YARIM KALAN HAYATLAR

Screenshot_2020-11-03-13-57-00-1

Ne çok şey anlatıyor şu yarım kalmış kitap. Belki de yarım kalan bir hayatın özeti. Sayfayı katladığı anda ne yaptığını ne okuduğunu ne düşündüğünü, kimse bilmeyecek.

Şanslıysa eğer, hayatta kaldıysa kendisi anlatacak. Bu fotoğrafı gördükten sonra kendi başucumdaki kitaplara baktım, içim ürperdi bir an. Bir dakikadan kısa bir sürede birilerinin hayatları alt üst oluyor. Herkesin başına gelebilir. Neden? Sadece ve sadece insan hayatına değer vermemekten.

Adamın biri kışa hep hazırlıksız yakalanır ve durmadan yakınırmış:

"Allah'ım ben de senin kulun değil miyim, neden bana da önceden haber vermiyorsun kışın yaklaştığını? Bak yine hazırlık yapamadım. Yiyeceğim yok, yakacağım yok; ben bahara nasıl çıkayım!"

Bir, iki, üç, beş...Bizimki yine hazırlıksız yakalanmış, yine yakınmış.

Derken gaipten bir ses gelmiş:

"Yağmurlar yağdırdım anlamadın, yapraklar sarardı anlamadın, soğuk rüzgarlar estirdim anlamadın. Ben daha ne yapayım?"

Depremin öldürmediğini, alınmayan önlemlerin öldürdüğünü ilkokul çocukları bile anladı da anlaması gerekenler deve kuşu gibi kafalarını kuma gömdüler.

Ne 99 depremi ne Van ne Elazığ, hiçbirisi uyaran olmadı. Olmayacak da… Çünkü balık baştan kokmuş bir kere. Bir yanda diplomalı mühendisler iş ararken, BMW'li müteahhitler, yan gelip yatan bir mühendisin diplomasını ve imzasını kullanarak kumdan kaleler yapmaya devam edecek.

Apartmanları kumdan kaleler gibi yapanlarda vicdan yok, onu anladık. Ama bir binanın yapıldıktan sonra otuma izni almak için bir takım yasal prosedürleri olduğunu biliyorum. Hiç mi bir yerde takılmaz, bu Rıza Bey Apartmanları, hiç mi işini tam yapan birilerine denk gelmez! Anlayamıyorum, aklım almıyor. Hiçbir zaman da almayacak.

Yarım kalan onlarca hayat, annesiz babasız kalan çocuklar, günlerce enkaz altında yaşam mücadelesi veren bebekler… Evsiz barksız kalan aileler… Kim verecek hesabını? Bir sonraki depremde kimlerin canı yanacak?

Çığ düşmesi muhtemel bölgede önlem alınmadı, onlarca genç insan pisi pisine hayatını kaybetti.

Memlekette donanımlı pilot kalmadı, hepsinin işine son verdiler; pilotaj hatasıyla uçak üçe bölündü.

Şehit haberleri alt yazıyla geçilmeye başladı, üçüncü sayfa haberi gibi okumaya başladık. Hangi birini sayayım ki...

Daha ne olması lazım, hikayedeki çiftçinin uyanması için başımıza daha ne gelmeli!

Bir büyüğümüz (!) buyurmuş ya; "Kıyamet alameti." diye… Kıyamet bu işte hocam, kıyamet koptu. Ayla, annesini bir daha hiç göremeyeceğini anladığı an koptu kıyamet.

Metin Altıok ne güzel demişti:

"Kıyamet çoktan koptu haberiniz yok! Siz hala her sabah güneşin doğuşuna güvenin."

Ateş yine düştüğü yeri yakacak, çemberin dışında kalanlar hayatlarına devam edecek; sorumlular, sorumluluğu ilahi güçlere atacak, sağlam yapılar yapılmasını sağlamak yerine, kumdan kaleler yapılmasına yine izin verilecek, bu kısır döngü böyle devam edecek ve biz enkaz altından çıkarılan canlar için sevinç göz yaşları dökmeye devam edeceğiz. 

OKUNACAK BİR YAZI
KONUŞMAYI BİLMEK

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

By accepting you will be accessing a service provided by a third-party external to https://www.tahtapod.com/