İ’DÂM EDİLEN İKİ TÜRK ASKERİ ÜZERİNDEN 20. YÜZYILIN BAŞINDA OSMANLI DEVLETİ

Bilindiği üzere 20. yüzyılı ilk yılları, Osmanlı Devleti'nin yıkılacağını gösteren sayısız olayla doludur. Bunlardan biri de günümüzde Makedonya'da yer alan Manastır şehrinde Rus konsolosunun öldürülmesinden dolayı Hâlim ve Abbas adlı iki jandarma erinin i'dâm edilmesi olayıdır.

1903 yılı, Osmanlı Devleti'nin yıkılacağını öngören Arnavûd ve Bulgar terör hareketlerinin, büyük ölçüde arttığı bir yıldır. 30 Mart 1903 târihinde Mitroviçe'de Rus konsolosluğu açılmasını protesto eden, sayıları 2000-3500 arasında silâhlı Arnavûd, Mitroviçe şehir merkezine saldırmış ve Osmanlı 18. Nizâmiye Tümeni ile giriştikleri çatışma sonucunda çok azının sağ kalması üzerine geri çekilmeye mecbûr kalmışlardır. Ertesi gün ise şehirde dolaşan Rus konsolos Grigori Şergina, Arnavûd kökenli bir asker tarafından vurulmuş ve on gün sonra ölmüştür[1].

Günümüzde Kosova'nın kuzeyinde yer alan Mitroviçe şehrinin çoğunluğunu Müslümân Arnavûdlar oluşturmaktaydı. Ancak şehir üzerinde Sırp ve Bulgarların amaçlarının bilinmesinden dolayı Arnavûdlar, burada bir Rus konsolosluğu kurulmasına kesinlikle karşıydı. Bu yüzden de Arnavûd ileri gelenlerden İsâ Bolatin'in şehirde Rus konsolosa evini kim verecek olursa, o evi yakacakları tehdîdinde bulunduğundan söz edilir[2]. Bu arada konsolos da, kendisini Slav dâvâsına adayan bir kahraman olarak görmektedir. Bu yüzden de sürekli olarak köyleri ve çevreyi gezmekte, güvenlik tedbîrlerini kabûl etmemektedir. Arkadaşı Andrevski'ye yazdığı mektûbunda ise "Ya Türkler ya Arnavutlar ya da Boşnaklar bizi ve faaliyetimizi yok edecekler"[3] demiştir. Bu ise bölgedeki faâliyetlerinin tamâmen Pan-Slav amaçlar sergilediğini göstermektedir. Bununla birlikte konsolos, kendisine yönelik bir sûikasd beklediği gibi aynı beklenti, Rusya için de söz konusudur. Zîrâ konsolos, kendisini uyaran bölgedeki Sırplara, ölümünün onlara özgürlük getireceğini söylerken, Rusya'nın İstanbul büyükelçisi Zinoviyev, İstanbul'daki Sırbistan temsilcisine "Zavallı Şerbina… Onun durumu hiç iyi değil... Şerbina öldürülürse, onu aziz yapmalısınız" demiştir[4].

Konsolosun öldürülmesinden sonra cinâyeti işleyen kişi yakalanmış ve i'dâm cezâsına çarptırılmıştır. Ancak bunun bölge Arnavûdlarının Rusya düşmânı olmasına yol açacağını düşünen Çar, bölgedeki Rus çıkarlarının korunması için Sultân 2. Abdûlhâmid'den kâtilin i'dâm edilmemesini istemiş ve pâdişâhın affıyla i'dâm cezâsı, hapis cezâsına çevrilmiştir.

Kosova ve Kuzey Makedonya'da bunlar olurken, Güney Makedonya ve Selânik'te de Bulgar terörizmi artış gösteriyordu. Limanda bir Fransız gemisinin batırılması, şehir gaz dağıtım deposunun havaya uçurulması ve bir tiyatro ile birkaç birahânenin bombalanması eylemleri yaşanmıştır. Bunun sonucunda ise en az 180 kişi ölmüştür[5]. Manastır şehrinde ise Müslümânlarla (Türkler, Arnavûdlar, Boşnaklar, Pomaklar gibi) ile Bulgarlar arasında silâhlı çatışmalar çıkmış ve iki taraftan 20 civârında kişi ölmüştür. Bu arada bölgedeki millîyetçi Arnavûdların, Bulgarlarla işbirliği yapmaya başlaması üzerine Şemsi Paşa ile kurmay başkanı ve o dönemde binbaşı olan Fevzi Çakmak, onları iknâ etmeye çalışmıştır. Fevzi Çakmak'ın uyarıları etkisini göstermiş ve Arnavûdlar, Bulgarlara verdikleri desteği kesmişlerdir[6].

Görüldüğü üzere 1903 yılı Osmanlı Devleti açısından Makedonya çevresinin yangın yeri olduğu bir dönemdir. Rusya'nın Manastır konsolosu olarak görev yapan Aleksandır Arkadiyeviç Rostkovski, bu yangından faydalanmak isteyen Rusya tarafından bölgeye bilinçli olarak gönderilmiş biridir. Osmanlı ve Türklere karşı nefret duygularıyla dolu olduğu, Osmanlı'yı bir Rus sömürgesi olarak, halkı ise Rusya'nın köleleri olarak gördüğü yaptıklarından belli olan bu konsolos da sonradan öldürülmüştür.

Kendisi hakkında Avusturya konsolosunun yazdığı rapora göre jandarmalara küfredip, elindeki şemsiye ile vurmuş; İngiltere konsolosunun raporuna göre ise sık sık Türk me'mûrlara hakâret etmiş, farklı târihlerde, birkaç defâ jandarmalara küfretmiş ve kendisini gören Türk askerlerinin ayağa kalmamalarına hakâretle karşılık vermiş; bir görgü tanığı da Rus konsolosun arabasına asılan bir Türk çocuğunu kırbacıyla vahşîce dövdüğünü anlatmıştır[7]. Ayrıca Manastır'ın Mogil köyüne giden konsolos, kendisini tanımadığı için atını tutan Türk çavuşu kırbacıyla dövmüştür[8].

Son olarak 8 Ağustos 1903 târihinde Konsolos Rostkovski, Nüzhetiye Karakolu önündeki askerlerin, kendisini selâmlamadığını görünce üzerlerine yürümüş, yine hakâretler etmiş ve ardından Hâlim adlı jandarma eri tarafından öldürülmüştür. Olayın sebebine dâir farklı iddiâlar olsa da, hepsinin ortak noktası konsolosun saldırganlığıdır. Bölgede bulunan bir Türk subayı, konsolosun eri kamçıyla dövdüğünü, nâhiye müdürü olarak görev yapan Hasan Tahsin Bey ise konsolosun tokatladığını anlatmaktadır. Ancak Manastır'daki İngiliz konsolosu MacGregor, Osmanlı hükûmetine gönderdiği raporda, kendi yaptırdığı araştırmaya göre konsolosun saldırdığını ve hattâ silâhıyla askere ateş açtığını, bunun üzerine askerin de onu vurduğunu yazmaktadır. Ayrıca Manastır Vâlisi ve komutanı ile bölgedeki bir jurnal, pâdişâha çektikleri telgrafta da konsolosun önce hakâret edip, vurduğunu, sonra da silâhını ateşlediğini belirtmektedir[9]. New York Times gazetesinin 11.08.1903 târihinde verdiği haberde de, konsolosun Türk askerine "bir Türk domuzu" diye hakâret ettiği de yer almaktadır[10]. Hâlim, olaydan sonra ise o dönemde Manastır'da yüzbaşı olarak görev yapan Enver Bey'e silâhını teslîm etmiştir.

13 Ağustos 1903 târihinde ise mahkeme olarak toplanan Dîvân-ı Harb, "Jandarma Hâlim'in tehevvürle başladığı fiil-i katli taammüden neticelendirdiğinden Mülkiye Ceza Kanunname-i Hümayununun 170'inci maddesine tevfikan i'dâmına" karâr verilmiştir. Hâlim'in yanında olan diğer asker Abbas da, hiçbir ilgisi olmamasına rağmen, Hâlim'i engellemediği için i'dâm cezâsına çarptırılmıştır. Ayrıca er Zeynel, 15 yıl; belediye fenercisi Tevfîk ise 5 yıl olmak üzere, Hâlim lehine tanıklık yapmalarının "yalancı şâhidlik" olarak kabûl edilmesinden dolayı cezâlandırılmışlardır.[11]

Yargılama boyunca vekîl olarak konsolos olarak görev yapan Rus Mandelstam, sürekli olarak saldırgan bir tavır almıştır. Hâlim'den silâhı alan Enver Bey ise mahkemeyi sonuna kadar tâkib etmiş, askeri kurtarmak için mücâdele etmiştir. Ancak bunu başaramamış ve bunun Osmanlı Devleti'nin "ebediyen namını lekedâr"[12] ettiğini söylemiştir.

Bununla birlikte olaydan sonra Sultân 2. Abdûlhâmid'e askerlerin affı için başvurulsa da, kabûl edilmemiş olduğu görülmektedir. Hattâ hükûmet, infâzın aynı gün yapılmasını emretmiştir[13]. Askerî birimler, bunu istemese de aynı gün, askerler, konsolosun vurulduğu yerde asılarak öldürülmüştür. İnfâzın iki gün sonrasında da Rusya donanması, Osmanlı sularına girmiş ve böylelikle Osmanlı'ya bir gözdağı verilmiştir. Pâdişâh ise buna Rus donanmasındaki gemi komutanlarına verilen hediyelerle, karşılık vermiştir[14].

Görünen o ki, bu olay, Rûmeli'nin Osmanlı'nın elinden çıkmasını hızlandırdığı gibi, Balkan milletlerinin Osmanlı'ya karşı hareketini de hızlandırmıştır. Ayrıca dünyâ çapında Osmanlı'nın yıkılmak üzere olduğu algısını da oldukça kuvvetlendirmiştir. Bu arada bu olayın şâhidi olan başta Enver Paşa olmak üzere, bölgeyi iyi bilen birçok subayın Sultân 2. Abdûlhâmid'e karşı güçlü bir muhâlefet başlatmasını sağlamıştır.



[1] Saygılı, Hasip, "Sultan II. Abdülhamid'in Meşruiyet Krizi: 1903'te Mitroviçe'de İlk Rus Konsolosu Grigori Şerbina'nın Öldürülmesi", Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, s.20, ss.176-177, y.2014 Bahar, Ankara 

[2] a.g.e., s.170 

[3] a.g.e., s.174 

[4] a.g.e., s.174 

[5] Saygılı, Hasip, Karadeniz Araştırmaları - Balkan, Kafkas, Doğu Avrupa Ve Anadolu İncelemeleri Dergisi, "1903 Makedonyasında Reformlara Tepkiler: Manastır Rus Konsolosu Aleksandır Rostkovski'nin Katli", s.39, ss.73, y. 2013 Güz, Ankara 

[6] a.g.e., s.74 

[7] a.g.e., s.75 

[8] The New York Times, August 11, 1903 - query.nytimes.com/mem/archive-free/pdf?res=9C03E6D81739E433A25752C1A96E9C946297D6CF 

[9] Saygılı, Hasip, a.g.e., s.78-79 

[10] The New York Times, a.g.e. 

[11] Saygılı, Hasip, a.g.e., s.81 

[12] a.g.e., s.82 

[13] a.g.e., s.83

[14] a.g.e., s.87

TÜRK'E SALDIRMAK ALLAH (c.c) EMRİ Mİ?
Hayırdır inşallah.

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış