By accepting you will be accessing a service provided by a third-party external to https://www.tahtapod.com/

ÜMİT ÖZDAĞ İYİ YETİŞMİŞ TÜRK MİLLİYETÇİSİ DİR

Ümit Özdağ İyi Yetişmiş Bir Türk Milliyetrçisi dir

Ümit Özdağ Türk milliyetçisi birisi dir. O'nun bilgi, birikim ve üretkenliğinden korkanlar sürekli ismi üzerinden senaryo yazıp, komplo üretiyorlar.

Adamın öz güveni yerinde, özgül ağırlı yüksek ve geleceğe dair öngörüleri tutuyor. Öngörülerinin tutması bilim adamlığı sayesinde oluyor ama aynı zamanda siyasetçi olduğundan; liderlerine biat etmiş, öz güven fakiri embesil vekildaşları kendisinin siyaseti, bilgisi ve birikimi karşısında ezilince bu sefer efendilerine yaranmak adına sindirmek ve susturmak için iftira müessesesini devreye sokuyorlar.

Adama neler yapılmadı ki. Sene 2006. PKK dahil; "Terör örgütleri, emperyalizm ve şehitlerimiz" üzerine konferans verirken yine "Devletçilik" adına salonu basıldı. Liderliğe soyununca CIA, MOSSAD ajanı yaptılar vaz geçince de aynı insanlar yanlarına önemli ikinci has adam olarak kabul ettiler.

Bu aralar hükumet adına yapılan yanlışlara vurgu yapıp Suriye bataklığını anlatıp Türk milliyetçisi birisi olarak akademik araştırmalarını ve sonuçlarını siyasetçi kimliği ile ikna gücünü de kullanarak ulusal yayın yapan bir kaç TV Programında topluma anlatamaya başlayınca; yine aynı adamlarda aynı tedirginlikleri yarattığı için aynı kumpasları devreye sokmaya başladılar.

Neymiş; Ümit Özdağ o imiş, bu imiş, şu imiş. Hadin oradan. Ümit Özdağ halis muhlis Türk milliyetçisidir. Zerre kadar aklınız olsa o masanızdaki tuzlukları ortadan kaldırır adamın bilgisinden, birikiminden faydalanma yoluna gidersiniz.

Türk milliyetçileri akıllarını başlarına toplamak zorundadır.

İçimizde en yetişmiş nitelikli değerlerimizi bile yine kendi kendimize refüze ettirmeyi başarıyorlar. Düşünebiliyor musunuz hocaya en büyük aşağılanmayı; sorulduğunda "Türk milliyetçisiyim" diyen birsi yapıyor.

Utanmaz arlanmazlar; kozmik odanın anahtarını, yani devletin namusunu peşkeş çekmiş maaşlı adam orada, hatta yanınızda otururken; hangi yüzle Ümit Özdağ'ı karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası başlatabiliyorsunuz.

Bu ne denli ahlaksızlık, şerefsizliktir ki; daha dün kader birliği yapıp, sırt sırta verdiğimiz dava arkadaşımıza siyasal İslamcıların dümenine takılıp, aşağılaya biliyorsunuz.

Devletin namusu kozmik odanın anahtarını peşkeçci pezevenge vereceksiniz tüm sırlar ifşa olacak. Devletin yetiştirdiği güzide evlatları maf-u perişan olacak, bütün bunların müsebbibi gafil öyle bir keyifle "Mevlam verdikçe veriyor" diyecek....

Ve ne tesadüf ki; aynı MİT kanunu sanki kıçlarında mühürlü şekilde analarından icazetli gelmiş bu insanları bağlamayacak öyle mi.

Peki gün geldiğinde kıçlarınızdaki o icazetli mühürler dağlandığında ne yapacaksınız peki. Muhalefetin tüm uyarılarına rağmen yanlış dış politikanız ile harcadığınız, mağdur ettiğiniz insanların akıbetlerini ve haklarını sorgulamak mecliste vekil olmanın gereği değil mi.

Dolayısıyla hatalarınızın aşikarlığını millete en anlaşılır şekilde anlatma yürekliliğini gösterenlere karşı; beslediğiniz puşt kalemlerle kurmaya çalıştığınız kumpaslar hiç kimseyi yıldırmayacaktır hele ki; çok iyi yetişmiş bir Türk milliyetçisi Prof. Dr. Ümit Özdağ'ı asla.


Rusya Devlet Başkanı Putin Recep Tayyip Erdoğan'ı ağırladı (mı)

Putin denen adam 17 yaşından beridir KGB tarafından Rus milliyetçisi olarak yetiştirilmiş bir devlet adamı.

Ya bizimkisi; o da 17 yaşından beridir cumhuriyet değer ve kazanımlarına karşı savaş verme motivasyonu ile yetişmiş bir insan. Öyle Balgat eklemlemesi ile milliyetçi olunabilseydi bunun patentine sahip olanların ikametgahı Balgat değil Çankaya olurdu.

Putin öyle bir adam ki düşünebiliyor musunuz; 36 şehidimizin katili olup, hesabının sorulabileceği gibi bir endişeye kapılmasını bırakalım; hesap soracakları arsızca ve alçakça ayakta bekletebiliyor. Nasıl bir halde olduğumuzu düşünüyorlar ki; bu kadar cür'etkâr olabiliyorlar.

Tabi ki at sahibine göre kişnermiş. Milli onuru kim kaale alır ki; seçim arifesi olsaydı bakın o zaman ne "Öne minute"ler show'unu izlerdik.

Yapılması gereken neydi; "Sayın Putin müsait değiller her halde" veya "Randevu saati mi yanlış verildi" şeklinde bir çıkış yapmak gerekirdi ama elbette bu resti çekecek güce sahip olmak lazım. O gücümüz de Suriye bataklığına heba edildiği için üzerine gidilemiyor doğal olarak.

Adam resmen Türk heyeti üzerinden Rus milletine güç gösterisi yaparak motivasyon takviyesi yaptı. Belki o da; Rus milliyetçiliğini ayaklar altına alınası bir duygu, düşünce olarak görseydi milletinin gönlünü okşayacak bu show'u yapmayı düşünmezdi.


Yeniçağ Yazarı Murat Ağırel'in tutuklanması

Eğer bir ülkede akla, vicdana ve izana gelmeyen ani ve aynı zamanda seri tutuklamalar oluyorsa bilinmelidir ki; o ülkede özellikle yöneten konumunda olanların ya gaflete düştükleri ki; bunu fetö'de gördük ya da; yönetememekten kaynaklı panik halinin yarattığı korkunun dışa vurumu söz konusu demektir.

Yeniçağ Yazarı Murat Ağırel'in tutuklanması da bu minvalde gerçekleşmiştir. Çünkü gözü pek cesur bu tür gazetecileri ve bunlar üzerinden diğer gazetecileri susturarak göz dağı vermek istiyorlar ki; ülkeye ve Türk milletine yapılan ihanetler ortaya çıkarılmasın diye.

Ben ülkemin içinden geçmekte olduğu süreci böyle görüyorum. Cumhur ittifakı kendi vesayetini tam oturtana kadar; yani öyle bir gelecek tasavvur ediyorlar ki; yedi göbek sonralarını bile koruyacak vesayetleri oluşsun istiyorlar.

Mümkün mü, elbette asla mümkün olmayacak.

Ben mi kimim....

Birilerine; biat etmek adına köleliği içselleştirerek öyle ki azaltığı kabul etmeyen iflah olmayan köle değil; özgür düşünceli demokrat Türk milliyetçisiyim.

İnsanlığın ortak dininin güzel ahlak olduğuna inanıyorum ama özelde benim dinim İslam dır. Dinimi nasıl yaşadığımı anlatma ve gösterme ihtiyacı duymam. Nasıl bir Müslüman olduğuma dair birilerinin vereceği hüküm umurumda olmaz ama her insanın benim için "Güzel ahlak sahibidir" demesi çok önemlidir.

Laiklik tüm dinleri koruyan ortak bir şemsiyedir.
Ondandır ki; ülkemizde laiklikten ödün verildikçe fetö gibi yapılar kuluçkaya yatmak için uygun rahmi bulmakta zorluk çekmediler.

Yobaz ve selef-i tasallutundan kurtarılmış bir İslam dini; laikliğin teminatı altında ve Türklerin inisiyatifinde insanlığa arz edilirse; bu bir ütopyadır deseniz de; inanıyorum ki insanlık kurtulabilir. Belki de böyle bir ihtimal zuhur etmesin diye biz Türkleri Arap çöllerine ve onların zihniyetinde bir savaş kültürü içine çekerek iyice ığdış etmeye çalışıyorlar.


Evet, İdlib'de ne işimiz var

Değil mi ki sen; "Ben BOP başkanıyım" dedikten sonra terörü sıfır nokta alıp bugünkü seviyelere gelmesinin musebbibisin...

Değil mi ki sen; cumhuriyet tarihin en büyük ihanet şebekesi fetö'yü AKP'nin rahminde kuluçkaya yatırıp, gürbüz bir oğlan olarak doğurtup sonra da 15 Temmuz ihanet süreci olarak milletin ve devletin başına bela edensin...

Değil mi ki sen; siyasi rant gereği 40 bin kişinin katili Apo'ya ısmarlama mektup yazdırarak devletin itibarını yerle yeksan edensin...

Değil mi ki sen; yine sadece ve sadece siyasi rant için evlatlarımızın katiline itibar iadesi yapıp, devletin TV'sinde konuk olarak ağırlayasın...

Değimi ki sen; Türk Ordusu'nun genel kurbay başkanı dahil en gürbüz ve yetenekli askerlerine Ergenekon ve Balyoz kumpasları kurulup, hapislere atılırlarken onlar için açılan davaların savcısıydın...

Ne malum; ülkemizin içinde bulunduğu ahvalin nedeni hala BOP projesi eş başkanlığınızın şahsınıza tevdi ettiği görevin ifası olmadığı.

İnanmam için güvenmem gerekiyor. Zerre miskal sana da, sana eklemlenenlere de inanmıyorum, güvenmiyorum.

Dolaysıyla da "İdlib'de ne işimiz var" demeye elbette devam edeceğim. Çünkü senin ne yapmak istediğinden emin değilim. Tek emin olduğum husus; sana güvenmemektir.


36 İdlib Şehidimiz ve HDP

HDP, meclisteki diğer partilerin Türk askerine yapılan kalleş saldırıyı kınamak amacıyla hazırlayıp, altına imzalarını attıkları aşağıdaki metni imzalamadı.

HDP denen bu partinin; mecliste hala yer alıp meclisi yönetmeye, maaşlarını almaya, ülkemizi ve yüce Türk milletini temsilen uluslararası organizasyonlarda bulunmaya ve milletvekili özlük haklarından yararlanmaya devam ederlerse; bunlar da dahil olmak üzere diğer partilerin milletvekillerinin kursaklarından geçen her kuruşumuz haram zıkkım olsun.

Milli hislerimizi, hassasiyetimizi ve bütünlüğümüzü dile getiren söz konusu metne; bu devlete ve millete hiç bir şekilde aidiyet duymayarak imza atamayı red edecek olanlar ancak ve ancak Esad' ın meclisinde olanlardır.

Meclisin ilk toplantısında şimdilik daha acil olan hususlar görüşülebilir ama ikinci toplantısında bu HDP denen partinin yerle yeksan olması için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır, öyle ki; yeşerdiği yerin dibi kurtulsun.

Eğer değişen bir şey olmayacaksa; buradan tek anlam çıkar o da; HDP'nin varlığından öyle veya böyle bir şekilde diğer partilerin siyaseten nemalandıkları söz konusu demektir. Özellikle bu anlamda CHP ve AKP'nin kararlılığı çok önemlidir. Çünkü her iki parti konjonktüre göre HDP'nin siyasi tavırlarının sonuçlarından yararlanma yoluna gitmektedirler.

Bütün belalar bu metnin ruhuna halel getirecek ilk siyasi liderin üzerine olsun. Allah onun elindeki bütün inisiyatifi alıp en layık olana versin inşallah.


Kısa kısa....

O arsızca sırıtmanın arkasında; geçmiş cumhuriyet dönemi boyunca ortadan kaldıracağız dedikleri ve istedikleri sonucu da aldıkları "Ordu vesayeti"ne vurdukları darbenin keyfiyeti olabilir mi acaba.

Cami de içki içtiler, turizm gelirleri, turist sayısı, dolarlar ve yurolar ve devamında karşılıklı gülücükler. Bekli de yalnız kaldıklarında kendi aralarında "Nasıl da koyduk ama" muhabbeti dönüyorduk.

Dışarıda camilerden sela sesleri geliyor. Musalla taşından bir Mehmetçik kalkıyor diğeri yatırılıyor. Hükumet edenlerde ise; "Mursi hassasiyeti" kadar bile üzüntü hissettirmeyen, adını yukarıda kısmen koyduğum bir keyfiyet içinde sırıtmaya devam ediyorlar.

Bu devlet, bu millet, bu coğrafya nelere şahit olmadı ki. Ama bence siz akıbetinizi şimdiden tahmin edin ki; bel ki faydası olur.

...

Vallahi bu ülkenin geleceğinden sürekli endişe duydum ama bugün tedirginliğim daha da arttı.

Düşünebiliyor musunuz; musalla taşına teker teker boylu boyunca uzanmış evlatlarımız cennete uğurlanmak üzere beklerken; adam turizm gelirlerinden, paradan puldan, "Camide içki içildi" provokasyonundan bahsedip, muhalefete gönderme yapma derdinde.

Bugün sen bunu yaptın ya be muhterem; senden bunun hesabını ilk fırsatta sormayan muhalefet namert olsun, canı cehenneme olsun.

Yahu bir şehidin tabutunun başına git hüznünü görelim be. Ne o; cesaretin de yok, yüzün de yok değil mi.

Bu kadar vicdan-i kontrolsüzlük; olsa olsa akıl sağlı probleminden olup, başka da bir açıklaması mümkün değil.

...

Saldırıya uğrarsak Nato üyesi olarak yardım istemek hakkımız. Ancak Suriye Devletinin kendi iç problemine müdahale ederek biz Suriye'ye girdik. Birleşmiş milletlerin meşru gördüğü Suriye yönetimini kendi kendimize gayrı meşru ilan etmemizden bakın işte Rusya tınmadı bile. Çünkü Rusya'yı oraya BM'ye kayıtlı meşru Suriye devleti davet etti.

Biz orada bulunmamızı sınır güvenliğimizi sağlama meşruiyetine dayandırıyoruz ama sürekli kullandığımız cümle ise ''Esad gidecek''

Adama sormazlar mı; senin sınır güvenliği bahaneni anlıyoruz da; Esad'ın gidip gitmeyeceğine karar verecek olan Suriye halkının tercihinden size ne.

...

Lal olasın inşallah. Konuşmak için çok hevesin olsun. Kin ve öfkeni öyle büyük bir arzu ile kusmak isteyesin ki; ıkınasın ıkınasın ama kuru nefes dışında dudaklarından bir söz çıkaramayasın inşallah.

Mehmet Soral

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

FABRİKA AYARLARINA DÖNMEK
FİL HİKAYESİ VE TÜRK MİLLİYETÇİLERİ
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış