KAZANACAKSIN

Yaşıtlarından daha olgun bir çocuktu. Bu sebepten olsa gerek en yakın arkadaşı babası Ali Rıza Efendiydi. Ali Rıza Efendi ona beşiğini düşürerek ölümüne yol açtığı ve içinde hep bir yara olarak taşıdığı kardeşinin ismini vermişti. Oğlu Mustafa'da hem evlat sevgisini yaşıyor, hemde kardeşine olan özlemini gidermeye çalışıyordu. Mustafa'da pek memnundu bu durumdan. Mutluydular… Lakin bu mutluluk uzun sürmedi. Mustafa çocuk yaşta babasını kaybetti.

İmam okulunda yediği falaka onun askeri okula gitmesine vesile olmuştu. İstediği de buydu. Asker olmak istiyordu. Fakat okula yazılmak mevzun olmak için yeterli değildi. Askeri okulun masrafı Zübeyde hanımın belini büküyordu. Öyle bir dönemde yaşıyorlardı ki, Zübeyde hanımın kadın başına çocuk okutarak, ayakta durabilmesinin imkanı yoktu. Çıkmazdaydı Zübeyde hanım. Mustafa'nın vefat eden babasına bağlılığını bildiği için oğluna haber vermeden Selanik'in saygın beyefendilerinden Ragıp Efendi ile evlilik yaptı. Mustafa babasının yerine başkasını koyamadı. Kapıyı çarptı çıktı evinden. Evini kaybetti.

Mustafa olarak girdiği askeri okuldan Mustafa Kemal olarak mevzun oldu. O artık Kurmay Yüzbaşıydı. Bu süreç içerisinde annesine olan kızgınlığı hafifledi. Annesi ile bir süre vakit geçirmek istiyordu. İstediği olmadı! O soran sorgulayan bir askerdi. Bu sebepten Payitahtın jurnal ağına takılmış, adı tehlikeliler listesine çoktan yazılmıştı. Bekirağa zindanına atıldı. Payitahta olan güvenini kaybetti.

Aylarca kaldı bu zindanda. Annesi her yerde oğlunu arıyordu. Aklına gelmiyordu oğlunun zindana atılmış olabileceği. Ne de olsa o bir askerdi. Zübeyde hanım, Mustafa Kemal zindandan çıktıktan sonra her şeyden haberdar oldu. Hemen İstanbul'a gitti. İstanbul'da kavuştular. Bu beraberlikleri de sadece bir iki gün sürdü. Tekrar tutukladılar Mustafa Kemal'i. Anlam veremiyordu Zübeyde hanım olup bitenlere, oğlunun peşinden koşturmaya başladı. Günlerce oğlundan haber almaya çalıştı. Osmanlı memurları Nuh diyor amin demiyordu. Nihayet uzun çabalar sonrasında. Oğlundan haber alabildi. Mustafa Kemal'i Şam'a sürgüne gönderiyorlardı. Sürgün vapuru kalkmak üzereydi. Zübeyde hanım gözyaşları içerisinde sürgün vapurunun kalkacağı Sirkeci rıhtımına koştu. Mustafa'sının sağlığının sıhhatinin iyi olduğunu gözleriyle görmek istiyordu. Yetişti Zübeyde anne vapura. Belki vapura yetişemeseydi daha az ağlardı. Onu Mustafa'sıyla görüştürmediler. Mustafa Kemal, annesinin feryat figan içerisinde sürgün vapurunun kalkışını izlediğini duyduğunda kahroldu. Osmanlı çöküşünün hıncını vatanseverlerden çıkartıyordu. Düzenin yalakları ise batan gemiden kaptığımız kârdır mantığı ile Payitahta yaranma yarışına girmişti. O gün bir kez daha anladı. Onların bir fikri, ideolojisi yoktu. Düzen destekçilerine saygısını kaybetti.

Trablusgarp savaşına Kurmay Binbaşı olarak atandı. Burada büyük başarıların altına imza attı. Artık üstleri tarafından takdir gören bir komutandı. Lakin onun umurunda değildi aldığı övgüler. Çünkü o üstlerinden farklı düşünüyordu. Bu cephelerde Osmanlı boşuna zaman kaybediyordu. Osmanlı ilk önce Balkanların güvenliğini sağlamalıydı… Mustafa kemal haklı çıktı. Onlar İtalyanlar ile uğraşırken Selanik düştü. Annesi geldi aklına. Korku ve endişe içerisinde Selanik'e döndü. Korktuğu başına gelmişti. Selanik'e döndüğünde evlerinde kimse yoktu. Türkleri sürgün etmişlerdi. Son defa baktı evine. . En güzel hatıralarını, anılarını kaybetti.

Günler sonra sürgün çadırında bul annesini. Zübeyde hanım oğlunu karşısında görünce ne yapacağını şaşırdı. Yorgundu, bitkindi, üstü başı kir içerisindeydi, utanıyordu. Mustafa Kemal bir tepki vermesine beklemeden koştu sarıldı annesine. İkiside ağlıyordu. Biliyorlardı, bir daha Selanik'i göremeyeceklerdi.. Artık o birbirinden güzel Selanik günlerini hatırlamak onlara sadece acı verecekti. Selanik'i kaybetti.

Çanakkale savaşında askeri dehasıyla adını dünyaya duyurdu. Karargahta oturan bir komutan değildi. Karargahta planı yapıyor sonra Mehmetçik ile omuz omuza düşmana karşı çarpışıyordu. İç cebinde taşıdığı saat olmasaydı, göğsüne isabet eden şarapnel, şehitler listesine ismini yazdırmaya yetecekti. Altları ile arası çok iyiydi. Onlara evladım diye sesleniyordu.Onlar ile beraber geçirmedi Çanakkaleyi. Vatan için serden geçenlerin zaferiydi bu. Vatan sağ olsun diye binlerce evladını kaybetti.

Onların Çanakkale'de gösterdiği direnişi, Beyler masa başında gösteremedi. İstanbul hükumeti esarete imza attı. Türkler esir düşmüştü. Özgürlüğünü kaybetti.

İsyan etmeye karar verdi. Samsun'a görevli olarak gönderilmişti. Fakat onun vicdanında görevi başkaydı. İsyan edeceğini anlayan beyler onu hemen İstanbul'a geriye çağırdı. Dinlemedi. Parası yoktu. Ona inanan memurlar üzerine bir takım elbise ayarladı. Takım elbiseyi giydi istifasını yazdı. Unvanını ve gururla giydiği üniformasını kaybetti.

Ankara Ziraat Mektebini kendisine karargah yaptı. O sırada hakkında idam kararı çıkmıştı. "Asi Mustafa Kemal'in kellesini getiren iki cihanda mükafatlandırılacaktır" Camilerden bu fetva okutuluyordu. Sahte imamlar Yunan'a karşı direnilmemesi gerektiğini, direnmenin büyük felaket doğuracağını halka öğütlüyordu. Arkadaşları Mustafa Kemal Paşaya isyanın başlamadan son bulduğunu söylüyordu. Böbreklerinden rahatsızdı Mustafa Kemal ve tedavi olamıyordu, dışarı çıkması tehlikeliydi. Amansız ağrılar içerisinde yurdun dört tarafına telgraf çekiyor, isyana destek arıyordu. "Millet Ölmedi" diyordu.

Aradığı desteği buldu!

Türk Subayları ve Türk milleti nihayet anladı onu. Onunla beraber "Ya İstiklal Ya Ölüm" dediler. KAZANDI.

İnönü, Dumlupınar, Sakarya , Mudanya KAZANDI.

İzmir, KAZANDI

23 Nisan, 29 Ekim KAZANDI

İhanete imza atan beyler İngilize sığındı. O vatanında kaldı KAZANDI.

Koskoca Türk dünyası ona Türk'ün Atası dedi, ATATÜRK dedi KAZANDI.

Kaybettikçe direndi, direndikçe KAZANDI.

Şimdi sende ki şu hallere bakıyorum da şaşırıyorum.

Bu nasıl Atatürkçülük?

Güçlünün ayak oyunları ile kazandığı bir seçim yüzünden neredeyse köşene çekilip ağlayacaksın.

Ayağa kalk ayağa!

Altı üstü bir seçim kaybettin!

Yılmayacaksın!

Kalk ayağa, KAZANACAKSIN.

Okan KİLİT

BÖLÜNMEDİK PARAMPARÇA OLDUK
SİZLER GİBİ OLMAMAK!

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış