MİLLÎ MÜFREDATTA GARABET: TÜRK DÜŞMANLIĞI!

Kamuoyu ben diyeyim diktatörlük, siz deyin "başkanlık" sistemini tartışırken, daha doğrusu tartışmayıp yoğun bir propagandaya maruz kalırken, sıfatı millî olan eğitim sisteminde nifak oyunları oynanmaya devam ediliyor. Bakara'yla dalga geçilmesine aldırış etmeyen münafıklar sürüsü ilahiyat fakültelerinde felsefe okutulmaması için canhıraş bir mücadeleye girişmişti. Eş'ari geleneğinin akıl tutulmasını, Gazali'nin felsefeye dair küfürlerini ciddi bir sorun değilmiş gibi görmezden gelsek de, her tarafımızı saran imam hatip okullarının matematikteki başarı oranının %2 olmasını ciddi bir mesele haline getirmemiz gerekiyor oysa…


* * *
İnsanlık tarihi göstermektedir ki; matematikle işi olmayanların kültür ve medeniyetle de işi olmamıştır, olamaz. Dinlerin kurumsal varlığı bile Sümer rahiplerinin matematiksel ifadelerinden neş'et etmiştir.

"Ecdadımız" diyen yobaz tayfasının örneğin Mimar Sinan'ın aritmetik, geometri, simetri, fiziğin temel kurallarına dair bir fikri olmadan, örneğin "istihare" yoluyla o eserleri yaptığını zannetmeleri akla ziyandır. Örneğin nota, yani genel olarak müzik matematiksel bir ifadedir. Pop veya Arabeske burun kıvırmamız, müzikte sadece dört matematiksel işlemle sanat üretmeye çalışmalarındandır. Dört işlemle hayat idame ettirilebilir, zevk alınabilir, zevk verilebilir ama kültür ve medeniyet inşa edeceği iddiasında bulunan bireylerin, toplumların dört işlemin ötesine geçmesi gerekmektedir (Nedensiz yere aklıma Cumhurbaşının sanatçı dostları geldi). Örneğin "Roma mimarisi" diye bir matematik, yani bir mimari anlayış vardır ama Ali Ağaoğlu veya Mehmet Cengiz diye bir mimari yoktur. Bunun nedenlerinden biri; iyi niyetle düşünürsek kültür ve medeniyeti milletin orasına burasına dört işlemli matematiksel ifade kondurma zannetmek olabilir. İyi niyetle buna sadece "cahillik" dilebiliriz…

* * *
Yeni "Eğitim Müfredatı" taslağında, Millî Mücadele başlığının altında artık Mustafa Kemal Atatürk ismi yer almayacakmış. Tarih derslerinde de "Atatürk İlke ve İnkılapları"nın yer almaması tartışılıyor. Oysa tarih bir iman meselesi değil, bir bilgi nesnesidir. Biz istesek de istemesek de tarihte ne olmuşsa odur. "Vahdettin aslında İngiliz gemisiyle vatanını terketmedi" demek nasıl bir tarih bilgisi değilse, "Almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık" demek de bir tarih muhakemesi değildir. Ancak yedi düvel bilmektedir ki "Ya istiklâl, ya ölüm" demek bir Türk şahsiyetidir!..

Muhammet'siz bir İslam tarihi veya İsa'sız bir Hıristiyanlık tarihi yazabiliyor musunuz? Firavun'suz bir Mısır tarihi, Sezar'sız bir Roma tarihi, Atilla'sız bir Hun-Türk tarihi, Osman Bey'siz ve Vahdettin'siz bir Osmanlı tarihi yazabiliyor musunuz? Peki nasıl oluyor da Mustafa Kemal'siz bir "İstiklâl Mücadelesi" yazabileceksiniz? Nasıl Atatürk'süz bir Cumhuriyet tarihi anlatabileceksiniz?..

* * *
Akıl dışı, bilim dışı, vicdan dışı olmasını bırakın; aslında bu, düpedüz Türk düşmanlığıdır. Çünkü Mustafa Kemal, defalarca ifade ettiği ve uygulamada gösterdiği gibi bir Türk milliyetçisidir!..

Ananıza, avradınıza küfretsem nasıl da hönkürürsünüz değil mi? Çünkü kim oldukları bellidir. Oysa milliyetinize küfrettiğimde, onu yok saydığımda gıkınız çıkmıyor. Yoksa siz Türk milletinden değil de, ne idüğü belirsiz "Bu millet"ten misiniz? Ne zaman titreyip kendinize geleceksiniz?..
ŞAKŞAKÇI
TIKANAN SİSTEM Mİ, BEYNİNİZ Mİ...?
 

Yorumlar (0)

Henüz Yorum Yapılmamış