tahtapod.com | Blog

SAĞ İKTİDARIN KÜLTÜRLE ARASI AÇIKTIR

Bu memleket en az iki asırdır bitmeyen krizlerin içindedir. Biz bunun daha çok siyasi tarafları ve sonuçlarıyla ilgiliyiz. Hâlbuki işin esası kültür çalkalanmalarıdır. Neye değer verirseniz onunla ölçülürsünüz. Bizim tasavvuf erbâbı, bunu şâhâne bir formülle söylemiştir: " Talebin ne ise sen osun! " Bana öyle gelir ki insan ve toplulukların psikolojik şifreleri bu sözdedir. Fertten çevreye genişleyerek bütün ilişkilerimiz, tutum ve davranışlarımız da bunun içindedir. Ekonominin arz-talep kanunlarına varıncaya kadar. "Talebin ne ise sen osun!", güçlü bir kültürün hükmüdür. Öyle kolayına verilmez. Kökü yüzyıllar ötesine uzanır. Çünkü insanın talebi, içinde yaşadığı çevrenin tarihinden bağımsız...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© A. Yağmur Tunalı @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

19 Mayıs !

Tereddüt göstermedi O, biz de göstermedik ! O'nun önderliğin de kanımızı feda ettik, bundan dolayı Sakarya savaşını O kan deryası olarak andı !.. ​Çanakkale kahramanıydı, padişahın da fahri yaveriydi... Anadolu'daki Türk'leri Rum ve Ermeni kökenli hristiyanlara yaptıkları iddia edilen zülme karşı durdurmak için Başmüfettiş olarak gitti Samsun'a. İtilaf devletleri isyan istemiyordu, İstanbul'a gereğini söylemişti, onlar da Mustafa Kemâl'i göndermişti. Anadolu'daki Türk'leri yatıştıracak, İtilaf devletlerine isyan etmemelerini sağlayacak, İstanbul'u rahatlatacaktı !  İşin sonunda İstanbul'u rahatlattı ama saraydakileri rahatsız etti.  Çıktı Samsun'a, millet şaşkındı neler olacağını b...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ahmet Yekta @ tahtapod.com | Tüm hakları saklıdır

  0 yorum

Bir Selam Yolla

Bu yazıyı tan vaktinde yazıyorum. Sabaha karşı tekrardan anladım, bunlar makam mevki sahibi oldukça uykular haram bana. Yine birbirinden iğrenç yalanlar, iftiralar patır patır dökülüyor dillerinden. Böyle zamanlarda benim en kadim dert ortağım Âşık Veysel'dir. Kulaklığımı taktım Âşık Veysel'i dinliyorum. Âşık Veysel "Atatürk'e ağıt" yakıyor. ( Bu zamanda yaşasaydı Atatürk'e değil bize ağıt yakardı. ) "Atatürk'ün eserleri Söylenecek bundan geri Bütün dünyanın her yeri Ah çekti vatan ağladı" Türküsünde, Atatürk'ün, birer birer sattığımız eserlerinden bahsediyor. Âşık Veysel ötelerden görüyor mudur acaba, elimizde kalan son eserini de halk oylamasına sunduğumuzu?! Anası koyun gütmeden gelirken ...
Devamını okuyun
  0 yorum

​TÜRK MİLLİYETÇİLERİ HAYIR DİYOR... BİR FİKİR MÜDAAFASI

Yarın Ankara Yenimahalle, Nazım Hikmet salonunda gerçekleşecek "Türk milliyetçileri HAYIR diyor" buluşması bence siyasi tarihimiz açısından önemli bir mihenk taşı olacaktır. Bu buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen herkesi kutluyor, tebrik ve takdirlerimi arz ediyorum. Kendimce bu buluşmanın daha verimli ve kapsayıcı olabilmesi için bazı hususlara dikkat edilmesini gerekli görüyorum. Öncelikle, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu milliyetçilerin dayanışma, birlik, beraberlik duygu ve görüntüsünün verilmesi çok önemlidir. Bu amaçla salonda kişi ve olaylara atfen tezahüratın yapılması son derece yanlış olacaktır. Tertip komitesinin bu noktada önlem alacağına ve gereken uyarıları yapacağına eminim. Y...
Devamını okuyun
  0 yorum

1923 RUHU

Bugün birilerinin 1923 ruhu ile olmaz dedikleri, adları asla yanyana gelemeyecek olanlar tarafından, onların yolundan gittiğini savunanların suskunluğu sayes...

"Uçurum kenarında yıkık bir ülke, türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar, yıllarca süren savaş. Ondan sonra, içeri de ve dışarı da saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler. İşte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi..." 

Diye anlatıyor Gâzi paşa 1923 ruhunu. 

1919'da ilk iş olarak kendi devletlerini yönetenlere(yönetemeyenlere) başkaldırarak başladılar işe. Rütbeleri söküldü, ordudan atıldılar, başlarına ödül biçildi. Tereddüt etmediler, aldırmadılar, yorulmadılar, ardlarına bakmadan millete umut oldu, gaye aşıladılar. 

Kim mi onlar ? 

Bugün birilerinin 1923 ruhu ile olmaz dedikleri, adları asla yanyana gelemeyecek olanlar tarafından, onların yolundan gittiğini savunanların suskunluğu sayesinde incitilen ulu ruhlar... 

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Ahmet Yekta @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

EFENDİLER, YARIN CUMHURİYETİ YIKACAĞIZ!...

Ya biliyorum, bu iş böyle olmamalıydı ama olmayacak duaya da amin denmez.

Belki bazılarımızın zoruna gidecek, ama itiraf edelim artık, Cumhuriyet bize bir değil, en az iki kalıp büyük geldi. Onun için daha fazla uğraşmaya, cebelleşmeye, zorlamaya gerek yok.

Yıkalım gitsin!

Hem, kabul edelim artık;
Bize göre değil Cumhuriyet.

Ne gerek var kardeşim, yok bağımsızlıkmış, yok egemenlikmiş, yok istiklalmiş…

Devamını okuyun
  1 yorum

Cumhuriyetin Getirdikleri ve Götürdükleri Üzerine

Fernand Braudel, "Tek bir tarih ve tek bir tarih metodu yoktur. Tarih kendi içinde görece esnek ve çok seslidir." Cümlesi ile olması gereken öğretici ve ders alınan tarih anlatısının ana hatlarını çizmiştir. Özellikle bizim ülkemizde tarih, geleceğe not düşmek amacından uzakta gündelik çıkarları şekillendirmek amacıyla kullanılan bir enstrümandır.

Tarih de mutlak doğru aramak yersizdir. Yaşanmış her olay dönemin şartlarına kısa, orta ve uzun vadeli siyasi hedeflere göre ele alınmalıdır. Mustafa Kemal'in Zübeyde Hanım'ın yaşadığı gayri meşru bir ilişkiden olduğunu söylemek yahut resmi tarih öğretisi doğrultusunda II. Abdülhamid Han'ı yahut bütünüyle İttihat ve Terakki'yi kötü/yok saymak her anlamda sakat temeller üzerine bina edilen konulardır.

Maalesef ülkemizde ideolojik kalıplara sıkışmış insanlar tarih bölücülüğü yapmaktadırlar. Kimi Türk tarihini Osmanlı temelli alıyor, kimi Karahanlılar devletinden itibaren alıyor vs. Türk tarihini bütünlüyle benimseyen Göktürklerden Türkiye Cumhuriyetine kadar kurulmuş tüm devletleri doğru ve yanlışlarıyla kabul eden bilinçli, ahlaklı ve yüksek eğitimli bir halk tabakamız henüz oluşmadı ve oluşacak gibi de durmuyor.

Hal böyle olunca yüz yıllık bir geçmişe sahip Lozan anlaşması güncelliğini koruyor ve yeni yorumlarla tazelenip temcit pilavı gibi sürekli önümüze sürülüyor. Tarih bilgisi olmayan, ahlak ve bilinç eksikliği bulunan elitist avam gündelik siyasi gündemler oluşturma çabası ile Lozan gibi konuları kullanarak topluma mesaj vermek gibi yapay bir eyleme başvurarak üretken rolünü oynuyorlar.

Devamını okuyun
  0 yorum

GÖNÜLLÜ KULLUK ÜZERİNE SÖYLEV

Kendi kendini kul yapan, kendi boğazını kesen halk…

16'ncı yüzyılda Montaigne, "Kanımca, La Boetie çağımızın en büyük insanıdır" demişti Etienne de La Boetie için. La Boetie küçücük, incecik bir kitap yazmıştı ama söyledikleri asırlar sonra anlamını buldu. Kitabın adı GÖNÜLLÜ KULLUK ÜZERİNE SÖYLEV'di.

"... Eğer siz vermediyseniz, sizi gözetlediği bu kadar çok gözü nereden buldu? Eğer sizden almadıysa, nasıl oluyor da sizleri dövdüğü bu kadar çok eli olabiliyor? (…) Kulluk etmemeye karar verdiğiniz an özgürsünüz demektir. Onu itmenizi ya da dengesini bozmanızı istemiyorum. Fakat, yalnızca, onu desteklemeyin! İşte o zaman, onun altından kaidesi çekilmiş bir Colosse (Rodos'taki koca Apollon Heykeli) gibi tüm ağırlığıyla düşüp parçalandığını göreceksiniz. Kendi kendini kul yapan, kendi boğazını kesen halk…"

Rivayet odur ki, La Boetie bunları henüz ergen bir genç iken yazmıştır. Kaç yaşında yazdığı önemli değil ama yaşadığı çağda mezhep savaşları son hız gidiyor, köylüler silkiniyor ve genç burjuvalar oldukça rahatsızlık duyuyordu. Gönüllü Kulluğu sürdürenler yaklaşık ikiyüz yıl kadar dayanmış, toprak ağaları ve aristokratlar direnebildiği kadar direnmişti, ama sonra 1789'da monarşi yıkılmış ve cumhuriyetin bir erdem olduğunda karar kılınmıştı.

Devamını okuyun
  0 yorum