SALI'DIR SALLANIR

Yine bir Salı sallamaları gününü geride bıraktık...

Salı, irili-ufaklı bütün siyasilerimizin eteğinde birikmiş ne kadar yalan, dolan, iftira, çamur, küfür, hakaret, palavra varsa döküp saçma, saçıp sıvama günü...

Küfrün bini bir para...

Zavallı Salı...

Zavallı ve bahtsız gün...

****

Yazın bir kenara, "Bahtsız Salı'yı her hafta siyaset esnafı ponçiklermiş".

İşte bu yüzden, Salı günleri de dahil, mümkün olduğunca siyasileri takip etmemeye çalışıyorum; ekranda rastlarsam kanalı değiştiriyorum...

Çünkü insafsız Müslüman'ı çoktan yapmışlardı.

Muhalefetsiz ülke yapmayı da bir şekilde başardılar.

Şimdi insansız tank yapacağız deyip, adım adım insansız ülke yapıyorlar...

Ardından seçmensiz "oy" yapıp teknolojinin zirvesine konmak var...

Kılçıksız balık, kemiksiz tavuk...

Beyinsiz vatandaş...

Azzzz sonra!

***

Beyinsiz vatandaş dedim de; bir zamanlar "Kırmızı Halı" müdavimlerimizden olan ve şimdi "Kırmızı Bülten" ile aradığımız Salih Müslim adlı terörist, Çek Cumhuriyeti'nde tutuklanmıştı. Dünya liderimizin ağırlığı sebebiyle ülkemize teslim edecekler diye beklerken, serbest bırakmışlar it oğlu iti...

Hazır hükumet ve sair siyasetçilerimizin Çekya sallamaları başlamışken; İsrail'i sokağa Coca Cola döküp, Hollanda'yı portakal bıçaklayıp, Trump'ı turp ısırarak protesto edip yedi düvele diz çöktüren yurdum insanının, Çekya Cumhuriyetini evdeki çekyatları yakarak protesto etmesini bekliyoruz efendim...

Aralarında ticaret erbabı olup da, "birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan bu günde" çek koçanlarını yakarak bu büyük protestoya katılmayan vatan hainidir, FETÖ'cüdür...

Hadi bakalım...

Yarın öğle namazından sonra, Yenikapı miting ve gösteri meydanında, siluet söküp atan binaların dibinde buluşuyoruz...

***

Sallamasyon konuşan, palavra sıkan, seviyesizliğin doruğunda vıcık vıcık dolaşan, sadece siyasetçiler değil;bazı akademisyenler çıtayı resmen bulutlara yükseltti...

Bunların Salı'sı, Cuma'sı hiç yok...

Türkiye Cumhuriyeti ve onun kurucu liderine sövmek için zaman-mekan, gün, ay, saat fark etmiyor...

Hz. Nuh'un cep telefonu vardı, gemisi yüksek teknoloji ürünüydü ve nükleer enerji kullanıyordu. Google'u Abdülhamit buldu, Küba'da minare vardı derken şimdi bir ilahiyatçı öğretim görevlisinin mabadından uydurduğuna göre, 1924'ten itibaren Bursa ve Çanakkale'de camiler kapatılıp genelev yapılmış. Çünkü Lozan'ın gizli maddeleri bunu emrediyormuş...

Bak sen...

***

Adam(!), hem Lozan'ın gizli maddeleri olduğunu iddia ediyor, hem de bu maddelerin bizim elimizde olmadığını söylüyor.

Biri de çıkıp bu şaklabana, "Lozan'ın bu maddeleri gizliyse ve üstelik bizim elimizde yoksa sen nereden öğrendin arkadaş? Acaba E-devlet'te soy ağacını ararken mi çıktın o caminin avlusuna?" demiyor...

Zaten bu Lozan'ın gizli maddeleri konusu hepten ayağa düştü. Ellerinde değil, hiç görmediler ama var olduğunu biliyorlar...

Nasıl bir gizlilikse artık...

Bu cami ve kahve cemaatinden hiç bir şey kaçmıyor arkadaş...

Gizlemek için o kadar da uğraşmıştık aslında...

***

Bu herifleri bir şey sanan yurdum insanı, Lozan'ın başka gizli maddeleri var mı diye merakla, böyle uçuk-kaçık, deli, az deli, zır deli arkadaşların beyanatlarını beklerken, ben de merak ediyorum ve diyorum ki:

"Daha ne kadar sürecek bu bekleyiş?
Ne zaman mutlu haberi alıp fesi havaya atacağız? Ne zaman böyle fasa fiso adamlardan kurtulup çılgınca sevineceğiz? Ne zaman gülecek yüzümüz?"

***

Birde şu "Cep telefonunu Hz. Nuh buldu, Google'u Abdülhamit icat etti. Cumhuriyet döneminde camileri genel ev yaptılar, Kurtuluş Savaşını keşke Yunan kazansaydı" vs şeklinde üfüren arkadaşlara, "Cami avlusunda ananas aldırdım, bozuk çıktı" desem ne olur?

***

Unutmadan söyleyeyim: İyi ki TLC var, siyasetçileri hiç göstermiyor. Erdoğan'ı bile...

Gerçekten...



27.2.2018

DEVRİM
NEM KALDI

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış