​ Yanlış hatırlamıyorsam eski İngiltere Başbakanı Camaron, Fransa Başkanı Sarkozy'e söylemişti " Susmak için yine iyi bir fırsatı kaçırdınız?" Bugün Devlet Bahçeli'nin Basın Danışmanı Yıldıray Çiçek'in Şehit Annesi Pakize Akbaba hakkında attığı twitleri görünce aklıma Camaron'un bu sözü geldi. Tam susmaları gereken zamandı! Mahkemeye gidecek cesareti gösteremediniz bari susmayı deneyin! ...
​ 2003 yılından sonra Türkiye hızla ilerleyişe geçti. 2003 yılından sonra gerçekleşen ilk beş seçimde yerli ve milli otomobilimizi ürettik. Yollarda gören olmasada seçim afişleri şahit. Daha sonra otomobil üretimi kesmedi bizi, uçak üretimine başladık. Semada görmesekte, nerede üretildiğini bilmesekte şehirlerin bidbortları şahit. Her seçim zamanı memleketin her yerinden maden fışkırdı. ...
​ Önce utanmaktan usanırsın, sonra utançla yaşamaya alışırsın, lakin an gelir bir utancı daha taşıyacak takatın kalmaz, utanmaktan yorulursun! Utanmaktan yorulduk! Elin oğlu tee bilmem nereden gelip başımıza çuval geçirdi, utandık. Ankara bu çuvalın hesabını sorar derken, Ankara'nın en büyüğü, kahraman(!) Amerikan askerlerine dua okudu, utandık. Oralarda Amerika'nın beslediği iki it vard...
Gark olduk. Neye? Zamana mı? Zamana zaten batmış durumda yaratılmışız. Gark olmak bir seçimdir. Kader ise bir olgu. Tanrısal. Bize dayatılan değil, bizim için yaratılan. O halde neye gömüldük ki böyle? Çaresizliğe mi gömülüyoruz? Gözümüz hiçbir şey görmüyor. Hiçbir şeyi tadamaz hale geliyoruz. Karanlık, bir küçük kız çocuğu gibi tatlı tatlı gülümsüyor. Çaresizliğe gömülmek bize göre deği...
Din her zaman güzellikleri mi beraberinde getirir? Kesinlikle öyle bir şey yok. Din, siyasete karıştırıldığında, birilerinin koltuğunu koruyacak araca dönüştürüldüğünde, kötülüğü, merhametsizliği, cehaleti beraberinde getirir. Bunu sadece İslamiyet açısından düşünmeyin. Bütün dinlerde bu böyledir. Hristiyan toplumlar Kilise yönetimindeyken Engizisyon Mahkemeleri milletin anasını ağlatmış...
​ Ne güzel söylemiş Wang Chung:  " Edebiyat, anlaması kolay yazması zor olmalıdır; anlaması zor yazması kolay değil. " Yılmaz Özdil bu tarife birebir uyuyor. "Mustafa Kemal" kitabının kolay anlaşılır olması o kitabın kaliteli olduğunu gösterir, kalitesiz olduğunu değil. Şiirle ilgilendiğimi beni takip edenler bilir. Size şiirden örnek vereyim. "Çocuklar inanın çocuklar Güzel günler ...
​ Yarın 10 Kasım, yokluğunla yüzleşeceğimiz gün. Sen yoksun! Atam ben her 9 Kasım'ın ilk dakikalarında hayallere dalmaya başlıyorum. Sanki bu hayalleri kurunca 10 Kasım gelmeyecek ve biz yokluğunla yüzleşmeyeceğiz. Sen gittikten sonrada açtığın yoldan aynı hızla serüvenimize devam ettiğimizi hayal ediyorum. Bir memleketin 50 yılda yapamayacağı kalkınmayı on yılda hediye etmiştin ya yurdu...
​Hz. İbrahim yürüyor Sebr dağının eteğine. Elinden tutmuş oğlu Hz. İsmail'i. Yüreğinde sancı. Hakk'ın emri, lakin bir evlada kıymak kolay mı? Varıyorlar dağın eteğine. İsmail hadi baba vur satırı dercesine, boynunu uzatıyor. O boynunu uzattıkça Tanrı'ya dualar yolluyor İbrahim. "Tanrım emrin ise başımın üstüne, fakat kolay değil İsmail' e kıymak. Bana başka bir yol göster. Bu azapla...
Herkesin mutlaka kendine göre farklı bir hayatı ve bir hikâyesi vardır. Hasan Usta'nın hikâyesi, sadece kendine değil, onunla sohbet eden herkese farklı gelecektir. Toplumda 'On parmağında on marifet olan' insan sayısı çok değilse de Hasan Dulkadir'in marifetlerini anlatmaya on parmak yeterli gelmez, onu anlatmak için ayak parmaklarını da hesaba dahil etmek gerekir. Hem taksicilik hem de...