ÖĞRETMENE SAYGI, DEVLETE SAYGI-2

​Eğitimde gıptayla baktığımız ülkelerin başarıları öğretmene verilen değer oranındadır. Tarihimizde de gıpta ile bakılacak dönemlerimiz olmuştur elbette. Bunlardan biri de Cumhuriyetimizin kuruluşundan 1950'ye kadar olan dönemdi. Doğaldır ki öğretmenlik mesleğinin saygınlığı için özel bir çaba sarf edilmiş ve eğitimdeki atılımlar da peşi sıra gelmişti. 1950'lerden sonraki dönemlerde öğretmen statüsünün zayıflatılması sonucunda eğitim işlerinde de işler pek yolunda gitmemiştir. Öyle ki 1950'den günümüze Avni Akyol dışında öğretmen kökenli bakanımız bile bulunmamaktadır. Sağlık Bakanı doktordan olur, Maliye Bakanı ekonomiciden olur, Adalet Bakanı avukattan olur ama Milli Eğitim Bakanı öğretmenden olmaz. Çünkü 60 senedir saygınlığını azalttığımız o insanlara güvenmiyoruz.

Eğitimciler bilir; öğretmen saygınlığı denince Atatürk'ten sonra ilk akla gelenlerden birisi de Mustafa Necati'dir. 20 Aralık 1925'den öldüğü tarih olan 1 Ocak 1929'a kadar üç yıl bakanlık yapan Mustafa Necati, daha çok öğretmenlik mesleğinin gelişmesi ve öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi için çalışmış bir bakan olarak dikkat çekmiştir. Ağırlıklı olarak eğitimin icraat yönüyle uğraşan Mustafa Necati, öğretmen yetiştirilmesine büyük önem vermiştir. Mustafa Necati, idealist, milliyetçi bir bakan olarak, öğretmenlerin yeni rejimin ideolojisinin yayıcısı olduklarını sürekli telkin etmiştir.1

Mustafa Necati'nin bakanlık yaptığı sürede gerçekleştirdiği işler şöyle sıralanabilir: Genel Eğitim Yasası 1926 yılında meclisten çıkartıldı. Bu yasa ile Talim Terbiye Dairesi, Dil Heyeti, Maarif Eminlikleri kuruldu. Bundan başka yeni bir ilkokul programı hazırlanarak, toplu öğretim uygulamaya konuldu. 1925'te Ankara'da Musiki Muallim Mektebi ile Konya'da Orta Muallim Mektepleri açıldı. Latin alfabesinin kabulü ve bu harflerin öğretilmesi ile ilgili okuma- yazma seferberliği çerçevesinde Millet Mekteplerinin açılması hep O'nun bakanlığı döneminde gerçekleştirilen faaliyetlerdendir.2

Yeni atadığı öğretmenleri kaderleriyle baş başa bırakmaz, onlara mektup yazar, istedikleri bir şey olup olmadığını sorardı. Valiliklere ve Milli Eğitim Müdürlüklerine genelgeler göndererek öğretmenlerin kişisel sorunları, karşılaştıkları zorluklarla ilgilenilmesi talimatı verirdi. Ona göre öğretmenlik mesleğinin saygınlığına ve otoritesine gölge düşürülecek davranışların hoş görülmesi mümkün değildi. Hatta Cumhuriyet balolarında da küçük şehirlerde tüm öğretmenler, büyük şehirlerde ise öğretmen temsilcileri davetliler arasına Mustafa Necati zamanında alınmışlardı.

Mustafa Necati'nin bakanlığı döneminde öğretmen olan M.Rauf Ünal'ın anlattığına göre, Kastamonu'da böyle bir baloda Vali biraz geç kalmış, baloya geldiği zaman genç bir öğretmen ya bedava bulduğu içkinin etkisiyle ve yahut başka bir şeyle Vali'nin beklediği hareketi, saygıyı göstermemiş. Vali, ertesi gün Milli Eğitim Müdürüne, bu öğretmeni başka bir ilçeye tayin etmesini söylemiş, Millî Eğitim Müdürü de "Niçin?"deyip sebebini sormuş, "Böyle bir nedenle öğretmen yerinden edilemez" demiş; Vali ısrar etmiş, birkaç kez Vali ve Milli Eğitim Müdürü görüşmüşler, olmamış. Muallimler Birliği de Vali ile görüşmüş, "Bu olmaz" demiş, fakat Vali dediğinden vazgeçmiyormuş. Milli Eğitim Müdürü, bakanlığa yazmış, bakanlıktan bir müfettiş gelmiş, durumu usulen bir gözden geçirmiş, bu suretle durum Mustafa Necati'ye, bir taraftan İçişleri Bakanı'na intikal etmiş. İçişleri Bakanı, "Vali'nin otoritesi kalmadı orada, bunu uygulamalısınız" demiş. Mustafa Necati olmaz demiş, nihayet mesele Atatürk'ün huzuruna kadar gitmiş. Anlatılınca, Atatürk "Canım, bunu niye bu kadar uzatıyorsunuz, bu kadar önemsiz iş üzerinde duran bir adam vali olabilir mi? Alın oradan o valiyi, mesele halledilir" demiş ve Vali gitmiş tabii.3

1 Ocak 1929'da Maarif Vekilliği yaptığı sırada ölümü ülkede derin bir etki bırakmış, Atatürk bile bu vakitsiz ölüme gözyaşı döküp ağlamıştı.

Yıl 2015, 26 Mart'ta Yalova Valisi Selim Cebiroğlu Termal Fen Lisesi'ni ziyarete gider. Girdiği bir sınıfta öğretmen Halil Serkan Öz'e "Bu saç sakal ne? Ne biçim öğretmensin? Öğrencilerine böyle mi örnek oluyorsun? Çık dışarı sakalını kes. İnsanlar dışarıda görseler dilenci sanıp para verirler" diyerek, öğretmeni sınıftan kovar. Daha sonra kendisine eşlik eden Müdürü Halil Ahmet Kaya'ya da "Siz eşşek başı mısınız, yönetemiyorsanız istifa edin" der. Hızını alamaz, öğretmenlerle toplantı yapmak istediğini belirtir. Toplantıda söz alan bir öğretmen, kılık kıyafetle ilgili bir eylem olduğunu hatırlatır. Vali hazretleri de "Bilerek bu şekilde davranıyorsanız, anarşist gibi davranıyorsunuz" diye karşılık verir.4 Öz, beş gün sonra kendisi için düzenlenen saygı yürüyüşünde kalbi dayanamaz, hayatını kaybeder.

Yıl 2011, 8 Aralık günü bir iktidar Milletvekilimiz, "Kardeşim, doçent 2400 lira, öğretmen 1800 lira alıyormuş, ne iş yapıyorlar? Daha ne verelim? Git git gel. Beğenmeyen başka iş yapsın".5 diyerek bu mesleği aşağılamak gibi bir alışkanlık edinmişlerdi.

Siyasi iradenin maddi ve manevi örseleyici tavrı aynı zamanda öğretmen kalitesini de olumsuz etkilemiş olup, eğitime de ziyadesiyle yansımıştır. Bu da yetmezmiş gibi özverili eğitim çalışanları, müşteri gözüyle bakılan seçmenlerin karşısında çaresizdirler. Öte taraftan, istismarcılığı ve sapıklığı ispatlanan, ömür boyu cezaevinde yatması gereken öğretmenin veya memurun cezasının karşılığı ne dersiniz: "Okul değiştirme". En azından bu sapkınların yeteri kadar ceza almaları sağlansın ki, eğitimcilerin vicdanı rahatlasın.


  1. Mustafa Çapar, Türkiye'de Eğitim ve "Öteki Türkler", Özgür Üniversite Kitaplığı, s.305
  2. İbrahim Arslanoğlu, Kastamonu Öğretmen Okulları (1884-1977), Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul 1998, s.16-17.
  3. Türk Eğitim Derneği Yayınları, Mustafa Necati Anma Toplantısı-Ankara 1995-s.33,34,35
  4. Hürriyet.com.tr-30.03.2015
  5. www.personelmeb.net/sendika/begenmeyen-ogretmen-baska-isyapsin-h8608.html#ixzzWUxtc5z 
NEW OTTOMAN DREAM
ENDİŞELİ BEKLEYENLER

İlgili İletiler

 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış