ZAMAN ALGISI, VAR OLMA VE TABİATIMIZ

zaman3

Einstein, Sartre ve Allah… Başlığın ilk aklıma çağrıştırdıkları şeyler bunlar oldu. Sahi ne zamandır, bir şeyler hakkında yazmıyorum ki? Çok okunma hastalığına kapıldım kapılalı bir şeyler "düşünemez" olmuşum.

Konuyu bağlayamama ihtimaline karşılık şurada birkaç kelam etmeden de durmak istemiyorum. Zamanı değiştiren prens Einstein "zamanın bir illüzyondan başka bir şey olmadığı" konusunda dünyaya acayip bir nutuk çekmişti. Esasında eleştirel düşünmeyi ve sorgulamayı kendisine şiar edinmiş bilim bile Newton'un fizik kanunlarını "sorgulamaktan" çekindi. Kabul görülemez bir tavırla bilim dünyasını ayağa kaldırmaya çalıştılar. Sonuç ne oldu peki? Einstein haklıydı. Newton'un söyledikleri evreni açıklamaya yetmiyordu. Güneş'in gerdiği uzay – zaman çizgisindeki boşluk Dünya'nınki ile birleşince soluk mavi nokta (Carl Sagan böyle der) bir yörüngede milyarlarca yıldan beri yaşamı oluşturdu.

Peki Einstein var olma felsefesine ne katmış olabilir? Sartre romantik hümanizmi ve buhranıyla Einstein'ın hız denkleminde nerede olabilir? Einstein bildiğim kadarıyla şunu der:

"Bir cisim ne kadar hızlanırsa zamanı da o denli yavaşlar. Işık hızına ulaştığı anda ise zaman algısı sıfıra iner."

Buradan şuna mı inmemiz gerekiyor, ne dersiniz ?

"Düşünce bizi zaman çizgisi halinde durağan haline getirir. Hızımızı keser. O yüzden zaman geçmek bilmez. Buhranlarımızın, varoluşsal saçma sıkıntılar belki de zamanı yavaşlattığımızdan kaynaklıdır. Hareket etmemek belki de bizim için bir ölüm fermanıdır."

Sartre'miz bir eserinde bakın ne diyor:

"Anlam verilmek istenirse, hayatın bir anlamı vardır. Önce hareket etmek, bir işe girişmek gerekiyor. Daha sonra düşünüldüğünde zarlar atılmış, insan bağlanmış olur."

Hareket, zaman yavaşlığında insanı boğulmaktan kurtarır. Kapitalizmde çektiğimiz sıkıntı da içsel bir boğulma değil mi zaten? Eğlence arayışlarımız, kadehlerimiz, bencilce sağda solda patavatsız sözlerimiz ve davranışlarımız boşluğumuzun eseri değil mi? Bir yandan kapitalizm bizi hıza alıştırıyor, sürekli hareket halinde tutuyor.O zaman bu savlara göre bizim bu boşluğumuzun dolması gerekmiyor mu?

Elbette hayır.

Benim dediğim fiziksel hareket. Yani bir doğru boyunca oluşturduğumuz hareket. Bunun anlam dünyasında adı "hedef". Yani gaye, amaç, nihai sonuç… Çünkü evrende bütün her şey bir nihai sonuç için hareket eder. Her şey bir nevi sonunu getirene kadar bir yörünge çizer. Kapitalizm ise bize amaçsız bir hareket sunuyor. Oyalama, süsleme ve sonra değersizleştirip atma üzerine bir hayat veriyor. İnsan, eşya fark etmiyor. Kullan – at felsefesi hakim.

Şu söylediğim Müslüm Gürses'in parçaları gibi evrensel bir şey bence. Ne mi diyorum?

"Hedefi olan her hareket zaman algımızı sıfıra çeker."

Hehehe. Yazıya başlarken böyle laflar edeceğim hiç aklıma gelmemişti. Fakat milyon tane gözlemden çıkardığım sonuç bu. Ne zaman hedefsizlik başıma gelip hareketsiz kalsam bir hümanist boşluğu oluşuyor içimde. İnsaniyet namına hiçbir şey hissetmiyorum.

Ya tabiatımız bu konuda bize ne diyor? DNA'mızın %95'inin hala avcı – toplayıcı genlere sahip olduğunu biliyor muydunuz? Bu bizim yaşamak için yemek, hareket halinde olmak, mücadele etmek, korumak, sığınmak, işbirliği yapmak gibi hayati fonksiyonlara sahip olduğumuzu gösteriyor. Bugün ise çıkar ilişkileri içinde boğulan, işbirliğine yatık olmayan, bireyselliği tanrılaştıran, her şeyi hunharca tüketen ve hareketsizliğe iten birSapiens olmadık mı? İçimizdeki bu amansız boşluk çok adilane bir şey gibi duruyor. Haksız mıyım?

Kutsal kitaplara olan inancınız ne yönde bilmiyorum ama ben inandığımdan Allah, elçisi peygambere İnşirah Suresi'nde şöyle sesleniyor :

" Senin için bağrını açmadık mı?

Senden o yükünü indirmedik mi?

O sırtında sana eziyet veren yükünü!

Senin şanını yüceltmedik mi?

Demek ki, her zorluğun yanında bir kolaylık vardır.

Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var.

Bu yüzden boş kaldığında yine kalk yorul!

Ve ancak Rabbin'den ümit et, hep ona doğrul!"

Bu kitabı Muhammed yazmış olsa bile söylediğim şeylerle paralel değil mi? Tabiatımıza ihanet etmenin ne anlamı kalıyor ki?

O yüzden bu bünyenin sloganı artık bu :

"Bekleme, davran!"

TÜRKÇÜLÜK ve TÜRK BİRLİĞİ
Kıyama Duran Taşlar

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış