tahtapod.com | Blog

SEN YOKSUN....

​ Yarın 10 Kasım, yokluğunla yüzleşeceğimiz gün. Sen yoksun! Atam ben her 9 Kasım'ın ilk dakikalarında hayallere dalmaya başlıyorum. Sanki bu hayalleri kurunca 10 Kasım gelmeyecek ve biz yokluğunla yüzleşmeyeceğiz. Sen gittikten sonrada açtığın yoldan aynı hızla serüvenimize devam ettiğimizi hayal ediyorum. Bir memleketin 50 yılda yapamayacağı kalkınmayı on yılda hediye etmiştin ya yurdumuza, o hızdan bahsediyorum, o hızı kesmeden yolumuza devam ettiğimizi hayal ediyorum. Köy Enstitüleri aydınlığa boğmuş Anadolu'yu. Köyler şehre göçmüyor, her köy sanki bir şehir. Senin projendi "CUMHURİYET KÖYLERİ" Her köyde büyük bir kütüphane olmalı demiştin. Zaman değişmiş biz ona tiyatro salonunu ve sine...
Devamını okuyun
  0 yorum

VATANSEVER...

​Hz. İbrahim yürüyor Sebr dağının eteğine. Elinden tutmuş oğlu Hz. İsmail'i. Yüreğinde sancı. Hakk'ın emri, lakin bir evlada kıymak kolay mı? Varıyorlar dağın eteğine. İsmail hadi baba vur satırı dercesine, boynunu uzatıyor. O boynunu uzattıkça Tanrı'ya dualar yolluyor İbrahim. "Tanrım emrin ise başımın üstüne, fakat kolay değil İsmail' e kıymak. Bana başka bir yol göster. Bu azapla yaşamak zor.". İşte tam o anda bir koç iniyor gökten ve İbrahim anlıyor, Tanrı İsmail'e kıymaz. Tanrı İsmail'e kıyanları sevmez... Omuzlara yüklenmiş Ali İsmail Korkmaz' ın tabutu. Onun tabutu omuzlarda yükseliyor, insanlık yıkılıyor. İçten içe söyleniyorum "Tanrı onları affetmeyecek." Yas tutanların ya...
Devamını okuyun
  0 yorum

İLTİFAT BEKLEMEYEN MARİFETLER

Herkesin mutlaka kendine göre farklı bir hayatı ve bir hikâyesi vardır. Hasan Usta'nın hikâyesi, sadece kendine değil, onunla sohbet eden herkese farklı gelecektir. Toplumda 'On parmağında on marifet olan' insan sayısı çok değilse de Hasan Dulkadir'in marifetlerini anlatmaya on parmak yeterli gelmez, onu anlatmak için ayak parmaklarını da hesaba dahil etmek gerekir. Hem taksicilik hem de dede mesleği olan marangozluk yapan bir babanın evladı olarak 1986 yılında Malatya'nın Doğanşehir İlçesinin Sürgü Kasabasında açmış gözlerini hayata. Hasan Usta, 'Çocukluktan itibaren ahşap kokusuyla büyüdük' diyor ve gülerek devam ediyor: " Babam, taksicilik ve marangozluğun ardından iş makinesi operatörü o...
Devamını okuyun
  0 yorum

DEVRİM

Dolmuşun arka koltuğunda dört arkadaş oturuyor, onların önünde oturan ise çocukluktan gençliğe yeni yeni adım atan bir kardeşimiz.

Dört arkadaş, genç kardeşimize agresif şekilde bir şeyler soruyorlar.

Kardeşimizden cevap yok, çünkü işitme engelli.

O sual her neyse bu defa daha hararetli şekilde soruyorlar.

Kardeşimiz tedirgin hareketlerle işitme engelli olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Ama ne fayda! En basit dert bile anlamak istemeyene anlatılamaz.

İçlerinden bir tanesi yumruklamaya başlıyor genç kardeşimizi, sonra diğeri, sonra öteki....

Dolmuş şoförü durduruyor dolmuşu ve olaya müdahale ediyor. Olay sona erdiğinde işitme engelli kardeşimizin yüzü darmadağın!

Devamını okuyun
  0 yorum

SORUŞTURMA!

​ Başından söyleyeyim bu yazı Canan Kaftancıoğlu'na açılan soruşturma ile ilgili ve bu yazı "Oh olsun!","Hak etti!" yazısı değil. Umarım meramım doğru anlaşılır. Soruşturma açılacağını tahmin ettiğim için bu duruma şaşırmadım.  Dünden beri tepkileri dikkatlice takip ettim. Tepki gösteren üç tane cenah var. Kaleme aldığım yazının doğru anlaşılması için bu kesimlerin tepkilerine göz atmak gerekli.  CHP tabanı muazzam bir tepki gösterdi ve bunu gerçekten takdir ettim. AKP tabanı ise "Bunlar gayrı milli" muhabbetleri yaptı, buna sadece güldüm. MHP tabanı demeyeceğim, çünkü MHP'de taban kalmadı, sadece tavan var (Adamlar tabansız havada durarak, yer çekimine resmen meydan okuyorlar) Onl...
Devamını okuyun
  0 yorum

CHP

​ Türkiye şartları işte hiç aklına gelmeyecek işler yaptırıyor adama. Yani günün birinde bir Ülkücü olarak CHP'li arkadaşlardan ricada bulunacağım hiç aklıma gelmezdi. CHP'li arkadaşım isyan et artık, isyan et! Yahu ölüm yok ki bunun sonunda, en fazla sizlerde bizler gibi partiden kovulursunuz. Şimdi mevzuya gelelim Şahsen bir Atatürk düşmanı bana "Senin yazılarını, şiirlerini çok beğeniyorum, destekliyorum seni" dese "Manyak mısın lan sen, ruh sağlığın mı bozuk?!" derim. Aynı şey senin içinde geçerli, sen Atatürk'ün partisisin, Atatürk düşmanının senin partinde işi ne? Senin neyini beğenip, desteklesin? Hiç sormuyor musun bu soruları kendine? Atatürk'ün ilkeleri belli, bu ilkeler CHP'nin de...
Devamını okuyun
  0 yorum

KABADAYI

Anadolu'nun köy ve kazalarında "Kabadayı" kelimesi şehirlerde kullanıldığı anlamı ile kullanılmaz. Mesela doğduğum topraklarda bir delikanlı şık bir kıyafet giyse, büyükleri delikanlıyı "Anaaa ne kabadayı oldun sen yaaf" diyerek över. İşten yorgun argın gelseniz, anneniz yorgunluğunuzu "Kabadayı adama iş koyar mı hiç?!" diyerek alır. Hele bir mazlumun hakkını zalimin elinden almışsanız, mahalleniz "Ne kabadayı be!" nidalarıyla dolar taşar. Çocuktum, kahvenin etrafında mıydık, yoksa bir dükkanda mı tam olarak hatırlamıyorum. Sadece hatırımda olan o bey amcanın yüz ifadesi ve söylediği o söz. Bey amca televizyon ekranına kilitlenmişti, gözlerini kısmış pür dikkat ekranda ki adamı dinliyordu. O...
Devamını okuyun
  0 yorum

ONLAR BİLİR İŞİNİ

Efendim biliyorsunuz geçen gün Profesörün birisi abuk bir laf etti. Neymiş efendim Hz.Nuh tufandan önce oğlunu cep telefonundan aramış! Sizce dünyanın en salak insanı bile böyle bir şeyi inanarak söyler mi? Bu siyasette bir yöntemdir.  "Neye saldıracaksınız?!" Bunu onların belirlemesi onlar için çok önemli. Yoksa ayakta duramazlar.  Adamların istediği sizin din üzerinden mizah yapmanız veya kendisini dindar olarak adlandıran kesime öfke kusmanız. Siyaset bir nevi insanların bilinçaltı ile oynama sanatıdır. İstedikleri toplumun bilinçaltına sizlerin dini değerlere saygısı olmayan insanlar olduğunuzu işlemek. Bundan önceki muhabbet ise 9 yaşındaki çocuk ile evlilik muh...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Okan Kilit @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Bak Kardeşim Sana İki Çift Lafım Var!

​ Bir kaç gündür Münir Özkul üzerine yapılan paylaşımları takip ediyorum. Gerçekten herkes büyük üzüntü içerisinde. Bu üzüntünün sebebini düşündüm bugün uzun uzun. Üzüntümüzün sebebi sadece Münir Özkul'un vefatı mı sizce? Bence tek sebep bu değil. Biz daha çok kendimize ağlıyoruz. Münir Özkul gibi sanatçılar bizim kaybettiğimiz değerlerin son temsilcileriydi. Onun nezaketinden konuşuyoruz, çünkü artık ağzımızdan küfür eksik olmuyor. Mütevaziliği sohbet konumuz oluyor, çünkü bizler mütevaziliği rafa kaldıralı çok oldu. İnanmayan şu sosyal medyaya baksın, herkeste bir kibir, herkes ahaliye üstten bakıyor, herkes her şeyi biliyor, herkes sinirli, herkeste bir öfke, herkes en büyük vatansever ve...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Okan Kilit @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

DEVLERİN GEÇTİĞİ YOLLARDAN GEÇMEK

​ Baştan belirteyim, bu bir kitap tanıtım yazısı değildir. Olsa olsa muhtevasının merkezine bir kitabı almış olan bir yazıdır. Yağmur Tunalı Ağabey'in "Devler Geçti Bu Yollardan" namlı kitabını…

​Yazıya girişi nasıl yaptım acaba, diye düşünerek buraya kadarki ilk iki satırı okudum. Yalan yok, önce bir korktum. Fazla iddialı olmuş gibi geldi. İşte tam da bu noktada Yağmur Ağabey'in, kitabın satır aralarına yerleştirdiği gençlik anıları aklıma geliyor ve derin bir nefes alarak devam ediyorum. Bu noktadayken bir hususu da belirtmek gerekiyor: Yağmur Ağabey, babamdan dahi fazla yaş almıştır – yaş almak yaşlanmak değildir - ancak samimiyeti, tevazu sahibi oluşu, biz gençlere yönelik ilgisi, ona "Ağabey" sıfatını yakıştırıverme imkânını sunuyor bana. Ve galiba, Yağmur Ağabey'in dinamik, zinde yapısı da bu fırsatı bize dolu dolu sunmaktadır.

Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Burak Akdağ @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum