tahtapod.com | Blog

Yeni Bir Fikir - Dost A.Ş.

" Bütün varlığını dünyaya ilan etmeden yaşamanın seni sınırlayacağını düşünüyorsun, biliyorum. Yalnızca insanlara gösterilebilir şeyler yaşamaya çalışıyorsun artık; kendin için değil başkaları için yaşıyorsun tecrübelerini. Yalnız olmaktan korktuğunu biliyorum. Ama bu acınacak hâlimizi değiştirmiyor: Sonuçta hep yalnızız; ve daha önemlisi, asla yalnız değiliz." Bu paragraf, Dost A.Ş.'nin karakterlerinden birine âid. Dost A.Ş., İsmâil Biçer'in ikinci romanı. Daha önce 2016'da Düş Cambazı adlı bir roman kaleme almış. Henüz onu okumadığım için bir şey diyemem ama internetten arka kapak yazısına bakınca ilgimi çektiğini ve Dost A.Ş.'deki gördüğüm tarz ile yakın olduğunu söyleyebilirim. Dost A.Ş....
Devamını okuyun
  0 yorum

Güvercinköy

​Herşeyden önce bir merhaba demek istiyorum, öyle ki uzun zamandır yazmıyor hatta siyaset koşturmacasından okumuyordum da ...

24 Haziran sonrası okumaya verdim kendimi, yazmak için bir fırsat kolluyordum ki Oğuzhan Saygılı hocam Ahmet Turan Tiryaki beğin 'Güvercinköy' adlı kitabını değerlendirme yazısı karşılığında hediye edince işte dedim yazmak için bir fırsat. Bu fırsattan laf açılmışken Oğuzhan hoca ve arkadaşları TÜRKAV GAZİANTEP adına Facebook üzerinden her hafta kitap bağışı yapıyor. İyi bir istatistik ve özenle yaptıkları bu muazzam işi takip etmenizi öneririm... https://www.facebook.com/GaziantepTURKAV/posts/2274333456129537 

...

Güvercinköy'ü okurken her hikaye de hikayenin kendisi oluyordum. Regrette Rien'ı okurken Paris'te içilen çayın ortağı, şarkının hikayesinin dertdaşı oldum. 

...

Cemil beyin, Saide hanıma:

"Saide,sana biraz tanbur çalayım mı ?

Devamını okuyun
  0 yorum

BAŞKA BİR ZAMANIN ÖYKÜSÜ

baskazamanda

"Başka bir adla, başka bir zamanda olsaydım eğer, dağlarda durmadan koşan deli taylar olmak isterdim. Zamanın bu hoyrat akışında, insanın ciğerine işleyen ayaz olmak isterdim. Belki adımı da "ayaz" koyarlardı. Bozkır ayarlarımın altından su gibi aksaydı, kuru ayaz yelelerimi tarasaydı… Bir de sen olsaydın yanımda.

Devamını okuyun
  0 yorum

MILLET KIRAATHANESI 2

"Hazırlanan bir rapora göre bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. DES'in "düşünce kuruluşu" DESAM tarafından hazırlanan "Eğitim ve Kültür Politikalarının Gençlik Üzerindeki Yansımaları" konulu rapora göre Türk halkı, kitap okumaya yılda bulunuyor. Japonya'da toplumun yüzde 14'ü Amerika'da yüzde 12'si İngiltere ve Fransa'da yüzde 21'i düzenli kitap okurken, Türkiye'de yalnızca binde 1 kişi kitap okuyor. Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. -TÜRKİYE'DE BİN 152 KÜTÜPHANE BULUNUYOR-" Ülkemizin durumu b...
Devamını okuyun
  0 yorum

SEKÜLER MİLLİYETÇİNİN EL KİTABI​

SEKÜLER MİLLİYETÇİNİN EL KİTABI​
Türk milliyetçileri için bir kutup yıldızı niteliğindeki MHP'nin, bizzat kendi yöneticileri tarafından AKP ampülü etrafında pervane olmuş bir uydu particik haline getirilmesi sürecini yaşayarak gördük ki; Türk milliyetçiliği fikrinin, kahraman bekleyen, yahut elinde bir fenerle Diogenes misali adam arayan değil, nitelikli kadrolar yetiştirip, müreffeh Türkiye'yi inşa eden yeni bir anlayışla tekamül etme zarureti hasıl olmuştur. "Eski Turancılar"ın kültürel iklimini miras almış fakat "onlar gibi olmayan" yeni bir milliyetçilik versiyonu gereklidir bize. Sentezcilikten arınmış, memleket ve Dünya'da olup bitene hakim, Türk dünyası ile köprüler kurabilecek kabiliyet ve birikimi olan, çağın gerek...
Devamını okuyun
  0 yorum

OKUR musunuz?

​ Kitap okur musunuz? Evet evet size sordum. "Kitap okur musunuz?" İsterseniz sorumu biraz daha açayım sizler benimle aynı ülküde buluşan arkadaşlar ülkücüler, Türkçüler, Turancılar "kitap okur musunuz?" Hemen öyle tabi ki demeyin. Okumuyoruz kardeşim bal gibi de okumuyoruz. Neden diye soracak olursanız, anlatayım dinleyin. Geçen cumartesi evde oturuyor kitap okuyor çay içiyordum. Sonra aklıma geldi birden elimde ki okuduğum kitap (Geçitteki Ülke) bitince serinin devamı niteliğinde ki kitap olan Darağacı ben de olmadığı için hem bir gezmiş olurum hem kitabı alır gelirim niyetiyle evden çıktım. Oturduğum civarda bir tane kitapçı var, o da bugün kapalıdır. Arada bir ona uğruyorum ikinci e...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Numan Ateş @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

SAVAŞÇININ DOKUZ İLKESİ NEDİR?

Tarihteki savaşları incelemek suretiyle ortaya çıkan dokuz prensip vardır. Zaferle sonuçlanan savaşlar genellikle bu dokuz prensibin uygulanmasından çıkar. Türk ve dünya tarihinde zaferle sonuçlanan savaşlarda çoğunlukla bunlar uygulanmıştır. Bu, zaten uygulanan, prensipleri ilk formülleştiren kişi ünlü İngiliz stratejist J.F.C. Fuller'dir. Bu prensipler: Hedef, Saldırı, Güvenlik, Manevra, Sıklet Merkezi, Kuvvet Tasarrufu, Basitlik, Emir-komuta ve Baskın prensipleridir. Amerikan ordusu ve Türk ordusu başta olmak üzere, çoğu NATO ordusunda bu prensipler kullanılır. Bazı ordular bu prensipleri yeni bir prensip ekleyerek veya çıkararak kullanırlar; ama çoğu ülkenin ordusunda, bir-iki eksik veya fazla bu prensipler kullanılır. Savaşlarda bu prensipler kullanılmıştır ve genel mânâda bir savaş bu prensipler ışığında analiz edilir.

Bu prensipleri, stratejik kurallarla veya manevralarla karıştırmamak gerekir. Genelden spesifik olana gidersek sıralama şöyle yapılabilir. Prensipler – Stratejiler – Manevralar – Taktikler. Bu dokuz prensip veya başlıkta yazdığımız gibi bu dokuz ilke, zafer için genel çerçeveyi belirler. Düzlemi oluşturur. Bu prensipleri tarih boyunca ordular kullanmışlardır ama ilk sistem haline getiren Fuller'dir. Yani prensipleri bulan ben değilim. Bununla birlikte, kitapta prensiplerin alt kuralları olarak yazdığım kurallar yaklaşık 15-20 yıllık savaş sanatı ve askerî tarih okumalarımdan çıkardığım kurallardır. Daha doğrusu, Fuller'in prensipleri bir sistem haline getirmesi gibi, zaten kullanılan bu alt kuralları da ben bir sistem haline getirdim.

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Mete Aksoy @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler'in İçindekiler bölümü

Bu kitapta acaba nelerden söz ediliyor diye merak edenler için... Kitabın "Söz Başı" bölümü de 
http://bilimdili.com/toplum/aptallar-ve-diktatorler/
bağlantısından okunabilir. 

Devamını okuyun
  0 yorum

POZİTİF BİLİMLERİN FELSEFEYE YANSIMASINDA İKİ İSİM BİR KİTAP: MİLLET VE MİLLİYETÇİLİK / İSKENDER ÖKSÜZ & MİLAY KÖKTÜRK

"Dünyada iki tür nitelik vardır: verimlilik ve verimsizlik…
Ve iki tür insan vardır: verimli ve verimsiz…"

George Bernard SHAW

İnsan doğası gereği hayat bulduğu yeri ve zamanla da ötesini hep merak edegelmiştir. Evrende neler olup bittiğini, bunların içerdiği olayların ne olduğunu bilmek ve anlamak istemiştir. Sıradan insan, doğası gereği günlük yaşamını idame ettirecek ölçüde bilme ve anlama isteği içindedir. Bu faaliyet, çevresel ve içsel olabilir. Ancak insan, eğer bütün bunların üzerine bir de belirli konuların belirli amaçlara yönelik olarak uygun yöntemlerle sistematik şekilde ele alırsa ortaya faklı disiplinler çıkar. Bu amaca hizmet eden disiplinlerin tümüne kısa yoldan "(pozitif) bilim" denilebilir ve bilime ait disiplinlerin temelinde bir felsefe bulunmaktadır.

Devamını okuyun
  0 yorum

GALLEMİT’TEN BİZE KALAN

​ Bir kitap okuyup, hakkında yazacaksanız kuraldır; ilk olarak yazar hakkında bilgi verirsiniz. "Servet Somuncuoğlu Kimdir?" sorusunu cevaplamak yerine "Servet Hoca'mız bizim için kimdir?" sorusuna cevap vermeyi yeğlerim. Servet Hoca Türkiye'nin az yetişen, nadir bulunan cevherlerinden biridir. Akademik alana -türlü sebeplerden- çok fazla tesir edememişse de kafasına Türkoloji fikrini  koyan gençlerin üzerinde ciddi anlamda tesir etmeyi başarmış -inkâr edenlere rağmen- bir bilim insanıdır. Slogan atmaktan ve övünmekten çok daha fazlasını yapmış, fikir dünyasını ete kemiğe büründürmüş ve Türk milletine armağan etmiştir. Yıllarca Türkoloji'ye hizmet eden önemli işler yaptı Servet Hoca. Pr...
Devamını okuyun
  0 yorum