz'in 'Valze Davet'ini hiç duymamıştır, ama valz yapan liseli gençleri yadırgar (Hayır efendim, ben bazı CHP Milletvekilleri gibi Cumhuriyetin değerlerinin valz yaparak korunacağına inanmıyorum, bu da başka bir konu). Ve en geç bu zihniyete ait türbanlı, karnı burnunda bir kadının bir düğün, nişan veya başka bir benzeri vesilede 'Garıya bah garıya, şalvar inmiş yarıya' sözlü oyun havasında nasıl cısdak cısdak göbek attığını gördüğünüzde (Hayır efendim, mübalağa değil, bizzat şahit oldum) toplumsal yozlaşmanın doruk yaptığını anlarsınız.

Belki de en vahimi, bu zihniyet yılbaşısına karşı olan tutumlarına şehitlerimizi bahane gösterir ama diğer yandan da TV'de şehit cenazesi haberi esnasında 'Tüm şehitlerimizin hayratına' diye orta boy Yasin-i Şerifi 3 TL'den pazarlamayı da unutmaz! Ve eline fırsat geçtiğinde Boğaz Köprüsünde o şehitlerimizin silah arkadaşlarını da kayışla döver!

Ama sorarsan herkesten daha dindarlardır, milliyetçidir, örfümüze adetimize bağlılardır, vesaire, vesaire…

Yani uzun lafın kısası, yılbaşını gidip Reina'da kutlamak benim benimsediğim bir hayat tarzı değil.

Ama ülkemizde bize karşı gerçekleşmiş bir terör saldırısın 'Benim gibi yaşamayanlara mübahtır' zihniyeti ile adeta meşrulaştıranlar, evvela kendilerinin ne kadar farklı olduğunu samimi bir şekilde sorgulasınlar lütfen.
Dünkü terör saldırısı 'laiklere' yapılmadı, Türkiye'ye karşı yapıldı!

Bireysel yaşam alanımızda kişisel değer yargılarımız doğrultusunda hayatımızı istediğimiz şekilde yaşamamız ancak Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik hukuk devleti vasıflarına sahip olması ile mümkün.

Özellikle son 15 yılda bu devlet fazlası ile zarar gördü ve üstünde durduğu temeller çökertilmeye çalışılıyor.
Herkes aklını başına alsın!

Yılbaşını kutlayanla kutlamayanla beraber yaşayabileceğimiz başka vatan yok!

SİYASAL ve TOPLUMSAL SORUMLULUK
Yeni Yıl

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış