Sözüm ona bilgeydi lider denilen kişi,
Ekilmiş bir tarlayı tümden belleyip geçti.
Bizlerden gayrısına boyun eğmektir işi,
Her gelen ensesini bir kez elleyip geçti.

Kaç yangın geçirdik, bak şu tarihe
Köy bucak tutuştu, çok yandık senle.
Rest çektik çıkmaza, makus talihe
Hürriyet aşkına boyandık senle.

Çökmüştü ufuklara, kara kara bulutlar,
'Hasta adam' dediler, gerek yoktu meale.
Yangınların külünden, filiz verdi umutlar,
     Vatanımın bağrında, göründü nurdan hale,
     Kanla yazıldı destan, 'Geçilmez Çanakkale!'

Kaç yıl oldu senden ayrı düşeli,
Hasretinden bir deliye döndüm yar.
Ayrılıkmış bu sevdanın bedeli,
Bir kor idim yavaş, yavaş söndüm yar.

Günün, belki de anın tasasına düşmüş insanlık,
Nedir, neyedir, niyedir sormadan hep bir pazarlık,
Bir telaş, kargaşa, biteviye amansız bir yarış,
Gözleri nefret, dilleri zehir, suratlar bir karış,

Bildim, Bolu Beyi rahata ermiş,
Kırk namert yaveriyle çorap dermiş,
Nice koç yiğidin başına örmüş,
Kalır mı ah alanın karaltısı,

​Hüzündü sevdandan bana hediye,
Geçmişi hesaba vurdum az önce.
Sevmek hata mıydı acaba diye,
Derinden düşünüp durdum az önce.

Ettiğim fırıldak tarife bakın
Çevirsen dört yana döner bu koltuk.
Aman ha! Ateşle yaklaşma sakın
Kibriti çakarsan yanar bu koltuk.

Varlığım huzurlu kılmazmış seni,
Var olduğum için özür dilerim.
Bilmeden kırmışım gönül kâseni,
Zar olduğum için özür dilerim.