Bir Buyruk, Bir Yazı

Bu benzetme yakışıksız bir benzetme değildir. Türk olduğu kanunla sabit olan bir devletimiz vardır lakin bu devlet ne derece Türktür? Bu devlet Türkün müdür?

"Türk budun anca timiş: İllig budun ertim, ilim amtı kanı, kimke ilig kazğanur men tir ermiş. Kağanlığ budun ertim, kağanım kanı, ne kağanka işig küçüg birür men tir ermiş. Anca tip Tabğaç kağanka yağı bolmış.

Türk Ulusu şöyle demiş: İlli millet idim, ilim şimdi hani, kime ili kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim, kağanım hani, ne kağana işi gücü veriyorum der imiş. Öyle diyip Çin kağanına düşman olmuş."

Orhun Yazıtları / Kül Tigin Kitabesi - Doğu Yüzü, 9. Buyruk

İnsanlar, tabiatın tabii yalıtımlarıyla ayrılarak, milletleşme sürecine girmiştir. Süreç sonrası oluşan milletler, tarih boyunca içlerinden çıkardıkları, şahsiyetli insanlar ile övünmüşlerdir.

İnsanların milletleşmesi ile Altay'ın eteklerinde yaşayan bozkır halkları da Türk Milleti olarak varoldular. Varolan Türk Milleti de tarihi boyunca insanlığın hayranlık duyduğu nice büyük şahsiyetleri bağrından çıkardı.

Bu şahsiyetlerden biri de İkinci Göktürk Kağanlığının kağanı olan Bilge Kağandır. Bilge Kağan, Türk tarihi içerisinde Türklüğü bir yaşam biçimi haline getirmiş sayılı devlet adamından biridir. Bu anlayışıyladır ki, Bilge Kağan, Türk Milletinin tarih boyunca düştüğü hatalara bir daha düşmemesi, Türk Milletinin birlik, beraberliğini bozmaması ve töreyi koruması için, Türk Milletince kutsal kabul edilen Ötükene, taş diktirmiştir.

Bilge Kağan tarafından dikilen bu taşlar, Türk Milletinin milli ve manevi dünyasının özünü ortaya koymaktadır. Taş üzerinden bütün Türk ulusuna seslenen Bilge Kağanın, 'Edebi taş yontturdum' hitabı, sanki dikilen taşların bugünlere geleceğini öngörmüşcesine söylenmiş gibi duruyor. Bilge Kağanın uçmağa vardığı günden bugüne 1250 yıl geçmesine rağmen diktirdiği taşlar hala paha biçilmez değerini korumaktadır. Türk Milletinin, kutsal metinleri olan bu yazıtlar, Türk Milletinin milli karakteristlik özelliğini ve dünya görüşünü en saf haliyle ortaya koymaktadır.

İnsanın yarattığı zaman kavramı akıp gitse, bu akış ile yaşam evrimleşse bile insan aynı insandır. Yer, zaman ve olay örgüsü değişim gösterse bile bunları anlamlandıran insan, fıtrat olarak aynıdır. Bilge Kağanın, büyük nutkunun üzerinden 1250 yıl geçmesine rağmen, verdiği öğütler fıtratı Türk olanlar için hala geçerliliğini korumaktadır.

Bu nedenle başta Türk Milliyetçileri olmak üzere Türk Milletine, ulu ataları Bilge Kağanın dilinden öğüt vermek için Kül Tigin Kitabesinden bir buyruk seçerek bu buyruğu yorumlayacağım.

Bilge Kağan, Kül Tigin kitabesinin Doğu yüzünün dokuzuncu mısrasında, esarete düşmüş Türk Milletinin, yakarışını şu sözlerle ifade etmektedir;

"Türk budun anca timiş: İllig budun ertim, ilim amtı kanı, kimke ilig kazğanur men tir ermiş. Kağanlığ budun ertim, kağanım kanı, ne kağanka işig küçüg birür men tir ermiş. Anca tip Tabğaç kağanka yağı bolmış.

Türk Ulusu şöyle demiş: İlli millet idim, ilim şimdi hani, kime ili kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim, kağanım hani, ne kağana işi gücü veriyorum der imiş. Öyle diyip Çin kağanına düşman olmuş."

Orhun Yazıtları / Kül Tigin Kitabesi - Doğu Yüzü, 9. Buyruk 

Kül Tigin kitabesinde geçen bu yakarışdaki 'il' kelimesi devlet manasındadır. 'Kağan' kelimesi ise Türk kanını taşıyan, Türk töresini yürüten şahıs veya kurultay anlamındadır.

Bu yakarış, 1300 yıl sonra bile ( Bilge Kağanın öğütlerine ve yakın dönemin en büyük Türkçü devlet adamı Mustafa Kemal Atatürkün tüm uyarılarına rağmen ) Türk Milleti için hala tazedir.

"İlli millet idik, acep ilimiz nerede?

Kağanlı millet idik, acep kağanımız nerede?"

Bu benzetme yakışıksız bir benzetme değildir. Türk olduğu kanunla sabit olan bir devletimiz vardır lakin bu devlet ne derece Türktür? Bu devlet Türkün müdür?

Bu nasıl Türk devletidir ki; her gün askeri, polisi, koruyucusu, öğretmeni ve vatandaşı şehit olurken, yalnız açıklama yapmaktadır?

Bu nasıl Türk devletidir ki; milletinin kadınları her gün katledilirken, tecavüze, tacize uğrarken, milletinin erkekleri her gün fabrika ve tarlalarda emeği tecavüze uğrarken yalnızca seyretmektedir?

Bu nasıl Türk devletidir ki; balaları ve gençleri ardan ve hayadan yoksun bir biçimde yetişirken, müdahale etmeyi geçip, daha da kötüleştirmek için elinden geleni yapmaktadır?

Bu nasıl Türk devletidir ki; Kerkük, Musul, Kırım, Karabağ, Tebriz, Tataristan, Doğu Türkistan işgal altındayken, Mısıra ağıt yakıp, Suriye için kendini ortaya atıp, Katara asker yollamaktadır? 

Bu kağan, bu yürütme, bu yasama, bu yargı, bu basın, bu ordu Türk müdür? Türkün müdür?

Bu nasıl Türk kağanıdır ki; her gün içimizdeki çaşıtlar bir bir Çalıkları alırken, kültür merkezleri ile uğraşmaktadır?

Bu nasıl Türk toyu, kurultayıdır ki; geneleve ruhsat verip, zinayı serbest kılıp, yargının idam kararı verdiği terörist ele başını ipten almaktadır?

Bu nasıl Türk yargısıdır ki; Türkün canına kastedene merhamet etmektedir? Türkün ırzına, namusuna, şerefesine saldırana 'iyi hal' göstermektedir? Türk Milletinden aldığı yetkiye dayanarak Türk Milletini mahkum(!) etmektedir? Atatürkün kendisine verdiği meşruluk ile Atatürke sövene af vermektedir?

Bu nasıl Türk basınıdır ki; bayrağı koruyan gençleri 'faşist' diye yaftalamaktadır? İmralıdaki caniyi, 'İmralı sakini(!)' diye anlatmaktadır? Vatan için şehit olanı iki cümle ile yazmaktadır? Dün 'terörist' dediği subayların bugün duygu sömürüsünü yapmaktadır?

Bu nasıl Türk ordusudur ki; erinin katili Habur dan girerken, selam durmaktadır? Diyarbakır askeri üstünde, gözleri önünde​ Türk Bayrağı indirilirken, 'nöbet' tutmaktadır? Caber den kaçarken, zafer narası atmaktadır? İçinde soysuzlar cirit atarken, 'namus' nöbeti tutmaktadır? Barzani denen Yankee soytarısının itleri, Türk yurdundan zafer geçişi yaparken, korumalık yapmaktadır?

Tüm bu yaşadığımız olayların ardından, ciddi ciddi şu soruyu sormamız gerekmektedir:

Bu devlet ve hükümet Türk/Türkün müdür?

Türk/Türkün ise ve tüm bunlar çoğunluğu Türk olan seçmenler tarafından belirlenip onaylanıyorsa, o zaman Türk sandığımız bu millet, Türk değildir. O zaman çadırlarımızı dererek, Türklerin yaşadığı Türkellerine göç etmeliyiz.

Yok eğer bu devlet ve hükümet Türk değilse, Türk Milleti olarak, Türk milletinin milli yapısını, ülküsünü, şeref ve namusunu muhafaza ve müdafaa edecek yeni bir Türk devleti kurmamız gerekmektedir. Eğer yağılar, Türkler için 'İki Türk biraraya gelirse devlet kurar' dediyse, bunun hakkını vermemiz gerekmektedir.

Her geçen vakit, bizi biraz daha değil daha çok felakete yaklaştırırken, Bilge Kağanın öğütlerine ve Mareşal Mustafa Kemalin emirlerine sıkı sıkıya sarılmalıyız. Birinci Göktürklerin ve Osmanlı Devletinin yıkılışını bir daha, İkinci Göktürklerin ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu bir daha okumalıyız.

Ve yaşanan her gelişme, Türk Milliyetçilerini, tarihi görevine bir kere daha davet ederken artık erimez sanılan şu demir dağı eritmeliyiz.

Telif Hakkı

© Ali Kelle @ tahtaPod.com | Tüm hakları Saklıdır

YENİ PARTİ Mİ YENİ ZIHNIYET Mİ
HORMONLU VE KONTROLSÜZ BÜYÜME KANSER GÖSTERGESİDİR
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış