24 Haziran seçimleri

24 Haziran seçimler yaklaştı. Sosyal medya'nın da etkisi ile artık siyasi tercihler ve kullanılan oylar aşikâr hale gelmeye başladı. Bu aleniyyet ortamında ben de başkanlık referandumu için yazdığım yazımı güncelleme gereği duydum.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bu seçimler; Hak ile batılın, terörist ile vatanperver'in, bozan ile onaranın değil, çeşitli siyasi parti adaylarının seçimidir. Hatta son seçimlerde ortaya çıkan bir özellik olarak, farklı siyasi görüşlerin bile yarışmadığı, sadece "Koltuğa kim otursun?" yarışının yaşandığı, güdük bir gündeme hapsedilen, güncel çekişmelerin çarpıştığı bir seçim yaşıyoruz.

Meydanlarda "Kıraathanelerde verilecek ikram menüleri, tatar böreği, sütlaç, kahve-kek vs." konuları tartışılırken kıraathanelerin Türk eğitim sisteminin neresinde yer alacağı, hangi eksiği gidermek adına açılacağı konuları yine göz ardı ediliyor. "Camilerde çektirilen fotoğraflar, hangi miting daha kalabalıktı, mazotu kaça vereceksin, emekliye kaç maaş ikramiye var, kurtar bizi ey başkan…" tartışmaları ortasında ülkenin köklü sorunları yine unutulup gidiyor.

Peki, ülkenin gerçek sorunları neler?

Sadece ana başlıklar halinde bile sayfalar dolusu sürecek konularda ne iktidardan, ne de muhalefetten sloganların dışında dişe dokunur bir eylem planı ortaya konmuş değil. Kısaca başlık halinde sayarsak; Dünya ortalamasının çok altında bir seviyede eğitim verilen genç nüfusumuz sanırım en büyük sorundur. Ayrıca Bilim ve teknoloji çalışmaları için uygun ortamın sağlanamaması, Tarım ve sanayi politikalarımızın günü kurtarmaktan ibaret olması, Ekonomide sağlıklı bir yapımızın olmaması, Kurumlarımızın bağımsızlığına yapılan müdahaleler, Enerjide dışa bağımlı bir ülke oluşumuz, geleceğe dair öngörü eksikliğimiz, Uluslararası ilişkilerde sağlıklı bir politika belirlenememesi, kamu-vatandaş ilişkilerimizin çarpıklığı, kamunun kendi iç yapısındaki bozukluklar ve daha aklıma gelmeyen pek çok sorun bulunmaktadır. Bunların alt başlıkları yazımızın konusu olmasa da her birisi ayrıca büyük sorunlar barındırmaktadır.

Peki, bu sorunlarla ilgili öngörülü politika ortaya koyan var mı?

Partiler ve adayların sadece ağız dalaşı ve sloganlarla yürüttüğü bu süreçte politikalar konuşulmadığı gibi seçim bildirgelerinde muğlak ifadeler yer almakta, maalesef adayların tatmin edici söylemleri olmadığı görülmektedir. Hâlbuki kanaatimce ülkeyi girdiği dar boğazdan kurtaracak acil eylem planları ortaya konulması, daha köklü değişikliklerin yapılması için öngörülü bir bakış açısı ortaya konulması şarttır. Bunu birkaç küçük örnekle açıklamak doğru olur sanırım.

Eğitimin kaç yıl olacağı (4+4+4, 4+4+3, 5+3+3 vs.) gibi teknik konulardan ziyade çocuklarımıza ne gibi konularda eğitim verileceğinin netleştirilmesi gerekmektedir. Daha harfleri öğretirken Alfabe kelimesi (Yunanca Alfa-Beta'dan gelmektedir) ile başlarsak milli bir eğitim sisteminden söz edemeyiz. Devlet eliyle Milli(!) piyango idaresi işletip; at yarışı, ganyan, toto, loto, piyango ve bilumum şans oyunlarını teşvik edersek insanımıza Mustafa Kemal'in söylemiyle "Yalnız tek bir şeye ihtiyacımız vardır, çalışkan olmak. Servet ve onun tabii neticesi olan refah ve saadet yalnız ve ancak çalışkanların hakkıdır." Düsturunu benimsetemeyiz. Sabah akşam evlilik programları seyrettirdiğimiz bir neslin dünyadaki gelişmeleri takip etmesini bekleyemeyiz.

Tüm bu düşünceler ışığında 24 Haziran seçimlerinde mevcut adaylar arasından seçim yapacak olsak bile ülke olarak köklü sorunlarımızı anlayacak ve daha kalıcı çözümlerin hayata geçirilmesi konusunda öngörü sahibi yöneticilere ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Ayrıca ülkeyi kurtaracak kahramanlar beklemek yerine kendi benliğimizdeki gücü fark edip "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur." Sözünü hatırlamamızın tek kurtuluş yolu olduğunu unutmamak gereklidir.

Kaan ÖZASLAN
20.06.2018

YAZIK
FIKRA

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış