tahtapod.com | Blog

DİSTOPİK BİR KURGU - Dünyâ Savaşı'na Girmeseydik Ne Olurdu?

​ Mâlum iki gün evvel 1. Dünyâ Savaşı'nın "resmen" sona erişinin 100. yılıydı ve bu savaşın en önemli aktörlerinden biri de bizdik. En çok konuşulan konulardan biri, savaşa girmeseydik ne olurdu sorusudur. Elbette târihçilik açısından yaşanmamış şeyler üzerinden hareket edilemez. Ancak kurgu yapılabilir. Ama başarılı ve gerçekçi bir kurgu için de çok iyi bir târih bilgisi gerekir. Halil İnalcık Hoca, iyi bir târihçinin, iyi bir edebiyâtçı olması gerektiğini söyler. Belki de, ileride, aynı zamanda bir edebiyâtçı olarak, bu kurguyu daha da genişletip bir romana bile dönüştürebilirim. Hayât... Neyse, tekrar kurgumuza dönelim... Bana göre bölgemizin şekli şöyle olurdu: Öncelikle kesin olarak bil...
Devamını okuyun
  0 yorum

MEKTEB-İ HARBİYE’NİN KURULUŞU VE İLK ZAMANLARI

​ Giriş Osmanlı Devleti 18. yüzyılın başlarından itibaren "gerileme dönemi" olarak adlandırılan bir sürece girmiştir. 18. Yüzyıl başlarında zaman zaman Osmanlı zaferleri görülüyor olsa da birçok savaştan mağlup ayrılmış ve toprak kayıpları yaşamıştır. Dönemin padişahları kötüye giden bu durumu fark etmiş olsalar bile çözüm bulunamamıştır. Özellikle Avusturya ve Rusya karşısında alınan mağlubiyetler, Osmanlı Devletini askeri alanda reformlar yapmaya itmiştir. Dönemin padişahları ve devlet adamlarının yapmış olduğu reformların bazılarına bakacak olursak; Mühendishane-i Berr-i Hümayün ve Bahr-i Hümayün'ün açılması, Avrupa'dan askeri uzmanlar getirilmesi, topçu ocaklarının açılması ve eğitim ver...
Devamını okuyun
  0 yorum

Osmanlının Yanlış Ata Oynaması Ve Kaybetmesi

Osmanlı Neden Kaybetti? ​ Gerçekte iki farklı Osmanlı vardı. Halifeliğe kadar olan Osmanlı, namı-ı diğer Türk İmparatorluğu ile Halifelikten sonra Araplaşan İmparatorluğumuz…Ve Araplaştıkça daha çok batan koca İmparatorluğumuz…Aslında Türkler için her şey güzel gidiyordu ta ki Halifelik sevdasına düşülene kadar… O günkü şartlarda Halifeliği olmazsa olmaz gören Yavuz Sultan Selim ile akıl hocası Şeyh İdris-i Bitlis-i ve diğerleri Memlüklülerin elinden Abbasi halifeliğini almak için Mercidabık ve Ridaniye savaşlarını tertip ederler, bu savaşların sonunda, kılıç zoruyla artık halifelik Türklerindir. 1517) Ama çok büyük bir sorun çıkar, çünkü Arap dünyası halifeliğin kendilerinden alınmasın...
Devamını okuyun
  0 yorum

İlimsiz

Be hey ahmak! Hani nerde Sahn-ı Semân-ı Fatih,
Ne oldu da medreseden önce ilim kovuldu,
Bir bir eksildi Felsefe, Fen, Geometri, Tarih,
Kur'an mehcur bırakıldı, bir kenara konuldu.

Devamını okuyun
  0 yorum

GÜNDEME DAİR

Eveleme geveleme; Adımız da şanımız da Türk Sayın muhterem, Osmanlı çok değil, bir yüz yıl daha yaşamış olsaydı; ''Türk'' isminini ancak Orhun abidelerinde okuyabilecektik; sizler de bundan son derece memnun olacaktınız. ... Osmanlı millet ise; niçin hiç gocunmadan o milletin adını söylemiyorsunuz. Millet-i İbrahim diye bir millet olmaz; olsa olsa O'nun tebaasında olanlar olur. Lütfen danışmanlarınız millet ile ümmet kavramlarının aynı şeyler olmadığını size izah etsinler. Sizi mahcup edenlerden danışman olmaz. ... Bugün yaptığınız konuşmada millet üzerine tarifler ve yine bu tarifler üzerine bina ettiğiniz genel konuşmanızda kullandığınız kavramların hiç birisinin sosyoloji biliminde yapıla...
Devamını okuyun
  0 yorum

BİR CUMHÛRİYET İRONİSİ: BİTMEYEN TARTIŞMA -Tanrı mı, Allâh mı?-

​ Geri kalmış toplumların en büyük sorunlarından ve geriliğinin işâretlerinden biri de, tartışmaları hep sözcükler üzerinden yürütmeleri ve bir türlü konuların özüyle ilgilenmemeleridir. Günümüzde maâlesef, bunu Türkiye'nin bütün kesimlerinde, hâlâ görebiliyoruz. Türkiye'nin cumhûriyet döneminde en uzun süre devâm eden, en anlamsız ve saçma tartışması, Allâh mı, yoksa Tanrı mı tartışmasıdır. Ancak ilginç bir şekilde bu tartışma, Türklerin dînî kurallara göre yönetilen yüzlerce yıl boyunca gündeme gelmeyip, laik kurallara göre yönetilen dönemde başlamış olmasıdır. Bu üzerinde durulması gereken bir durumdur ve bunu yapacağım. İşin İslâm ilâhiyâtı açısından yorumuyla -benim alanım, konum ve ilg...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kutlu Altay Kocaova @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

EĞİTİM VE GENÇLİK

     20.Yüzyılın başlarında emperyalizme karşı verdiğimiz Ulusal Kurtuluş Mücadelesi, Atatürk Türkiye'sinin kurulması ve cumhuriyetin ilan edilmesiyle sosyal, ekonomik ve kültürel alanda da devam etmiştir. Osmanlıdan kalan feodal toplum yapısının yıkılması ve sosyo-ekonomik yapının siyasal, kültürel, eğitsel anlamda da ortadan kaldırılması için büyük devrimler yapılmış, önemli atılımlar gerçekleşmiştir. Cumhuriyet kadrosu, Türk ulusunun Osmanlıda ki tebaa, kul anlayışından sıyrılıp yurttaşlık bilincine sahip olabilmesi, aklın ve bilimin çağdaş uygarlığa erişebilmede müspet yol göstericiliğine inanabilmesi için büyük sıçrayışlar gerçekleştirmiştir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile ...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Kaan Eroğuz @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

Atatürk’ü Müfredattan Kaldırabilirsiniz Ama Kalbimizden Asla!

AKP iktidarında eğitime verilen zarar, Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde verilmedi desem yanlış bir cümle olmaz. 15 yılda eğitimi öyle bir hale getirdiler ki artık kurdukları sistemi kendileri de tanıyamıyor. Eğitim bir milletin can damarlarından biridir. Bir devletin gelişmişlik düzeyi çocuklarına verdiği eğitimle ölçülür. Çocuklarını çağdaş, bilime uygun, fikri hür vicdanı hür yetiştiren devletler geleceğe güvenle bakabilirler. Çünkü çocuklar geleceğimizdir. Yarının doktorları, mühendisleri, mimarları, sanatçıları, başbakanları, Cumhurbaşkanlarıdırlar. Bu kadar önemli bir konuya iktidarın yaklaşımı maalesef ciddiyetten uzak. Geleceği düşünmeyen, çağdaş, bilimsel eğitime önem vermeyen, te...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Barış Atagün @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum

TARİH ve GÜNÜMÜZ PERSPEKTİFİNDE %1 MESELESİ

​%1 neyi bekliyor? ​ İkinci Abdülhamid tahta çıktıktan hemen sonra Avrupa tarzında ilk anayasamız yapılmıştı.  İlk anayasamızın 18. maddesi şöyle idi... "Devletin resmi dili Türkçe'dir ve Osmanlı fertlerinden her birinin devlet hizmetinde istihdam olunmak için resmi dili bilmesi şarttır" Meclis açıldıktan kısa bir süre sonra devletin resmi dili Türkçe olmasına rağmen ermeni ve rumlar kendi dillerinin de resmi dil olarak kullanılması için uğraştılar. Milletvekili olmak için de anayasaya göre Türkçe bilmek zorunluydu. Özellikle Arabistan'dan gelen vekiller 'Türkçe bilmiyoruz' diye(bildikleri hâlde) bu şartın değismesi ile ilgili teklifte bulundular. Bu talepler çoğalınca o dönemin ön...
Devamını okuyun
  0 yorum

2. Abdülhamit ve Hamidiye Alayları

Bu askeri birliklerin aşiret mensuplarından oluşması, aşiretlerin devlete olan güven ve bağlılığını arttırıyordu. Böylece Doğu ve Güneydoğuda olası bir emperyalist devletlerinin oyunlarının önüne geçilmiş oluyordu. Hamidiye Alayları 2.Abdülhamit tarafından Doğu Anadolu ile Filistin bölgelerinde sosyal, siyasal hayatı düzenlemek için kurulmuştur. Abdülhamit Han, Avrupalı Devletlerin istedikleri reformların Osmanlı içinde bölünme ve huzursuzluğa sebep olacağını iyi biliyordu. Bu sebepten ötürüdür ki bütün gücünü Doğu Anadolu'yu kurtarmaya elde tutmaya, orada bir Ermeni devletinin kurulmasını engellemeyi, Rum ve İngiliz sömürgeciliğini azaltmayı planlamıştır. Bunun için birçok politika takip ed...
Devamını okuyun

Telif Hakkı

© Sezer Emlik @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.