Laçın'a, Şuşa'ya, Kırım'a, Mikail Müşfig'e ve Hafızamıza Dair

"Kapıya kölge düştü
Ele bildim yar geldi"

Bugün 18 Mayıs 2019, hem 1944 Kırım-Tatar sürgününün hem de Laçın'ın işgalinin yıldönümü. İki Türk yurdu, Kırım ve Karabağ, hatıralarımızda el ele vererek kalbimize hüzünle düşüyor bugün.

Mikail Müşfig, 1994 Kırım-Tatar sürgünü ve cinayeti sebebiyle nefretle hatırladığımız Stalin canisinin henüz otuzuncu doğum gününü göremeden şehit ettiği dev bir şairdi. Her şiiri bambaşka duygularla bezelidir lakin bugün, Laçın'ın işgal yıldönümünde aklımız onun Gece Düşüncesi isimli fevkalade şiiriyle doluyor. Müşfig, bu şiirinde, "Ay Laçın" ağıdına duygulu bir atıfta bulunmuştu:

"Her ulduz bir sarı gül
Yarı gönçe, yarı gül"

1900'lerin başında büyük katliamlar yaşayan Karabağ'a ve Laçın şehrine yakılan ağıdın bir mısrasını şiirine dahil ederken kendi kaderini de mısralarına sindirir ve adeta "Şehit olduğum zaman beni de Karabağlı, Laçınlı şehitlerle bir yad ediniz" der gibidir.

"Bize bu nazlı alem görünerdi karanlık
Gözel yaşamasaydık, gözel çarpışmasaydık"

mısralarını insanlığa bir yüksek ahlak mirası olarak bırakıp, o yüksek ahlakı bizzat yaşayarak; güzel yaşayıp güzel çarpışarak, 1938 yılının karlı bir Ocak sabahında, beyazı bulutları ağartan Sibirya'nın bir köşesinde apaydınlık bir Cennet'in yollarını adımlayarak göğe yükseldi Mikail Müşfig. O, bugün gök ehlinin en yakışıklılarındandır.

***

Tarihler 1990'lı yılları gösterirken kara tarihi karalar bağlamakla geçen Karabağ, bir kez daha kanlı düşman ellerini boğazında hissediyordu. Müşfig'in:

"Yene o bağ olaydı
Sevdalar ölkesinde
O söğüt kölgesinde"

mısralarında hayal ettiği bağ kurumak, sevdalar ülkesi de yok olmak üzereydi. Zaten söğütler de gölgesizdi artık. Zalime bir gölgelik ferah nefes vermemek için söğütler kendi dallarını kesmişti...

Bu satırların yazarının:

"Müşfig'in yadındaki bağ azad olsun
Bahtiyar olsun zaman, çağ azad olsun
Vagif'in yurdu Karabağ azad olsun
Hür olur o gün Turan, Azerbaycan'ım"

mısralarında bahsettiği bağ, işte Müşfig'in yad ettiği, o gölgesiz söğütlerin bağıdır.

***

Vahşi bir rüzgarın günlerce sallayıp en sonunda dalından düşürdüğü birer nazenin yaprak gibi düştü Türk illeri...

26 Şubat 92'de Hocalı
8 Mayıs 92'de Şuşa
18 Mayıs 92'de Laçın
23 Haziran 93'te Ağdam

ve daha nicelerini asırlar önce değil, daha dün, çoğumuz çocukken veya gençken kaybettik. Daha dün... Hepimiz gördük bu cinayeti, biz gördük, gözlerimiz şahit kulaklarımız şahit... Daha dün...

***

Bugün 18 Mayıs 2019. Yirmi yedi yıldır Şuşa, Hocalı, Laçın bizsiz; biz de yirmi yedi yıldır onlarsızız... Vatan topraklarımızın hüzünlü hayaliyle vatan aşığı şairlerimizi bir başka okuyor, ağıtlarımızı bir başka mırıldanıyoruz. Hasret kalbimizi yakıyor.

En çok da... En çok da unutmanın ve unutulmanın ağıdı yüreklerimizi yakıyor. Ağdam'a "Bana ne" diyen, Şuşa'yı bilmeyen, Laçın'a hasret çekmeyen hafızasız, dertsiz, meselesiz Türkiyeli ve Azerbaycanlı nesillerin trajedisi, vatanımızı yitirmekten daha dehşetli bir yara olarak kalbimizin tam ortasında kanıyor.

Korkarım ki yarın Bakü'yü kaybetsek, Ankara'yı, İstanbul'u kanlı kafire versek, bu özbeöz Türk şehirlerinin zihinlerimizdeki ömürleri birkaç yıl olacak. Manastır gibi, Selanik gibi, Kerkük gibi, Karabağ gibi, Kırım gibi onları da hafızasızlık ve basiretsizlik kuyularımıza fırlatıp arkamızı döneceğiz...

***

Müşfig'e, güzel yaşayanlara, güzel çarpışanlara, Şuşa'ya, Laçın'a, Ağdam'a, Karabağ'a, Kırım'a; en çok da unutmayanlara selam olsun!

​DEDİ AMA SORUN BAKALIM NİYE DEDİ?
Mim

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış